İZMİR HABERLERİ

İzmir’in turistik cennetinde denize nazır Osmanlı mirası: Atmosferi büyülüyor

İzmir’in turistik ilçesi Çeşme’de deniz kıyısında bulunan tarihi bir eser ziyaretçiler tarafından keşfedilmeyi bekliyor. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Çeşme Kervansarayı’nın ilginç hikayesini sizler için derledik.

Abone Ol

İzmir’in birbirinden değerli tarihi yapıları, her yıl milyonlarca kişiyi ağırlıyor. Kenttin gözde turistik ilçeleri arasında yer alan Çeşme’de deniz, kum, güneş dışında tarihi yapılarıyla da dikkat çekiyor. Çeşme Kervansarayı bu eserlerden bir tanesi. Bu kervansaray 1528 yılında Kanuni Sultan Süleymanın emri ile yapıldı.

1971 yılında restore edildi

Kervansaray Kuşadası’ndaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayına benzemekte olup, onun gibi dış görünüşü bir kaleyi andırmasıyla dikkat çekiyor. Kervansarayın üst örtüsü ve merdivenleri kısmen yıkılmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1971 yılından sonra orijinal kalıntılarına dayanılarak restore edildi.

Çeşme Kervansarayı’nın özelliği

Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan kervansarayın iç avlusu 18.60x18.40 metre ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, avlu etrafında yolculara ayrılan bölümler, depolar ve bir de mescidi bulunuyor. Avlunun güneydoğu köşesinde ve doğu-batı yönünde uzanan bir yağhane binası var. Ayrıca kuzey-güney yönüne de üzeri tonozlu 3 oda bulunuyor. Kervansarayın giriş kapısı yanından çıkılan 28 odalı ikinci bir katı yer alıyor.

Çeşme Kervansarayı’nın hikayesi

Çeşme Kervansarayı’nın hikayesi şu şekilde anlatılıyor:

Tanrı tarafından korunulan bu binanın yapılmasını kara ve denisin sultanı Sultan Selim oğlu Sultan Süleyman 935 (1528) yılı tarihinde emretti. Bunu Babuçcuoğlu Ali yaptı. Bu kitabeden öğrenildiğine göre kervansarayın mimarı Ali Babuçcuoğlu Ömer dir. Ancak, Osmanlı kaynaklarında bu mimarın başka bir eserine rastlanmamıştır. Evliya Çelebi bu kervansarayla ilgili bazı bilgiler vermektedir: Kıblesi tarafındaki varoşu ile Çeşme Kalesi Sığla sancağı hükmünde Cezayir kaleminde yüz elli akçe kazadır ve nahiyesi kırk köydür. Yüz elli toprak örtülü bağlı bahçeli evlerdir. Sahilde bir cami, karşısında bir han-ı azimi var. Cümle yetmiş ocaktır. Çatısındaki kurşunu kâfirler almıştır ve imareti vardır. Bu imaretler Süleyman Hanın veziri iken maktül olan İbrahim Paşa’nın hayratıdır. Evliya Çelebi’ye dayanılarak kervansarayın Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı makbul ve maktül İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kervansarayın dış cephe görünüşü farklılıklar göstermektedir. Batı cephesi karışık olarak yontma taş ve tuğla sıraları ile yapılmış olduğu halde yan cepheler moloz taş ve tuğla parçaları ile örülmüştür. Orta kısımda bulunan ve asıl yapıdan dışarıya bir çıkıntı meydana getiren giriş ve onun iki yanında da dükkânlar bulunuyordu.”