İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan, İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 yurttaşın hayatını kaybettiği depremin ardından 5 yıldan fazla süre geçmesine rağmen depremzedelerin yaralarının hala sarılmadığını belirtti.
Orta ve az hasarlı konut sahiplerinin, depremzede olarak değerlendirilmeyip; evlerini yenileme sürecinde gerekli desteklerden mahrum bırakıldığını hatırlatan İZDEDA Başkanı Özkan, bugün hâlâ binlerce vatandaşın ya evine kavuşamadığını ya da ağır kira yükü altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. İstanbul’da hem “Yarısı Bizden” desteği hem de %0,69 faiz oranlı kredi imkânının birlikte sunulduğuna dikkat çeken Özkan, “Buradan açıkça soruyoruz: Neden İzmirli depremzede bu desteklerden mahrum bırakılmıştır?” ifadelerini kullandı.
"İZMİR'E NEDEN FARKLI MUAMELE"
Eleştirilerini ve taleplerini sıralayan İZDEDA Başkanı Haydar Özkan, yetkililere seslenerek şunları kaydetti:
"İzmir’e neden farklı muamele? Bu adaletsizliğin açıklaması var mı?
30 Ekim 2020 İzmir depreminin üzerinden beş yıl geçmiştir. Ancak geçen bu süreye rağmen depremzedelerin yaraları hâlâ sarılmamıştır.
Ağır hasarlı konutlar büyük ölçüde yeniden yapılırken; orta ve az hasarlı konut sahipleri açıkça kaderine terk edilmiştir. Orta ve az hasarlı konut sahipleri, depremzede olarak değerlendirilmemiş; bu nedenle evlerini yenileme sürecinde gerekli desteklerden mahrum bırakılmıştır.
Bu vatandaşlar, herhangi bir tercihleri olmaksızın, evlerini kendi imkânlarıyla yeniden yapmak zorunda bırakılmıştır.
Üstelik bu süreçte gerekli finansman destekleri de zamanında sağlanmamıştır.
Dünya Bankası destekli kentsel dönüşüm kredisi, İzmir’de ancak depremin üzerinden dört yıl geçtikten sonra uygulanmaya başlanmıştır.
Bu süreçte, uzun uğraşlar ve yoğun mücadeleler sonucunda elde edilen emsal artışına rağmen, uygulamadaki gecikmeler nedeniyle konutların yapımı hâlâ tamamlanamamış, vatandaşın mağduriyeti katlanarak büyümüştür. Bugün hâlâ binlerce vatandaş ya evine kavuşamamış ya da ağır kira yükü altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Öte yandan kamuoyunun cevabını beklediği çok önemli bir soru vardır: İzmir depreminden yaklaşık on ay önce deprem yaşayan bir ilimiz, bizden üç yıl sonra meydana gelen 6 Şubat depremleri sonrasında, etkilenen iller kapsamına alınarak afet bölgesi ilan edilmiştir.
Peki İzmir neden aynı kapsamda değerlendirilmemiştir? Neden İzmir, yaşadığı büyük depreme rağmen bu sürecin dışında bırakılmış ve ayrı tutulmuştur?
İSTANBUL'DAKİ UYGULAMA NİYE İZMİR'DE YOK?
Bu da yetmemiştir. İstanbul’da kentsel dönüşüm yapacak vatandaşlar için hayata geçirilen “Yarısı Bizden” kampanyası, aradan geçen yıllara rağmen İzmir’de uygulanmamıştır. İzmirli depremzedelere yalnızca, o da gecikmeli şekilde, kredi seçeneği sunulmuştur.
Bugün gelinen noktada ise:
İstanbul’da hem “Yarısı Bizden” desteği, hem de %0,69 faiz oranlı kredi imkânı birlikte sunulmaktadır.
Buradan açıkça soruyoruz: Neden İzmirli depremzede bu desteklerden mahrum bırakılmıştır?
Neden aynı ülkenin vatandaşları arasında bu kadar açık bir uygulama farkı vardır?
Neden İzmir yıllarca bekletilirken, başka illerde hızlı ve kapsamlı destekler devreye alınmaktadır?
İzmirliler artık bu adaletsizliği kabul etmemektedir.
TALEPLERİMİZ AÇIK VE NET
Talebimiz açık ve nettir:
•İzmir için geciken tüm destekler derhal hayata geçirilmelidir.
•“Yarısı Bizden” kampanyası İzmir’de de uygulanmalıdır.
•Eşit, adil ve ayrım gözetmeyen bir destek politikası oluşturulmalıdır.
•Vatandaşın yıllardır süren mağduriyeti derhal giderilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, bu mesele sadece bir konut meselesi değildir. Bu mesele eşitlik, adalet ve vicdan meselesidir. İzmir ayrıcalık değil, eşit muamele istemektedir."




