Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte yağışlar da başladı. İzmir’de geçtiğimiz hafta yaşanan şiddetli yağışlarda kente ortalama 58,5 kilogram yağış düştü. Ancak İzmir’in önemli su kaynakları arasında yer alan barajlardaki doluluğun geçen sene aynı döneme oranla daha düşük seviyelerde olduğu görüldü. İklim değişikliğinin etkisiyle gelen şiddetli ve düzensiz yağışlar hem yeraltı hem de yerüstü sularını yeterince beslemezken kuraklık tehdidi bir kez daha gündeme geldi. Kış mevsiminde yaşanan yağışlar özellikle yaz mevsimi, yani kurak dönemde susuzluk sorunu yaşanıp yaşanmayacağını belirlerken İzmir için bu konuda önümüzdeki yaz nasıl bir tablo oluşacağı merak konusu oldu. Araştırmaları arasında; ‘yüzey ve yeraltı su kalitesi, yüzey ve yeraltı sularında akış ve kirletici taşınması, yüzey ve yeraltı sistemlerinin dinamik etkileşimleri’ alanları yer alan Çevre Mühendisi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Orhan Gündüz, konuya ilişkin İz Gazete’ye değerlendirmelerde bulundu.

Doluluk oranları

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) 23 Kasım 2023 verilerine göre; geçen yıl bu dönemde Balçova Barajı doluluk oranı yüzde 22,25 iken bu yıl yüzde 18,37 oldu, Gördes Barajı 2022 doluluk oranı yüzde 4,02 iken 2023 oranı yüzde 1,95, Tahtalı Barajı 2022 doluluk oranı yüzde 40,32 iken 2023 doluluk oranı yüzde 27,60, Ürkmez Barajı 2022 doluluk oranı yüzde 35,58 iken 2023 doluluk oranı yüzde 12,74, Güzelhisar Barajı 2022 doluluk oranı yüzde 62,74 iken 2023 doluluk oranı  yüzde 58,17, Kutlu Aktaş Barajı’nın 2022 doluluk oranı yüzde 45,69 iken 2023 doluluk oranı 20,86 olduğu görüldü.

Hemen etki etmez

Geçtiğimiz hafta İzmir’in ortalama 58,5 kilogram aldığı yağışı değerlendiren Prof. Dr. Orhan Gündüz, barajlardaki su seviyesini neden yükseltmediğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Gündüz, şunları söyledi: “İklim değişikliği olsun ya da olmasın, kurak dönemlerden sonra gelen yağışlar hemen su kaynaklarına etki etmezler. Bunun çeşitli sebepleri var ama temel sebeplerinden biri yağışların çok uzun süreli yağışlar değil, kısa sürede çok şiddetli yağışlar olması… Bu da iklim değişikliğinin bir sonucu… İklim değişikliğinin neden olduğu etmenlerden biri de yağış düzeninin değişmesi, daha kısa süreli ve daha şiddetli yağışların gözlenmesi… Böyle olduğu zaman, toprağın nem oranı yükselmeden çok ciddi bir yağış ortaya çıkıyor. Bu da suyun toprağa sızamadan akmasına neden oluyor. Aynı miktarda yağışı 10 gün içerisinde eşit bölerek almış olsaydık barajlar açısından çok daha olumlu bir etki gözlemleyecektik.”

Eğer stabil olursa...

