İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’de hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşananlara tepki göstermek amacıyla Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde toplandı. “İşgale, kuşatmaya, katliama hayır! Gör, duy Rojava için ses ol!” çağrısıyla bir araya gelen grup, Emniyet’in Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüyüşe izin vermemesi üzerine yapılan müzakerelerin ardından bulundukları alanda basın açıklaması yaptı. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını İzmir Barosu Genel Sekreteri Zöhre Dalkıran okudu. Basın açıklamasında şöyle denildi:
"HER İNANÇ VE MİLLİYETE KARŞI BÜYÜK BİR SALDIRI VE SOYKIRIM UYGULAMAKTA"
"Emperyalizm son yılların en kanlı Ortadoğu senaryolarından bir tanesini daha hayata geçirmiş, cihatçı, IŞİD, El Kaide, El Nusra artığı çeteler eliyle kadınların, çocukların, silahsız sivillerin katledildiği bir coğrafya yaratmıştır. Bugün Suriye’de IŞİD ideolojisi ve pratiği kendisinden olmayan her inanç ve milliyete karşı büyük bir saldırı ve soykırım uygulamaktadır. Gözümüzün önünde, tüm dünyanın sessizliği eşliğinde yok edilen Filistin’in ardından Suriye ve İran’da katliam, kan ve barbarlıkla dengeler yeniden dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Suriye’de sivillerin katliamlarda yok edilmesine karşı ideolojik kılıf uydurmaya çalışanlar, 'ama onlar da…' diye başlayan cümlelerle katliamları meşrulaştırmaya çalışanlar, sözde gazetecilik faaliyeti adı altında gerçekleri çarpıtarak IŞİD’in siyasi/ideolojik devamı olan HTŞ’ye haklılık payı çıkarmaya çabalayanlar, yandaş kanallarda siyasi analiz adı altında sivil katliamlarını haklı göstermek için çırpınanlar da yaşanan katliamlarda pay sahibidir."
"BU BARBARLIK APARATLARININ MİADININ DOLMASINI BEKLEYECEK BİR SAFLIĞA SAHİP OLMASI DA BEKLENEMEZ"
DAEŞ terör örgütünün Türkiye'de gerçekleştirdiği terör eylemlerine değinilerek sürdürülen açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:
"Ülkemizde Suruç Katliamı, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı gibi katliamlara imza atan IŞİD’in sırtını sıvazlayanlar, güçlenmesine, örgütlenmesine göz yumanlar, siyaseten ve pratikte IŞİD’i destekleyenlerin Yalova’da polislerin IŞİD militanlarınca katledilmesini ve bugün Suriye’de yaşanan soykırımı hangi büyük siyasi söylemlerle, hamasetle veya önüne gelene terörist yaftası yapıştırarak izah edemediğini her gün görüyoruz. IŞİD’in ve türevi/takipçisi olan HTŞ’nin emperyalizmin bölgedeki planlarını gerçekleştirmek için desteklenip iktidara getirilmiş olan çok kanlı bir siyasi aparat olduğu, bugüne kadar başta Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail olmak üzere hiçbir emperyalist güce tek bir tavır bile almadığı açıktır. Paris Anlaşması ile Suriye’nin güneyini İsrail’e peşkeş çeken HTŞ yönetiminin hangi emperyalist güçlerle aynı kulvarda hareket ettiği ortadadır. Bu tip katliam aparatlarının günü gelip işleri bittiğinde yine onları doğuran emperyalizm tarafından nasıl çöpe atıldığı tarihin her satırında yazılıdır; HTŞ ve diğerleri için de benzer bir son mümkündür. Ancak halkların kardeşliğine, barış içinde bir arada ve özgürce yaşamasına inananlar, emperyalizmin bu barbarlık aparatlarının miadının dolmasını bekleyecek bir saflığa sahip olması da beklenemez.
