İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal’ın İzmir gündemini değerlendirdiği KAYIT programının 14’üncü bölümü İz Gazete Youtube kanalında izleyiciyle buluştu. Kartal, kentin öne çıkan gelişmelerini değerlendirdiği KAYIT’ın bu bölümünde CHP’nin İzmir’de gerçekleştirdiği yerel medya buluşmasını ele aldı. Kartal, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi’nin çalıştayda çok konuşulan sözleri ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın basın özgürlüğüne dair açıklamasını değerlendirdi.

CHP’NİN YEREL MEDYA BULUŞMASI

Kartal’ın konuşmasından dikkat çeken kısımlar şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi bundan önce de yerel medya buluşması yapıyordu. Marmaris'te oluyordu. Tüm Türkiye'den 500'e yakın yerel gazeteci katılıyordu. Atila Sertel ve Tuncay Özkan'ın ciddi emekleri vardı onda. Biz de tamamına neredeyse katıldık. Açıkçası onu da eleştiriyorduk. Orada tabii masalar kurulmasına ve çeşitli konularla ilgili çalıştaylar yapılması, konaklamalı, iki gün süren, derinlemesine konuşulan tüm konular ve bir sonuç deklarasyonu yayınlanan bir çalıştaydı bu. Ama onu da eleştiriyorduk. Yani daha somut bir çalıştay istiyorduk.

İktidara yürüyen bir partinin sadece çeşitli konularla ilgili tespit yapmak ve bunları sanki ağlama kürsüsünde konuşuyormuş gibi gazetecilere, zaten sorunu yaşayan insanlara tekrar tekrar anlatmak yerine, buradan biz iktidara geldiğimizde ne yapabiliriz ile ilgili somut veri çıkartması gerektiğini, düşünüyorduk. Bir de şunu istiyorduk; yetmez, iktidara gelmeden önce de yerel de iktidarsınız ve bununla ilgili yapabilecekleriniz var diye Türkiye'nin her yerinden gelen gazeteciler bunu söylüyordu. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerde iktidar olması nedeniyle belediyelerde yaptığı faaliyetler, çalışmalarla genel iktidarın kapısının açılacağını düşünüyor.

Orada bir düşünce olduğu söylenebilir. O yüzden Atila Sertel ve Tuncay Özkan'ın düzenlediği, geçen dönem yapılan çalıştayların, yerel medya buluşmalarının bu bakımdan da daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Şimdi İzmir'de, bu sefer bölgesel yapmaya karar vermişler. 7 bölgede yapacaklarmış. Ege Bölgesi'ni İzmir'de yapmaya karar vermişler. Bu çalıştayın diğerinden farkı, bence bu biraz daha fazla eleştirilmeye ihtiyaç duyulan bir buluşma oldu. Sadece yerelde de yapabilecekleriniz var, buradan başlayalım konusu zaten hiç yok. Oraya değineceğiz. İkincisi, iktidara geldiğimizde biz neleri değiştireceğiz noktasında da bir somut veri yok.

Gazeteciden dinleyip, buradan bak bunların değişmesi gerekir somut verisi yok. Ben bundan önce Marmaris'te yapılan çalıştayları Basın İlan Kurumu’nun, RTÜK’ün, en yetkin isimlerinin dahi izlediğini saniye saniye takip ettiğini, yapılan konuşmaları okuduğunu biliyorum. Bunun böyle bir etkisi açıkçası olamadı. Gazeteciye, gazetecinin derdini anlatan bir şey olduğu ile ilgili bir izlenimim var. Sadece dertlerimiz varı konuşmanın bir anlamı yok.

ÇALIŞTAYDAN NE SONUÇ ÇIKARILDIĞIYLA İLGİLİ ŞÜPHELERİM VAR

Ben Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği' nin genel başkanıyım. İzmir merkezli bir dernek bu. Dört yıllık bir dernek. Dört yıl içinde de iki kere İzmir'de, Seferihisar'da bir basın kampı gerçekleştirdik. Birinci ve ikinci İzmir basın kampı. Türkiye'nin dört bir tarafından, yedi bölgeden hatta yurt dışından da gazetecilerin katıldığı yerel ve ulusal gazetecilerin bir araya geldiği, 4 gün süren ve detaylı sadece sorunların değil, bununla ilgili neler yapılabileceğinin de konuşulduğu kamplardı bunlar.

