CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı. Özel'e soruşturma başlatılması tepki çekerken, tepki gösteren isimlerden biri de CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan oldu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan, "Ortada ne Cumhurbaşkanı’na hakaret vardır, ne de halkı suç işlemeye teşvik eden bir çağrı. Tam aksine, Sayın Özel’in sözleri demokratik bir seçim talebidir. “Bu millet kendi elleriyle sandığı getirir” sözü, bu halkın demokrasiye ve seçme hakkına sahip çıkacağını vurgulayan siyasal bir ifadedir. Tehdit değil, anayasal düzene sahip çıkma çağrısıdır." dedi.
Murat Bakan'ın söz konusu paylaşımı şu şekilde: "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in, ülkenin geleceğine dair kaygılarını dile getirdiği, seçme ve seçilme haklarını savunduğu açıklamaları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılması, demokrasiye, ifade özgürlüğüne ve siyasal eleştiri hakkına açık bir müdahaledir.
Ortada ne Cumhurbaşkanı’na hakaret vardır, ne de halkı suç işlemeye teşvik eden bir çağrı.
Tam aksine, Sayın Özel’in sözleri demokratik bir seçim talebidir. “Bu millet kendi elleriyle sandığı getirir” sözü, bu halkın demokrasiye ve seçme hakkına sahip çıkacağını vurgulayan siyasal bir ifadedir. Tehdit değil, anayasal düzene sahip çıkma çağrısıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yerleşik içtihatları açıktır: Seçilmiş kamu görevlileri, özellikle de ülke yöneticileri, demokratik sistemlerde sıradan yurttaşlara kıyasla daha fazla eleştiriye tahammül etmek zorundadır. Siyasal söylemin cezai soruşturma konusu haline getirilmesi, ifade özgürlüğünün ve demokratik rekabetin boğulması anlamına gelir.
İçinde bulunduğumuz dönemde halkın gerçek sorunlarını konuşmak ve çözüm üretmek yerine, siyasal muhalefeti susturmaya dönük bu tarz yargı hamleleri, sadece adalete olan güveni değil, devletin tarafsızlığına ilişkin zaten sarsılmış olan inancı da tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Halkı sokağa değil, sandığa çağıran
Söz konusu açıklamalar, halkı sokağa değil, sandığa çağıran; gerilimi değil, demokratik yolları işaret eden bir söylemdir. Soruşturma açan savcılar, anayasanın teminatı altındaki hakları değil, iktidarın siyasal konforunu korumayı tercih etmiş görünmektedir.
Biz bu ülkenin demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere inanan insanları olarak, geri adım atmayacağız. Ne ifade özgürlüğünden, ne siyasal eleştiri hakkından, ne de halkın sandıkla iradesini ortaya koyma hakkından vazgeçmeyeceğiz."