"SİVİL HALK KATLİAMLARI ANCAK EMPERYALİZME KARŞI TUTARLI VE BİRLİKTE TAVIR ALARAK DURDURULABİLİR"
Bugün Suriye’de HTŞ, İran’da molla rejimi eliyle yaşanan sivil halk katliamları ancak emperyalizme karşı tutarlı ve birlikte tavır alarak durdurulabilir. Cihatçı, katliamcı, kendisinden olmayanı yok etmeyi kendisinde hak gören, medeni dünyaya ait ne varsa yıkmak için uğraşıp ülkeyi bin 500 yıl geriye götürmek için insan öldüren cinayet şebekelerinin göbek bağlarının emperyalizme bağlı olduğunu tespit ve teşhir etmeksizin gerçekleştirilecek protestoların işe yaraması da mümkün değildir. Suriye’de sivil Kürt, Alevi, Hristiyan ve Ezidiler başta olmak üzere kendilerinden olmayan herkesi öldüren bir HTŞ’nin var olduğu ve bu katliamların meşrulaştırılması çabasının canhıraş bir şekilde sürdüğü bir ortamda Türk bayrağına karşı girişilen gönderden indirme saldırısının ve provokasyonunun da ciddiyetle değerlendirilmesi gerekmektedir. Hiçbir ulusun bayrağına, özgürlük ve bağımsızlık simgesine ve ulusal değerine saldırılamaz. Bunu gerçekleştiren provokatörlerin HTŞ katliamlarını meşrulaştırmaya çalışan zihniyete hizmet etme ihtimali de değerlendirilmek durumundadır.
"BARIŞ VE KARDEŞLİK BUGÜN İÇİN EN ACİL İHTİYACIMIZDIR"
Bizler İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak halkların barış içinde, özgürce bir arada yaşama iradesini, masum sivillerin yaşam biçimlerini, dini inanışlarını, etnik kökenini, mezhebini haklı bir katliam sebebi olarak gösteren barbarlığa, vahşete, emperyalizmin kanlı eli rolünü oynayan IŞİD artıklarına karşı insanlığın, yaşam hakkının, özgürlüklerin ve barışın yanında yer aldığımızı bir kez daha duyuruyoruz. Bizler Atatürk Havalimanı katliamı, Suruç Katliamı ve Ankara Gar Katliamı başta olmak üzere ülkemizde yaşanan onlarca katliamın sorumlularının bugün bir ülkede iktidar olduğu şartlarda neler yapabildiğini halkımızın da görmesi gerektiğini, bu güçleri desteklemenin, sırtını sıvazlamanın nasıl sonuçlara mal olduğunu kavraması gerektiğini düşünüyoruz. Suriye’de, İran’da farklı aparatlar tarafından hayattan kopartılan masum sivillerin ölümlerinin önüne geçilmek zorundadır. Bunu dünya devletlerinden beklemek, tüm dünyanın gözü önünde yok edilen Filistin örneği düşünüldüğünde abestir ancak halklar barışı, kardeşliği ve bir arada özgürce yaşama iradesini sahiplendiği oranda bu barbarlık çağı kapanabilecektir. Cihatçı, IŞİD artığı silahlı güçlerin sivillere karşı eylemlerinin bir an önce sonlandırılması bugün en acil ihtiyacımızdır. Barış ve kardeşlik bugün için en acil ihtiyacımızdır. Birlik, mücadele ve dayanışma bugün için en acil ihtiyacımızdır. Bu vahşete halkların son vereceğine inancımız tamdır."
"BARIŞÇIL, DEMOKRATİK PROTESTOMUZU YAPMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK"
Açıklamanın ardından DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise "Burada barışçıl, demokratik protestomuzu yapmak için bir araya geldik. İzmir Valiliği, Emniyet Müdürlüğü bildiği halde son dakika buradaki insanlar karşısında verdikleri sözü tutmayarak buradaki insanları yarım saat burada bekleterek bir haksızlık yapmaktadır. Buradan kendilerini protesto ediyorum. Biz İzmir'de yıllardır emniyetle sözümüzün arkasına durarak ne söz verdiysek yerine getirerek bir demokratik ilişki kurmaya çalıştık. Ama şu anda maalesef bundan sonra verilecek sözler karşısında da güvensizlik duygusu yarattığını bildirmek istiyoruz" dedi.
