İzmir’de günden güne büyüyen su krizi kentteki tüm paydaşları bir araya getirdi. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla düzenlenen “Su Konferansı”, İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde yapıldı.
Konferansa İzmir Ticaret Borsası YK Işınsu Kestelli ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın katılmaması dikkat çekti. Yönetim kurulu başkanları yerine odaların YK başkan yardımcıları konuşma yaptı. Öte yandan İzmir Valisi Süleyman Elban'ın da konferansa katılmadığı görüldü. Konferansa ev sahipliği yapan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, yaptığı konuşmada Su Kanunu’nun bu yıl yasalaşacak olmasına, su krizinde yerel ve merkezi yönetimler ile birlikte iş dünyası, akademi ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğinin önemine dikkat çekti.
ZORLU: ORTAK AMAÇ DOĞRULTUSUNDA EŞ GÜDÜMLÜ HAREKET ETMEK KRİTİK ÖNEMDE
Açılış konuşması yapan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, Türkiye’nin ciddi bir su stresi altında olduğunu söyleyerek “Bu gerçek, suya yaklaşımımızda köklü bir zihinsel dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görmeliyiz. Su, tek bir kurumun görev ve yetki alanına sığmayacak kadar büyük ve çok boyutlu. Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimler, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak amaç doğrultusunda eş-güdümlü hareket etmesi kritik önemde” ifadelerini kullandı.

“ESİAD KAPSAMLI BİR SU RAPORU HAZIRLIYOR”
Zorlu, ESİAD’in su konusunda İzmir ve hinterlandını ele alacakları kapsamlı bir rapor hazırladıklarını açıklayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Raporda iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerini; tarımda, sanayide ve kentlerde verimli su yönetiminin yollarını ele alacağız. 2026 yılı içinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediğimiz raporumuzla, iş dünyasına ve karar alıcılara su yönetimi konusunda destek olmayı amaçlıyoruz. Mevcut durumu en doğru ve şeffaf şekilde ortaya koymak zorundayız. Geleceğe yönelik stratejik planlama yapabilmenin yolu sağlam verilerden geçiyor. Suyumuzu bütüncül bir bakış açısıyla koruma altına almak ve tarımda, sanayide, kentlerimizde yeni teknolojiler kullanarak geleceğe hazırlanmak zorundayız.
Bu noktada hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Üretim süreçlerinde su verimliliğinin artırılması, kayıp oranlarının düşürülmesi, döngüsel su kullanımı uygulamalarının yaygınlaştırılması ve alt yapının iyileştirilmesi şart. Teknoloji ve inovasyona yatırımı her noktada ön plana çıkarmalıyız."
“SU KANUNU’NUN YASALAŞMASI SON DERECE ÖNEMLİ BİR ADIM”
Su Kanunu’nun bu yıl yasalaşması konusunda konuşan Zorlu, “Uzun süredir çıkarılması beklenen Su Kanunu’nun bu yıl yasalaşacak olması, ülkemiz açısından son derece önemli bir adımdır. Bu düzenlemeyle, suyun korunması, verimli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi yasal bir çerçeveye kavuşacaktır.
Öte yandan bu tartışma yalnızca ulusal değil, aynı zamanda küresel gündemin de bir parçasıdır. Bu yıl Antalya’da düzenlenecek olan COP 31 toplantısında, iklim kriziyle mücadelede suyun rolünün küresel ölçekte daha güçlü biçimde ele alınmasını bekliyoruz. Aynı şekilde iklim nötr, dirençli ve sürdürülebilir bir kent olma yolunda İzmir’in 2030 Misyon Kent hedefini son derece önemsiyoruz. Bu hedef kapsamında su yönetimini en kritik başlıklardan biri olarak görüyoruz” dedi.