Yağışların düzenli ve stabil devam etmesi halinde barajlara etkisinin daha olumlu olacağını kaydeden Prof. Dr. Orhan Gündüz, “İzmir için geçtiğimiz günlerde aldığımız yağış, yıllık toplam yağışın yüzde 10’una denk gelen bir yağıştı. O yağışın, takip eden günlerde yağışların devam etmesi halinde mutlaka faydası olacaktır. Çünkü o yağışın bir kısmı akıp barajlara ya da denizlere ulaştı ama bir kısmı da toprağa sızdı. Bu şekilde toprağın nemini yükseltiyor, toprağın nemi yükseldiği zaman da devam eden günlerde gelen yağışların artık sızmadan akışa geçmesi söz konusu olabiliyor. Önümüzdeki 10 gün içerisinde çok şiddetli olmamakla birlikte stabil bir yağış alırsak onun barajlara etkisi daha olumlu olacaktır. Geçtiğimiz günlerde aldığımız yağış, şiddetliydi ama mevsimin ilk yağışıydı. Dolayısıyla toprağın tamamen kuru olduğu bir dönemde gerçekleşen bir yağış… O nedenle etki etmesini beklemek çok doğru değil. Ama takip eden günlerde gelecek yağışların daha doğrudan etki etmesi söz konusu olacaktır” diye konuştu.

Riskle karşılaşabiliriz

İzmir’de önümüzdeki periyotta yağışlar devam ederse ve uzun yıllar ortalamasına yakın toplam bir yağış olursa önümüzdeki yaz için su ile ilgili öngörülen sıkıntılı durumun atlatabileceğini belirten Prof. Dr. Orhan Gündüz, “Ama yeterince yağış alamazsak, yine düzensiz bir yağış süreci olursa ve toplam olarak uzun yıllar ortalamasına yaklaşamazsak, o zaman önümüzdeki yaz bizim açımızdan su anlamında sorunlu olabilir. Şu an barajlarımız zaten en düşük seviyelerde… İzmir merkez bölgesinde suyumuzun yaklaşık yüzde 35’ini barajlardan temin ediyoruz, kalan kısmını yeraltı sularından temin ediliyor. Bu yağışların yeraltı suyu açısından da önemi var.  Bu yağışların uzun vadeye yayılıp belli bir düzen içerisinde gitmesi yeraltı sularını beslenmesi açısından çok önemli… Biz şimdi yağışlı döneme girdik, mayıs ayı sonuna kadar böyle devam edecek. Bu yıl içerisinde bu kurak döngü kırılmazsa, elbette önümüzdeki yaz için ciddi bir riskle karşı karşıya kalabiliriz. Ama şu anda belli bir yağışlı dönemin başlangıcındayız. Beklediğimiz yağışlar gerçekleşirse önümüzdeki yaz için herhangi bir sıkıntı yaşamayız” ifadelerini kullandı.

Mucize önlem yok

“Kuraklık tehdidine karşı mucize bir önlem yok” sözleriyle açıklamalarını sürdüren Prof. Dr. Gündüz, bu konuda alınabilecek önlemler konusunda önerilerini de şöyle anlattı: “Yağmur suyu hasadının farklı uygulamaları ve teknikleri var, aslında geçmişten günümüze kullanılan bir teknik… Ancak daha çok bireysel olarak fayda sağlayacak bir yöntem… Bir şehir ölçeğinde düşündüğümüz çok ciddi yatırımlar gerektirir. Yine de bunu uygulamak da tabii ki fayda var. Tarımsal faaliyetler bizim en büyük su tüketicimiz… Tarımda yapacağımız her türlü tasarrufun, özellikle kurak dönemlerdeki su bütçemiz için çok önemli bir şey olduğunu hatırlamamız ve buna dönük çalışmalar gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yeraltı suları, rezerv sular olarak adlandırılan sulardır ve bugünün değil geleceğin su kaynağıdır. Siz yeraltı sularını hoyratça kullanıp hızlıca tüketirseniz aslında gelecekteki kaynağını tüketmiş olursunuz.  Su kaynaklarını dikkatli kullanmamız ve kullandığımız suları arıtarak başka amaçlarla yeniden kullanmak gerekiyor. Hem bireysel, hem toplumsal anlamında bilinçlenmeliyiz. Kaynakların sınırlı olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Bu bilincin çocuk yaştan itibaren oluşması çok önemli…”

Gizem TABAN ŞEBER

Muhabir/İzmir haberleri