"BU DÜŞMANLIK ARTIK YETER"
Akın, sözlerinin devamında ise Suriye'de yaşananlara ilişkin ise şunları kaydetti:
"Maalesef yaklaşık 15 gündür dünyada, hemen kıyımızda çok büyük değişiklikler yaşanmaya başlandı. Uzun süredir yaklaşık 11 yıldır IŞİD katillerine karşı yürütülen mücadele sonrası ortaya çıkan bir halk gerçekliği vardı. Rojava'da Arapların, Sünnilerin, Alevilerin, Dürzülerin hep beraber kurduğu bir sistemi şimdi IŞİD katillerinin arkasına geçerek uluslararası yani Amerika, İsrail aynı zamanda Türkiye'nin de ortak olduğu bir ittifakla Şara hükümetinin arkasına geçip oradaki var olan bütün halkları katletmeye çalışıyorlar. Halep'ten gönüllü bir şekilde sorun çıkmaması için, çatışma olmaması için çekilen SDG sonrası birçok insanımızı katlettiler. Kadınları katlettiler. Anlatmak istemiyorum, canım çok acıyor. Ama bu IŞİD katillerini tekrar bırakılan yerde 10 yıldır hapishanelerindeki var olan katil sözünü bırakarak oradaki Kürt halkı başta olmak üzere herkesi katletmeye çalışan bir zihniyet var. Bunun arkasında uluslararası güçler ve maalesef bizim bakanlarımızın da desteklediği bir durum var. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.
İzmir'in göbeğinden sesleniyorum: Bu ülkede laikim, çağdaşım diyen demokrasiden, barıştan yana olmayan herkes şunu bilsin; önümüzdeki dönemde IŞİD katillerinin desteklendiği bir Suriye hükümeti kurulursa, inanın bu ülkedeki insanlarımızın hiçbirisinin can güvenliği söz konusu değildir. Biz Ankara'da Gar katliamında yaşadık. 103 canımızı orada katlettiler. İşte bunlar bugün işbirliği içerisinde orada hükümet kurmaya çalışıyorlar. Seçerek yapmak zorundasınız. Katil sürüsünün arkasında mısınız? Yoksa orada kendi topraklarını, kendi vatanını savunmaya çalışan insanların yanında mısınız? Bizim seçeneğimiz barıştan yana olan demokrasinden yana olan insan haklarını savunan uluslararası hukuku savunanlardan yanayız. Ama artık uluslararası hukuk bile kalmadı. O nedenle buradaki toplanan canlar belki eksik olabilir ama duyarlığınız çok kıymetli. İyi ki varsınız bugün buraya geldiniz. Böyle bir toplantıda buluştuk. Ama daha çok halkımıza bu gerçekliği anlatmak zorundayız. İzmir halkı bir daha şunu bilmeli ki katil sürüleri tekrar katillik yapmaya devam edecekler. O nedenle herkes aklını başına toplasın. Bunun arkasında durmasınlar. Kürt halkına karşı düşmanlıktan vazgeçin. Vazgeçin, bu düşmanlıktan artık yeter. Biz birlikte yaşamak istiyoruz."

6 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Basın açıklamasının ardından, polis grubun dağılması için uyarılarda bulundu. Uyarılara rağmen Irak’a bağlı Kürdistan Bölgesel Yönetimi bayrağını taşıyan bir grup sloganlar atarak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden Kordon’a yürüdü. Kordon boyundan Plevne Bulvarı’na yönelen gruba polis müdahalede bulundu. Müdahale sırasında altı kişi gözaltına alındı.