UÇAK: TARIM SEKTÖRÜ SU TÜKETİMİNİN YÜZDE 77’SİNİ OLUŞTURUYOR
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, yaptığı konuşmada “Borsamızın odak noktası olan tarım sektörü, küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini, ülkemiz tatlı su tüketiminin ise yüzde 77’sini oluşturmaktadır. Bu durum, tarımı su yönetiminde en büyük paydaş ve en büyük sorumluluk sahibi sektör haline getiriyor. Bugün "Tarımda Su" oturumunda da detaylandırılacağı üzere; tarımsal sulamada “geleneksel” yöntemlerin konfor alanından çıkıp, akıllı ve sürdürülebilir sistemlere geçmek bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

HAVZA BAZLI PLANLAMALAR REVİZE EDİLMELİ
Havza bazlı planlamalarımızı iklim değişikliği projeksiyonlarına göre yeniden revize etmeliyiz. Bu anlamda Tarım Bakanlığımızın suyu merkeze alarak kurguladığı yeni destekleme modelinin orta ve uzun vade de tarımda su kullanımını daha etkin hale getireceğine inanıyorum. İzmir Ticaret Borsası olarak biz, suyu yalnızca bir çevre başlığı altında değil; tarım-gıda değer zincirinin tamamını ilgilendiren stratejik bir unsur olarak ele alıyor, projelerimizle ve diğer faaliyetlerimizle su kullanımında etkinliği arttırmaya çalışıyoruz.
Üreticilerimizin vahşi sulamadan vazgeçerek, modern ve akıllı sulama sistemlerine geçişini hızlandırmak için yeni kurduğumuz İzmir Tarım Teknoloji Merkezi bünyesinde pamuk yetiştiriciliğinde her bir bitkinin ihtiyacı kadar su verme, yani değişken oranlı sulama prensibini konu alan Dijital Sulama Yönetimi Projesini gerçekleştiriyoruz.
Çalışmanın ön sonuçlarından gördüğümüz üzere bu yöntemle önemli miktarda su tasarrufu sağlamak mümkün. Ülkemiz tarımının tamamında akıllı sulama yöntemlerine geçilmesi halinde su tasarrufu potansiyelimizin oldukça yüksek olduğunu görebiliyoruz” ifadelerine yer verdi.
ÜRÜN: BUGÜNLERİN YARINLARINI DA DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, konferansta yaptığı konuşmada dünya nüfusunun yarısının yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşadığına dikkat çekerek “Suyun, geleceğin bitcoini, geleceğin altını olması bekleniyor. Öyle ki, uluslararası arenada su için “mavi altın”, “mavi petrol” ifadeleri kullanılıyor. Azalan su kaynaklarımızın tamamen kuruması, var olanlarda kirliliğin artması, tüketeceğimiz her damla suyu 2 kere düşüneceğimiz günlere yaklaşılması ve bugün yaşadığımız ticaret savaşlarının bir benzerinin su savaşları için de olması bekleniyor. Özellikle de suyun denizden arıtılması gibi detayları sunulacak alternatif önerileri çok kıymetli buluyorum.
Birleşmiş Milletler’in 2025 Su Raporu’na göre; yaklaşık 4 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısı, yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşıyor. İşte bu nedenle, bugünlerin yarınlarını da düşünmek zorundayız. Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre; Dünya genelinde toplam su çekimlerinde tarım sektörü yüzde 72 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu sanayi (yüzde 15) ve evsel (veya belediye) kullanım (yüzde 13) takip ederken, Türkiye özelinde de benzer bir dağılım söz konusu. Bu da aslında nereden başlanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

“TARIMDA ÇOK DAHA SOMUT ADIMLAR ATILMALI”
Ürün, tarım özelinde çok daha somut adım atılması gerektiğine dikkat çekerek sanayiciler olarak Su Verimliliği Yönetmeliği’ne uygun hareket ettiklerini söyledi. Ürün, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suyu tüketen her kesim için 27 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan Su Verimliliği Yönetmeliğiyle birlikte, sanayicilerimizin de kendi bünyelerinde Su Verimliliği Yönetim Sistemi kurmaları artık yasal bir zorunluluk haline geldi. Elbette ki, sanayi kesimi olarak bizler üzerimize düşeni yapacağız. Ancak, su kullanım oranları dikkate alınarak, tarım özelinde çok daha somut adımların, tedbirlerin alınmasının faydalı olacağı inancındayız.
Üretiminin, planlı kalkınmanın merkezi olan organize sanayi bölgelerimizde arıtılmış atık suların yeniden kullanımıyla ilgili yürütülen projeleri çok kıymetli bulurken, Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazanan Tire, Pancar ve Aliağa OSB’lerimizi de bu vesile ile tebrik etmek istiyorum. İzmir’deki tüm OSB’lerimize de örnek olmasını diliyorum.”





