Türkiye’nin aktif deprem kuşaklarından birinde bulunan İzmir, geçmişte yaşanan depremlerle bu gerçeği defalarca yaşadı. Uzmanlar, afetlere hazırlığın yalnızca binalarla sınırlı olmadığını, afet sonrası toplanma alanlarının da hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.
PARKLAR, OKUL BAHÇELERİ VE AÇIK ALANLAR
Konak, Karabağlar, Bornova, Buca, Bayraklı ve Karşıyaka gibi nüfusun yoğun olduğu ilçelerde, afet toplanma alanlarının büyük bölümü parklar, okul bahçeleri ve kamuya ait açık alanlardan oluşuyor. Ancak bu alanların bir kısmı yoğun yapılaşmanın ortasında kalıyor, ulaşımı zor noktalarda bulunuyor ve en önemlisi afet anında gerçekten kullanılabilir olup olmadığı bilinmiyor.
YURTTAŞLAR BİLİYOR MU?
Sahadaki en büyük sorunlardan biri ise bilinirlik. Çok sayıda yurttaş, yaşadığı mahallede afet toplanma alanının nerede olduğunu bilmiyor. Bilgilendirme tabelalarının yetersizliği ve güncel olmayan listeler, olası bir afet anında karmaşaya yol açabileceği endişesini doğuruyor. Resmî kayıtlarda İzmir genelinde binlerce afet toplanma alanı bulunuyor. Ancak uzmanlar, bu alanların nüfusla orantısı, kişi başına düşen metrekare ve afet sonrası ihtiyaçları karşılayabilme kapasitesi açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
HAZIRLIK SADECE DEPREM ÖNCESİ DEĞİL
Afet yönetiminde asıl kritik sürecin, deprem sonrası ilk saatler olduğuna işaret ediliyor. Toplanma alanlarının yeterli, güvenli ve herkes tarafından bilinir olması, can kayıplarının ve kaosun önüne geçilmesinde belirleyici rol oynuyor
METROPOL İLÇELERDE TABLO NASIL?
İzmir’in nüfus yoğunluğu yüksek metropol ilçelerinde afet toplanma alanlarının durumu ilçeden ilçeye farklılık gösteriyor.
- Konak’ta, toplanma alanlarının önemli bir bölümü küçük ölçekli parklar ve okul bahçelerinden oluşuyor. Tarihi merkezdeki yoğun yapılaşma nedeniyle açık alan sayısının sınırlı olması, afet sonrası toplanma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
- Karabağlar, İzmir’in en kalabalık ilçelerinden biri olmasına rağmen kişi başına düşen açık alan miktarının düşük olduğu ilçeler arasında yer alıyor. Mevcut toplanma alanlarının büyük kısmı mahalle aralarında kalırken, bu alanların olası bir deprem sonrası erişilebilirliği tartışılıyor.
- Bayraklı’da, 2020 depremi sonrası afet bilinci artsa da, toplanma alanlarının bir bölümünün yapılaşmanın ortasında kalması dikkat çekiyor. Bazı alanların çevresinde yüksek binaların bulunması, güvenlik açısından yeniden değerlendirme yapılması gerektiği görüşlerini gündeme getiriyor.
- Bornova’da, üniversite yerleşkeleri ve geniş yeşil alanlar avantaj olarak öne çıkıyor. Ancak ilçe genelinde nüfusun homojen dağılmaması, bazı mahallelerde toplanma alanlarına erişimin zorlaştığı eleştirilerine yol açıyor.
- Buca’da, hızla artan nüfus ve yeni yapılaşma afet toplanma alanları üzerindeki baskıyı artırıyor. İlçede belirlenen bazı alanların, yoğun konut bölgelerine uzak olması nedeniyle afet anında tercih edilip edilmeyeceği belirsizliğini koruyor.
- Karşıyaka’da ise sahil bandı ve büyük parklar önemli toplanma alanları arasında gösteriliyor. Buna karşın iç kesimlerde yaşayan vatandaşlar için bu alanlara ulaşımın, özellikle afet sonrası koşullarda, ne kadar mümkün olacağı soru işareti olarak öne çıkıyor.
ORTAK SORUN: ERİŞİM VE BİLİNİRLİK
İlçeler arasında farklılıklar olsa da ortak sorunlar dikkat çekiyor. Toplanma alanlarının önemli bir bölümünde yönlendirme tabelalarının yetersiz olduğu, vatandaşların büyük kısmının ise yaşadığı mahalledeki alanı bilmediği ifade ediliyor
2020 DEPREMİ SONRASI NE DEĞİŞTİ?
30 Ekim 2020’de yaşanan İzmir depremi, afet toplanma alanlarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Depremin ardından özellikle Bayraklı ve Bornova başta olmak üzere bazı ilçelerde toplanma alanlarına yönelik güncelleme ve yeniden belirleme çalışmaları yapıldı. Bu süreçte, bazı alanların listeden çıkarıldığı, bazı yeni alanların ise sisteme eklendiği ifade edildi. Yerel yönetimler tarafından bilgilendirme haritaları, dijital uygulamalar ve internet tabanlı sorgulama sistemleri devreye alındı. Ancak sahadaki karşılığı konusunda tartışmalar sürüyor. Deprem sonrası dönemde afet bilincinin arttığı belirtilse de, uzmanlara göre yapılan çalışmaların önemli bir bölümü kayıt ve planlama aşamasında kaldı. Toplanma alanlarının fiziki koşulları, altyapı durumu ve afet anında gerçek anlamda kullanılabilirliği konularında ise kamuoyuna yansıyan somut verilerin sınırlı olduğu dikkat çekiyor. Öte yandan, 2020 depreminde bazı toplanma alanlarının beklenen işlevi göremediği, vatandaşların belirlenen alanlar yerine geniş cadde ve sokaklara yöneldiği de hatırlatılıyor. Bu durum, alanların yalnızca belirlenmesinin değil, erişim, güvenlik ve bilinirlik kriterleriyle birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.


