CHP Konak İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği “Yerden Genele Eşitlik ve Demokrasi: Romanlar” panelinde Roman yurttaşların eşit yurttaşlık, eğitim, istihdam ve barınma alanlarında yaşadığı sorunlar ele alınırken madde bağımlılığı meselesi panelin en yakıcı başlığı olarak öne çıktı. Konuşmacılar, ailelerin çocuklarını hayatta tutabilmek için cezaevini son çare olarak gördüğü bir noktaya gelindiğini vurguladı.

“ROMAN MAHALLELERİNDE MUHTARLIK YAPMAK OHAL’DE SİYASET YAPMAYA BENZER”

Panelde konuşan Konak Belediyesi Meclis Üyesi ve Bağımlılıkla Mücadele Komisyonu Başkanı Tolga Küleş, Roman mahallelerinde yaşanan tabloyu “olağanüstü hâl koşulları” benzetmesiyle anlattı. Küleş, “Roman mahallelerinde muhtarlık yapmak, OHAL’de siyaset yapmaya benzer” dedi. Bağımlılıkla Mücadele Komisyonu’nun ilk olarak Konak Belediyesi’nde kurulduğunu hatırlatan Küleş, madde kullanım yaşının giderek düştüğüne dikkat çekti.

Tramvay yolcuları dikkat: O durak bu saatlerde kullanılmayacak
Tramvay yolcuları dikkat: O durak bu saatlerde kullanılmayacak
İçeriği Görüntüle


Bağımlılığın yalnızca Roman mahallelerine özgü bir sorun olmadığını vurgulayan Küleş, bunun tüm toplumu ilgilendiren yapısal bir mesele olduğunu söyledi. “Savaş dönemlerinde askerlere vurulan metamfetamin, bugün mahallelerin içine girdi” diyen Küleş, yaşanan dramı şu sözlerle anlattı: “Anne baba, çocuğunun yastığının altına uyuşturucu koyuyor. Sonra gidip ihbar ediyor. Hapse attırıyor. En azından hapiste yaşar diyor.”

Mahallelerde yaşanan yıkımın boyutlarına dikkat çeken Küleş, evinin kapısını satmak zorunda kalan insanların olduğunu, sokakta büyüyen gençlerin “sokak üniversitesinden mezun” hale geldiğini söyledi. Uyuşturucunun Roman mahallelerinde üretilmediğini özellikle vurgulayan Küleş, “Biz uyuşturucuyu kendi mahallemizde yapmıyoruz. Peki bu maddeler bizim mahallemize nereden geliyor?” diye sordu. Yıllardır yetkililere seslendiklerini belirten Küleş, “Yirmi sene geçti, bizim inancımız kalmadı” dedi.

“ÇOCUĞUM İÇERDE OLURSA HEPİMİZ GÜVENDE OLURUZ”

Panelde söz alan İstanbul Şişli Belediyesi Meclis Üyesi ve Sosyal Hizmetler, Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Komisyonu Başkanı Elmas Arus, yaklaşık 15 yıldır sahada olduğunu belirterek, eğitim, istihdam ve barınma üzerine kurulan politikaların artık anlamını yitirdiğini söyledi. Bunun temel nedeninin bağımlılık olduğunu vurgulayan Arus, bu meselenin en çok en yoksul kesimi etkilediğini ifade etti.

Romanlar söz konusu olduğunda sıklıkla “etiketleme” eleştirisiyle karşılaştıklarını belirten Arus, “Bu bir etiketleme meselesi değil. En kurtulamayan kesim olarak Romanları tanımlıyoruz” dedi. Madde kullanım yaşının 9–10’a kadar düştüğünü belirten Arus, yoksulluk zinciriyle aileden kopan çocukların hayatta kalmak için torbacılığa sürüklendiğini anlattı. “Önce kullanmaya, sonra satmaya başlıyorlar. Okul bitiyor, sosyal hayat bitiyor, madde devam ediyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin yaşadığı çaresizliğe dikkat çeken Arus, özellikle kış aylarında kendilerine gelen talepleri şöyle aktardı: “Karın çok yağdığı dönemlerde ‘lütfen haber verin, içeri alsınlar’ diyorlar. Çünkü çocuk uyuşturucuya ulaşamıyor. ‘Ya bizi öldürecekler ya kendilerini’ diyorlar. İzmir’de haftada bir intihar ve maddeye bağlı genç ölümleri yaşanıyor.”

“Çocuğum içeride olursa hepimiz güvende oluruz” diyen ailelerle karşılaştıklarını belirten Arus, Roman toplumunun yıllardır yalnızca “mutlu, eğlenceli” bir kimlikle tanımlanmasına tepki gösterdi. “Çocuğunu hayatta tutmak için kendi eliyle hapse yollayan bir anne ne kadar mutlu olabilir?” diyen Arus, madde bağımlılığının yoksulluk, ayrımcılık ve şiddetle iç içe geçmiş çok yönlü bir mesele olduğunu vurguladı.

“CEZAEVLERİ YOKSUL EVLERİNE DÖNÜŞTÜ”

Panelde konuşan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, dünyaya soldan bakıldığında suçun toplumsal bir olgu olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Taşkın, geçtiğimiz günlerde 19 Mart eylemleri nedeniyle tutuklu bulunan dört genci cezaevinde ziyaret ettiğini ve orada duyduklarının tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu söyledi. Ziyaret ettiği gençlerin anlattıklarını aktaran Taşkın, “Pırıl pırıl dört genç… 14 kişilik koğuşlarda 47 kişi kalıyoruz diyorlar” ifadelerini kullandı. Cezaevlerinde kalanların önemli bir bölümünün Roman gençlerden oluştuğuna dikkat çeken Taşkın, cezaevlerinin adeta “yoksul evleri”ne dönüştüğünü söyledi.

“Bir sistem, bir devlet gençleri orada alıkoyamıyorsa başarısızdır” diyen Taşkın, cezaevlerinde yalnızca siyasi mağdurların değil, yoksulların da bulunduğunu ifade etti. Roman toplumuna ilişkin siyasetin ciddi eksikleri olduğunu vurgulayan Taşkın, “Çeyrek asırdır iktidarda olan partinin başarısızlığıdır bu tablo” dedi. Roman yurttaşlara yönelik önyargılara da değinen Taşkın, “Her partide ‘Romanlar en son kim para verirse ona oy verir’ deniyor. Bu ifadeyi ortadan kaldırmamız lazım” diye konuştu. Suçun toplumsal olması halinde sorumluluğun da siyasette olduğunu vurgulayan Taşkın, “O insan senden başka bir medet ummamış demektir” dedi.

İktidarın Roman açılımının somut bir sonuç üretmediğini belirten Taşkın, yerinde kentsel dönüşüm gibi kalıcı adımların atılmadığını söyledi. İzmir’in uğradığı yatırım adaletsizliğiyle Roman yurttaşların yaşadığı mağduriyet arasında benzerlik kuran Taşkın, çözümün CHP iktidarında olduğunu ifade etti. Roman yurttaşların CHP’ye daha fazla üye olması gerektiğini vurgulayan Taşkın, çocuk ve kadın temelli çalışmaların çok daha başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. “Kendi yetişmiş aktivist gençlerinizi el üstünde tutun, hırpalamayın” çağrısında bulundu.

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN