İzmir’de günlerdir süren ve binlerce hektar ormanlık alanın kül olmasına yol açan yangınların ardından yurttaş tedirginliğini koruyor. İz TV mikrofonuna konuşan İzmirliler, üzüntüsünü dile getirirken, orman yangınların büyük kısmının ihmalden meydana geldiğinin altını çizdi.

Her yıl aynı senaryo

Hükümet yetkililerine sitemde bulunan Ömer Sevinç, “Yangınları önlemek için herhangi bir çabaya içine girdiklerini sanmıyorum. Her yıl aynı senaryo ile karşı karşıya kalıyoruz. Hükümetin çabalarını göremiyoruz. Vatandaşlar ise yangınlardan mağduriyet yaşıyor. Sadece insanlar değil, hayvanlar da bu yangınlardan korunamıyor, onlar da mağdur. Devletin bu çalışmalarda, önlemlerde yetersiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

Neden İzmir?

Buca’da oturduğunu ve yangının çok yakın bir yerde başladığını anlatan Sevinç Koç, “Bu çok üzücü bir olay ve nasıl bir önlem alacaklarını bilemiyorum. Sorguluyorum, neden İzmir? Eş zamanlı mı çıkıyor bu yangınlar? Nasıl olur da yeterli müdahale yapılmaz? İzmirli olarak çok üzülüyorum. Sosyal medya da olduğu gibi buradan da sesimizi sizlerin aracılığıyla duyurmak isteriz. Devlet acil bir şekilde önlem almalı. Bu yangınlar artık yerleşim yerlerine kadar gelebiliyor, insanların da hayatı tehlikede. Sadece insanlar değil, hayvanlar da çok kötü etkileniyor. Onların da güvende yaşaması lazım” ifadelerini dile getirdi.

İzmir’de Zafer Bayramı konseri: Vatandaşlar marşlara coşkuyla eşlik etti
İzmir’de Zafer Bayramı konseri: Vatandaşlar marşlara coşkuyla eşlik etti
İçeriği Görüntüle

Yapılaşma çok

Ormanın içinde yapılaşmanın çok olduğuna dikkat çeken Hikmet Koç, “Fabrikalar ve entegre depoları kuruluyor, klimaların bakım ve onarımı oluyor. Birkaç yangının elektrikli cihazların bakım ve onarımdan çıkan kıvılcımdan kaynaklandığını düşünüyoruz. Nitekim haberler de aynı şeyleri yazıyor. Bunun en temel nedeni yapılaşma. İnsanlar ormanın içine girdiğinde oradaki yaşam alanı daha fazla zarar görüyor. Buca’da kabloların ağaçlara temas etmemesi için iyi önlem alınıyor. Bu önlemin buralarda da olması lazım. Ormanlık alanları boşaltmaları gerekiyor ya da ağaçların dipleri, elektrik santrallerinin dipleri temizlenmeli. Ormanlarımız bir kıvılcımla zarar görüyor ve yok oluyor” diye konuştu.

Çaresiz hissediyoruz

Orman yangınlarının kendisini korkuttuğunu söyleyen Feraye Erkan, “Geçen yıl da aynısını yaşadık ve hiçbir şey değişmedi. Hem bizler hem hayvanlar ve doğamız resmen yok oluyor. Ben Aydın’da yaşıyorum ve orası da aynı. İnsanların zeytinlik alanı yok oldu. Yıllarca ekip biçtiği, kıyamadığı o zeytinlikleri birkaç saatte kül oldu. Bir kıvılcımla başlayan yangın, koca kenti yok edebiliyor. Bu konuda hiçbir şekilde yardım alamıyoruz. Çok çaresiz hissediyoruz. 10 yıl sonra elimizde neresi kalacak bilemiyoruz. İhmalin olduğu çok açık. Onun dışında insanların bilinçli olmadığını öğreniyoruz. Ormanlık alanlara gidip mangal yakıyorlar” yorumunu yaptı.

Bunu yapanlar vatan haini

Zeynel Abidin de İzmir’in bu yangınlarla harap edildiğini ifade ederek, “Bunu yapanların birer vatan haini olduklarını düşünüyorum. Kötü bahanelerle yanan yastıkları gördüm. Bunu yapanların acilen cezalandırılması lazım. Kentimizi mahvediyorlar. Bunun kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hayvanlarımız da yangından telef oluyorlar. Vatandaşlarımızın evleri yanıyor, arsası ve bahçesi yok oluyor. Onlar adına da çok üzülüyorum” ifadelerini kullandı.

İzleme kuleleri olmalı

Ağaçların yanmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Ayten Durmaz, “Bu konuda gereken neyse yapılmalı. İhmalleri gözden geçirmeliler. Ağaçların yanmasının önlenmesi için drone ile izlenmeli ve güvenlik önlemleri alınmalı. Her şirketin güvenliği olduğu gibi ormanlarda da güvenlik olmalı, izleme kuleleri olmalı. Ormanlar geleceğimiz” dedi.

Bakım yapılmalı

İnsanların içtiği sigaranın izmaritini etrafa attığına dikkat çeken Mehmet Sevinç, “Bunu yapmamalıyız. İkincisi, dağlarda piknik yaparken, ovalara giderken cam, çöp gibi yanıcı, ateşleyici maddeleri ormana bırakmamalıyız. Bunlar güneşin ısıtma etkisiyle patlayıp ormanlık alana kıvılcım yayıyor. Bu sebeple de ormanlarımız kül olmaya kadar gidiyor. Elektrik direklerinin de eksiklerinin olduğunu ve bunların bakımlarının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Muhakkak bunların da dikkate alınması gerekiyor. Bu önlemler yaz mevsimi gelmeden, havalar iyice ısınmadan alınmalı. Bir ağaç demek, bir ömür demektir. Birdenbire anlık dikkatsizlikle koca orman yok oluyor, oksijenimiz yok oluyor” ifadelerine yer verdi.

Birileri düğmeye basmış gibi

Yangınların genellikle rüzgârın yoğun olduğu günlerde çıktığını söyleyen Ahmet Kayhan ise,
“Her ne hikmetse bazı güçler tarafından rüzgârın olduğu zamanlarda Türkiye’nin birçok yerinde eş zamanlı yangınlar başlıyor. Bu da kafamızda ciddi soru işaretlerine yol açıyor. Bu sebeple yangınların pek de doğadan kaynaklı olduğuna inanmıyorum. Birileri bir yerden düğmeye basmış gibi düşünüyorum” dedi.

Muhabir: TURGAY KILIÇ