Bir kitabı da çıktı bu kampın aynı zamanda. Açıkçası çok daha verimliydi. Keşke bu çalıştayı düzenleyen arkadaşlar, ya bu Türkiye'de, Türkiye'nin hiçbir yerinde böyle kamplar olmuyor. 25 yıl önce İstanbul'da böyle basın kampı yapılmış. Hazır İzmir'de böyle kamp yapılmışken biz de İzmir'de çalıştay yapıyoruz. Bir gelin şunun sonuçlarını da orada 4 gün konuşmuşsunuz. 4 gün konuşulan şeylerin sonuçlarını da paylaşın, verin, kitabını getirin ya da burada öneriler neydi acaba diye davet etselerdi isterdim. Çünkü 300 gazeteci katıldı. Yani ben başkan olduğum için demiyorum. O kampa katılan, kampın düzenlenmesi için emek harcayan insanların da biraz emeği görünmezden gelinmiş oldu. Keşke daha fazla yerde yerel gazeteciler daha fazla dertlerini anlatabilseler. Ama buradan ne sonuç çıkarıldığı ile ilgili ciddi şüphelerim var.

DİLEK GAPPİ’NİN AÇIKLAMALARI

Dilek Gappi’nin bir cümlesi çok tartışıldı. Söylemek istediği ayrı bir de söyleme şekli ayrı. Söylemek istediği konusunda Dilek Gappi’ye katılıyorum. Yani gazeteciliğin temel değerlerinin ortadan kaldırılarak geniş kitlelere yayınlar yapılması ile ilgili bizim de fenomen sosyal medya hesapları ile ilgili eleştirilerimiz söz konusu. Fenerbahçe taraftarının geçmişte Beşiktaş teknik direktörü Rıza Çalımbay ile ilgili ‘Rıza efendi iki ekmek bir süt kap gel’ diye pankart açması gibi… Babası kapıcıymış Rıza Çalımbay’ın. Çeşitli işlerle ilgili küçümseyici bir ifade ile kullanılmış olması talihsizlik oldu.

İkincisi, İzmir'de Son Dakika isimli haber portalının sahibi aynı zamanda Alsancak Pilavcısı’nın sahibi. Pilavcı kelimesi biraz sosyal medya fenomen sayfalarla ilgili buradan bir çağrışımda bulunduruyor ama İzmir'de Son Dakika, eskiden pilavcılık yapan biri tarafından kurmuş olmasına rağmen şimdi onlarca gazetecinin çalıştığı bir kurum haline geldi. Orada tabii elma ile armudu ayırmak gerekir. Diğer ona benzeyen sosyal medya hesabını belki 1-2 kişi ve merdiven altı yönetiyor olabilir ama artık orası bir kurum haline geldi. Oradaki gazeteciler muhtemelen İzmir Gazeteciler Cemiyeti'ne üye olacaklar aynı zamanda. Ben ifade ediliş şekliyle ilgili bir sıkıntı olsa da niyet bakımından problemli bir niyet olduğunu düşünmüyorum.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ EN SON KONUŞACAK KİŞİ CEMİL TUGAY

Basın özgürlüğü konusunda en son konuşması gereken kişi, bir basın özgürlüğü ile ilgili çalıştayda açılış konuşması yapmak durumunda kalıyor İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için. Çalıştayda muhtemelen tepkileri insanlar sessizce kendi aralarında göstermişlerdir. Cemil Tugay'ın durumu tam kuzu postundaki kurt. Yani kurt, kuzu sürüsünün arasına girerken kuzu kıyafeti giyiyor ve saklanıyor. Ama sonrasında postunu çıkarıp kuzuları yemeye başlıyor. Tam olarak durumu bu. Bir Latin atasözü diyor ki ‘Sözler rüzgar, işler gerçektir.’ Yine Hazreti Ali'nin bir sözü var, ‘İnsan ne söylediğiyle değil ne yaptığıyla konuşur’ yani aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Yani şimdi Cemil Tugay bir buçuk yıldır İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde basın özgürlüğüyle ilgili çok vukuatlı ve sakat işler yapan bir isim olduğu için belki de en az konuşması gereken alanlardan bir tanesi bu. Bir tanesi de işçi meselesi bir kere. İşçi, emek hakları ile ilgili Cemil Tugay'ın bir sosyal demokrat partinin yöneticisi olarak ‘ahkam’ kesebilme şansı yok, ‘nutuk atabilme’ şansı yok.

