Türkiye’nin bankacı, doktor ve avukat gibi mesleklerin yanı sıra sanatkârlara, ehil ustalara, üretimi sürdürecek ve geliştirecek bir nesile de ihtiyacı olduğunu vurgulayan Koç, ekonomik büyümenin kalıcı ve sağlıklı yolunun güçlü bir üretim yapısı kurmaktan geçtiğini ifade etti.
Geçmişte Türkiye’nin büyük fırsatlar kaçırdığını belirten Koç, “Üretim ekonomisine yapılması gereken yatırımların önemli bir kısmını AVM’lere, kafelere ve bu tür yapılanmalara yönlendirdik. Bugün gençler, geliri çok da iyi olan mobilyacılık, oto tamirciliği, tornacılık gibi sanat isteyen işler yerine bir kafede asgari ücretle çalışmayı tercih ediyor. Oysa ülkemizin geleceği üretim gücümüzün artırılmasına ve sürdürülmesine bağlıdır” diye konuştu.
TOKİ MODELİYLE YENİ ÜRETİM ALANLARI OLUŞTURULMALI
Türkiye’nin önünde yeni ve büyük bir fırsat bulunduğunu söyleyen Koç, şehir merkezlerine sıkışmış ve meskenlerin altında üretim yapan esnaf için yeni üretim alanlarının açılması gerektiğini belirtti. Koç, “TOKİ modeli ile oluşturulacak yeni rezerv alanları, sanayi siteleri ile üretimimizi canlandırabilir, şehrimizi şaha kaldırabiliriz” dedi.
Gençlerin dinamizmini, estetik anlayışını, teknolojisini ve girişimciliğini üretimle buluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Koç, gençlerin yalnızca üretim yapmakla kalmayıp tasarım, markalaşma, ambalajlama, dijital tanıtım ve e-ticaret alanlarında da rol alabileceğini söyledi.
Koç, “Bugünün genci bir koltuğu, masayı, sehpayı veya dolabı sadece üretmekle kalmayabilir. Onu tasarlayabilir, markalaştırabilir, ambalajlayabilir, dijital ortamda tanıtabilir, e-ticaretle dünyanın her yerine satabilir” ifadelerini kullandı. Gençlere “Üretimi öğrenin, AR-GE yapın, tasarlayın, markalaşın ve dünyaya satın” çağrısında bulunan Koç, üretim sürecinde gençlerin önünün açılması gerektiğini vurguladı.
İŞVERENE DE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Gençleri üretime kazandırma sürecinde işverenlere de önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Koç, meslek lisesi ve üniversitelerden gelen gençlerin yalnızca “iş bilen eleman” olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Koç, “Onlara hata yapma hakkı, gelişme alanı ve AR-GE imkânı vermeliyiz. Bir gencin potansiyelini ortaya çıkarmasını istiyorsak, bunun için yatırım yapmalıyız” dedi.
Gençleri üretime kazandırmanın tek başına yeterli olmadığını da belirten Koç, mevcut üreticilerin önünün açılması gerektiğine dikkat çekti. Koç, yeni üretim alanları oluşturulması, kapasitenin artırılması ve işletmelerin makine parklarının büyütülmesi gerektiğini belirterek, aksi halde ihracat, markalaşma ve dünya pazarından alınacak payın artırılamayacağını söyledi.
“İZMİR MOBİLYASINI DÜNYA MARKASI HALİNE GETİRMELİYİZ”
İzmir’in konumu, üretim kültürü ve lojistik avantajlarıyla önemli fırsatlar sunduğunu hatırlatan Koç, günümüzde üretimin yanı sıra markalaşma ve dijital pazarlamanın da önem kazandığını ifade etti. Koç, “Bugün dünyada insanlar yalnızca üretmiyor; ürettiğini markalıyor, dijital dünyada pazarlıyor ve dünyanın dört bir yanına satıyor. Biz de bunu yapabiliriz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin üretime, üreticilerin teknolojiye, esnafın yeni üretim alanlarına ve sektörün dünya pazarlarına taşınması gerektiğini vurgulayan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geleceğin İzmir’ini sadece tüketerek değil, üreterek kuracağız. Bir tren daha kaçırma lüksümüz yok. Gençlerimizi üretimle buluşturmalı, üreticimizin kapasitesini büyütmeli ve İzmir mobilyasını dünya markası haline getirmek için bugünden harekete geçmeliyiz. ‘Güçlü esnaf, güçlü birliktelik’ sloganımızı hayata geçirmeliyiz.”



