İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT’ın bu haftaki bölümünde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde iken Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen ve polis müdahalesi ile tahliye edilmek istenen Meslek Fabrikası ile ilgili konuştu. Kartal, Meslek Fabrikası için CHP, kent dinamikleri ve İzmirli yurttaşlardan tarafından sürdürülen nöbeti değerlendirdi.
“BENİM EYLEMDE OLMAMA ŞAŞIRMALARINA GEREK YOK”
Kartal’ın açıklamaları şöyle:
“Meslek Fabrikasıyla ilgili önce şunu söyleyeyim yaklaşık 3 saat ben oradaydım. Çok mutlu olduğum bir şeyi söyleyeyim; onlarca işçi arkadaş gelip selam verdiler, hal hatır sordular. Açıkçası bu kadar sevgiyi beklemiyordum. Çok teşekkür ederim hepsine. Çok iyi hissettirdiler bana. Şaşıranlar da olmuş olabilir. Kendisini Cemil Tugay’a yakın hisseden işçileri demiyorum. Yakın hissedenlerden benim orada olmamla ilgili şaşıranlar oldu. Hiç şaşırmalarına gerek yok. İlk gençlik yıllarından itibaren hayatım direnişlerin içerisinde bir genç olarak, gazeteci olmadan önce de öyle geçti zaten. Bundan önce de söylemiştim; burada bir direniş devam ederse, Meslek Fabrikası Cemil Tugay’ın malı değil, Meslek Fabrikası İzmirlilerin malı. Burada çok ciddi bir haksızlık, hukuksuzluk söz konusu. Ona sahip çıkmak da İzmirlilere düşer, bizlere düşer.
Basmane Çukuru’na, Buca Cezaevi alanına, Çeşme Otoyolu’na sahip çıkmak aynı zamanda tüm İzmirlilerin görevi. Bu ülkede vergi ödeyen, askerliğini yapan herkesin anasının ak sütü gibi helal.”
“TUGAY’IN AKP İLE KURDUĞU İLİŞKİ KONUYU BURAYA GETİRDİ”
Hem AKP hem de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a eleştirilerde bulunan Kartal, şunları söyledi:
“Bunu önceki yayında da söylemiştim; AKP bu hamleyi yaparak İzmir’e şaşı baktığını, İzmir’e tırnak içinde işgal edilmesi gereken bir yermiş gibi baktığını bir kez daha göstermiş oluyor.
Peki bu iş bir taraftan nasıl bu kadar büyüdü? Çok net ifade etmeliyim. Cumhuriyet Halk Partili büyükşehir belediye başkanının Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, il başkanı ve bakanlarla özellikle geçtiğimiz yaz aylarında kurduğu ilişki, o ilişkinin seviyesi, o ilişkinin partiler arası mücadele ve hukuk bakımından bozuk kurulmuş olması konunun buraya gelmesine sebep oldu.
Yani 9 Eylül yürüyüşünde yanında AKP’li milletvekilleriyle beraber yürüyorsun ondan sonra AKP il başkanı çıkıp “Haftada üç kere görüşüyoruz” diyor. Bakanlarla yaptığın görüşmelerde kapalı kapılar ardında methiyeler diziyorsun. Diğer taraftan işte ilk kavga etmeye başladığında bunların hepsini senin yüzüne vuran bir siyasi parti. Görüyorsun AKP’nin tüm milletvekilleri ‘sen kapalı kapılar ardında neler söylüyordun şimdi başka bir dile döndün’ diye Cemil Tugay’ın bunu yüzüne vuruyorlar. E tabii ki bir güvensizlik durumu ortaya çıktığı için Cemil Tugay’ın bir çağrısıyla on binler dökülmüyor.
Gazeteci Fatih Yapar Ege’de SonSöz’deki yayınında çok doğru bir şey söyledi, ben de katılıyorum buna. Bugün Eyyüp Kadir İnan masaya çağırsa ilk gidecek kişi Cemil Tugay. Öyle gösteriyor. Görüntü o. Şimdiye kadarki pratiği o yönde.