YEREL GAZETELERE İLAN AMBARGOSU

9 Eylül Gazetesi’nin kuruluş yıl dönümünde çıkardığı ilavede sehven, Atila Sertel'in köşe yazısının, Atilla Sertel'in ismi var, fotoğrafı var, yazı sehven başka bir yazarın köşe yazısı konuluyor ilavede. O yazı da kültür sanat alanında Cemil Tugay'ı kısmen eleştiren bir yazı. Yanlışlıkla konuluyor. Bunu da 9 Eylül Gazetesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti sosyal medya hesabından paylaşıyor. Diyor ki yanlışlıkla yapılmıştır, özür dileriz. Hem yazarımızdan hem Cemil Tugay'dan özür dileriz. Çünkü sayfalarca hazırlanmış bir ilave böyle hatalar olabilir. Hatta düzeltilmiş haliyle ilgili ek baskı yapıp İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne götürüyor. Cemil Tugay, 9 Eylül gazetesinin gazete alımlarını ve ilanlarını kesme talimatı verdi.

Alın size basın özgürlüğü. Yani hatayla yanlışlıkla eleştirmişler. Yanlışlıkla eleştirdiklerini kabul etmişler. Telafi etmeye çalışmışlar. Gazete alımı ve ilan konusunda bir cezayla, yaptırımla karşı karşıya kalıyorlar. Yine aynı şekilde türlü internet siteleri, kendileriyle konuşmadığım için isimlerini vermiyorum. Yaptıkları haber beğenilmediği için belediyeden aldıkları ilan kesiliyor. Bu hatta duyuruluyor ki diğer internet sitelerinde gazeteler sakın ha asla Cemil Tugay'ın canını sıkabilecek türden haber yapmasınlar. Çokça örneği var bunun. Yine benzerini ben yaşadım. Benim yaptığım bir haberi belgeli ıslak imzalı bir haberi paylaşan İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanı havuza gönderildi. İşinden oldu, bunu defalarca anlattık. Sonra sorduğunda benim haberimi, Ümit Kartal'ın haberini paylaştın. O yüzden başkan sana sinirli. Seni işe almayı ve seninle görüşülmesini istemiyor denildi. Yine beğenmediği bir köşe yazısı ile ilgili Cemil Tugay, köşe yazarı, yazıyı yazan kişi İzmir Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu üyesi olduğu için, o kişiyi yönetimden atmazsanız İzmir Gazeteciler Cemiyeti ile bir daha görüşmem tehdidinde bulundu. Dilek Gappi’ye sorsunlar bunu.

İKİ GAZETEYİ BATIRMAK İÇİN TOPLANTILAR YAPTI

Basın özgürlüğü konusunda durumumuz utanç vericidir diyen kişi. Yine göreve gelir gelmez, İz Gazete ve Ege'de Sonsöz’le ilgili, bu iki kurumu batırmak üzere iki ayrı toplantı gerçekleştirdi ilçe belediye başkanlarıyla. İlçe belediye başkanlarıyla iki ayrı toplantı yaparak bu iki kurumu batırmakla ilgili karar aldı. Bu toplantıdan sonra Cemil Tugay'ın basın danışmanı, ilçe belediyelerinin basın danışmanlarını arayarak başkanlarımız kendi aralarında karar aldılar, bu iki kurumla çalışma yapıyorsanız, bunlara ilan veriyorsanız vermeyin dedi.

