Edinburgh Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni teknolojiyle Antarktika’da ortaya çıkarılan devasa dağ ve kanyonların, küresel ısınma sonucu yükselecek deniz seviyelerine dair tahminleri kökten değiştirebileceği açıklandı. Cumhuriyet’in haberine göre, bilim insanları için uzun süredir "Mars’tan daha gizemli" bir bölge olarak kabul edilen dev kıtanın buz örtüsü altındaki topoğrafyası, son teknoloji kullanılarak gün yüzüne çıkarıldı.
KIYI KENTLERİ İÇİN HAYATİ VERİLER!
Yeni yayımlanan kapsamlı haritada, keşfedilmemiş sıradağlar ve vadiler gösterilirken, kıyı kentlerini bekleyen büyük tehlikeye dair de hayati veriler sağlandı. Antarktika, Avustralya’nın iki katı büyüklüğünde devasa bir kara parçası olmasına rağmen, üzerindeki ortalama iki, yer yer beş kilometreyi bulan buz tabakası nedeniyle bugüne kadar tam anlamıyla keşfedilememişti.
JEOLOJİK SINIRLAR YENİDEN TANIMLANDI
Yeni haritalama çalışması, bu bilgi boşluğunu doldurarak on binlerce yeni tepe, vadi ve daha önce varlığı bilinmeyen devasa kanyonları literatüre kazandırdı. Bu keşif, kıtanın jeolojik sınırlarını yeniden tanımlarken iklim modelleri için de taze bir veri akışı sağladı.
UYDU VERİLERİNİ RÖNTGEN GİBİ KULLANDILAR
Araştırmacılar, "Buz Akışı Pertürbasyon Analizi" (IFPA) adı verilen devrim niteliğinde bir teknikle yaptıkları incelemede, buzun altındaki engebeli arazinin, yüzeydeki akış desenlerinde bıraktığı izleri fizik kurallarıyla analiz etti. Jeobilimci Profesör Andrew Curtis, uydulardan gelen verileri bir nevi "röntgen" gibi kullanarak buzun tabanındaki topoğrafyayı yansıtan yöntemin buz tabakalarının ötesini görmek için tamamen yeni bir ufuk açtığını vurguladı. Yıllar süren testlerin ardından tüm kıtaya uygulanan bu teknoloji, sondaj yapmanın imkansız olduğu derinliklerdeki yeryüzü şekillerini sayısal verilere dönüştürmeyi başardı.
DENİZ SEVİYESİ DAHA HASSAS ÖLÇÜLEBİLECEK
Keşfedilen bu yeni harita, sadece coğrafi bir merakın sonucu değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelenin stratejik bir parçası. Araştırmalar, buzul altındaki engebeli arazinin, dağ sırtlarının ve keskin yamaçların, eriyen buzulların denize doğru kaymasını engelleyen birer "fren" görevi gördüğünü kanıtlıyor. Yeni haritadaki veriler, hangi bölgelerdeki buzulların daha hızlı çekileceğini, hangilerinin ise yer şekilleri sayesinde daha dirençli kalacağını öngörmeyi mümkün kılacak. Bu durum, İstanbul’dan New York’a kadar pek çok kıyı kentini tehdit eden deniz seviyesi yükselmesi tahminlerinin çok daha hassas bir şekilde yapılmasını sağlayacak.