Cemil Tugay’ın gazıyla insanlarla kavga edenler sonrasında o kavgada yapayalnız kaldıklarını görüyorlar.
Benzerini ben de yaşadım. Biliyorsun benimle ilgilide bir dönem belediye başkanlarını bir araya getirip İz Gazete’yi batırmaya yönelik hamleler yaptı. Sonrasında masaya da geldi gazeteye de geldi. “Bir dediği bir dediği tutmuyor” diye düşünen çok fazla yerel yönetici oldu. Şimdi görüntü ne oldu? siz bu kadar iyiydiniz şimdi biber gazlarına TOMA’lara kadar geldi iş.”
“DİRENİŞİN KOMUTANI” YURT DIŞINDAYDI
Meslek Fabrikası ile ilgili tahliye sürecini değerlendiren Kartal, şöyle konuştu:
“AKP İzmir’in malına çöküyor ve bu engellenemiyor. Hani diploması yapılacaktı hani işte aranız çok iyiydi diye düşünen Cumhuriyet Halk Partili çok fazla. İki hafta süre verilmişti. Tahliye kararı 2 hafta ertelenmişti. 2 hafta sonra randevu verilmiş olundu aslında. Yani 2 hafta sonra polis zoruyla geleceğiz denilmiş oldu. Yani herkes bunu böyle anladı değil mi? Niye iki hafta ertelersin? Son yayında da söylemiştim zaten. Yani 2 hafta sonra nasıl geleceksin? Herhalde polis zoruyla gelecek. Eğer vazgeçmeyeceksen. Bu kadar gün ve tarih belliyken buradan Lyon’a bir sempozyuma ya da bir toplantıya konuşma yapmaya gitmek de tuhaf geliyor bana. Bu kadar belli işte.
Pazartesi günü gelecekler, gün vermişler. Hatta öyle ki burada bir direniş olacağını düşünerek sabahın çok erken saatlerinde polis geliyor. Muhtemelen biz tarih de verdiğimize göre buraya insanlar yığılır. Biz erkenden gidip sabah 5 civarı “barikatları, bariyerleri kuralım” diye düşünülüyor.
Ama anladığım Cemil Tugay Fransa’daysa, Fransa’da oluşundan anladığım ya burada ciddi bir hazırlık, burayı korumaya yönelik İzmirlilere bir çağrı yok demek ki. Başkan yok ortada. Tırnak içinde “direnişin komutanı yurt dışında”
Açıkçası 2 hafta süre olmasına rağmen İzmirlilere bu konu anlatılıp İzmir’in emek, demokrasi, özgürlük güçlerini bir araya getirerek daha geniş çevreye bu konunun Cemil Tugay meselesi değil, bu konunun sadece CHP meselesi de değil, bu konunun İzmir’in bir mülküne malına el konulması, çökülmesi meselesi olduğu anlatılamamış.
Anlatılabilmiş olsaydı herhalde bugün mesela ben oradaydım. Alanda 300-400 kişi varsa 100 kişi gazeteciydi zaten.”
“İZMİRLİLER SAHİP ÇIKMAZSA MESLEK FABRİKASINA ÇÖKECEKLER”
Kartal, son olarak şunları kaydetti:
“Daha geniş çevrelerle İzmir buraya sahip çıkmazsa belli ki meslek fabrikasına çökecekler. Yıllar sonra mahkeme sonuçlandığında İzmir Büyükşehir Belediyesi tekrar malını geri alabilir. Ama bugün Cemil Tugay ile AKP’li siyasetçilerin, İzmir’deki AKP’li siyasetçilerin içine girdiği itiş kakış, inatlaşma ve güç gösterisinin sonucunu yaşamış oluyoruz. Ve bu kadar az bir sahiplenmeyle de bunu durdurabilmek şu an mümkün değil gibi duruyor. Umarım çok daha geniş çevreleri ikna eden bir dil tutturulur.”