Basın özgürlüğü bak. Neden? Bu iki kurumun yayın çizgisini beğenmiyor diye. Yine geçen dönemden tüm Türkiye'ye örnek olan, hatta bunu da bahsettiğim türden yapılan çalıştaylarda CHP genel merkezine, buyurun bak İzmir'de bu iş yapıldı, tüm Türkiye'deki belediyelere yayalım diye örnek gösterirler. Meclis karar özetleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi meclisinde alınan kararların özetleri, İzmir'de yayınlanan günlük gazetelere başkan oluru aranmaksızın, yani yayın çizgisi ne olursa olsun, muhalif de olsa desteklesene, tamamına ayda bir yayınlanarak bir can suyu.

İzmir'deki yerel gazetelere bir can suyu kararı alınmıştı geçen dönem. Başkan oluru aranmaksızın. Yine beğenmediği haberler nedeniyle meclisi acil koduyla toplantıya çağırdı Cemil Tugay ve dedi ki bu başkan oluru aranmaksızın maddesini kaldırıyoruz. Başkanın kuracağı komisyon belirleyecek bu ilanların kime verileceğini. Yani dedi canımın istediğine vereceğim, canımın istediğine vermeyeceğim dedi. Kararı değiştirdi. Basın özgürlüğü değil mi? Yine beğenmediği haber ya da köşe yazısı nedeniyle Whatsapp'tan ve sosyal medyadan engellediği onlarca gazeteci var.

Biri de benim zaten. Benimle ilgili ANKA'yı çağırıp, işçilerin toplu iş sözleşmesi sürecine dair yaptığım ıslak imzalı belgeli haberden bir gün sonra ANKA'yı çağırıp ‘ahlaksız, ezeli düşman gazeteci’ dedi. Neyin basın özgürlüğünden bahsediyoruz? Neymiş, utanç vericiymiş. Bence burada utanç verici olan şey Cemil Tugay gibi basın özgürlüğü konusunda vukuatlı birinin basın özgürlüğüyle ilgili nutuk atmasıdır.

İzmirli taksicilerden Martı TAG dilekçesi: Geldikleri gibi giderler!
İzmirli taksicilerden Martı TAG dilekçesi: Geldikleri gibi giderler!
İçeriği Görüntüle

Buna bu fırsatın verilmesidir. Utanç verici olan şey bu. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde iktidar adayı bir partinin yapması gereken gazetecilerle ilgili hayatta karşılığı olan somut kararlar alıp ilan etmektir. Bakın biz böyle karar aldık, gazetecilerin yaşamlarına biz yerel yönetimlerde en azından yönettiğimiz yerlerde böyle somut, faydalı dokunuşlarda bulunacağız. Görün biz hele iktidara gelsek nasıl basın özgürlüğü nasıl gazetecinin çalışma koşullarını düzeltiriz diye karar alması lazım. Bu yıl tüm Türkiye'de olmasına rağmen İzmir'de İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otoparklarında basın kartı sahibi olan gazetecilerin araçlarındaki kart iptal edildi.

CHP BASINDAN SORUMLU GENEL BAŞKAN YARDIMCISI BİR ECZACI!

Türkiye'nin her yerinde gazeteciler trafikte geçiş üstünlüğü haberlere giderken ve ücretsiz otopark haklarına sahiplerken çeşitli belediyelerde hem CHP'li hem AKP'li belediyelerde tüm siyasi partilerden, belediyelerden bu hak sağlanıyorken, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde de onlarca yıldır varken İzmir Büyükşehir Belediyesi bu yıl aldığı kararla partileri iptal etti.

Biz neyden bahsediyoruz? Bunları bir engellesenize… Burhanettin Bulut, CHP’nin Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Zaten eleştirim şu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yani iktidar olmak isteyen partinin basından sorumlu genel başkan yardımcısı, hayatının hiçbir döneminde gazetecilik yapmamış olan bir eczacı. Neden eczacı basından sorumlu genel başkan yardımcısı olur ki? Bundan önce gazetecilik yapmış olan, köşe yazarlığı, televizyon programcılığı, televizyoncu yapmış, televizyon yöneticiliği yapmış kişiler basından sorumlu genel başkan yardımcısı oluyordu. Biz gazetecilerin beklentisi burada daha somut şeylerin yapılması.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN