İzmir’de günden güne büyüyen su krizi kentteki tüm paydaşları bir araya getirdi. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla düzenlenen “Su Konferansı”, İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde yapıldı.

Konferansta su krizi ile ilgili sunum yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, konuşmasında kurumlarla iş birliği yapılması gerektiğine vurgu yaptı. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne yapılan su kuyusu başvurularının onayı için beklediklerini belirten Tugay, su maliyetlerinin düşürülmesi için baraj yapımının önemine değindi.

“YER ALTI, YER ÜSTÜ SU KAYNAKLARI BİTTİĞİNDE NE YAPACAĞIZ?”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, konuşmasında yer altı sularına değinerek “İzmir’in yer altı sularının haritalandırılmasını yapıyoruz. İşe buradan başlamamız gerektiğini öğrettiler. En değerli ve en çok korunması gereken suyun, yeraltı suyu rezervi olduğu açık ama su nerede ve nasıl kullanılır tablosuna hakim olmak lazım. Yüzde 2,5’un yüzde 1,2’si kadar su miktarına 8 milyar insan, bir o kadar doğa, tarım, her türlü canlı muhtaç durumda. Dünyanın her tarafında su var gibi görülüyor ama kullanılabilecek su miktarı sınırlı.

Döngüde iklim krizinden dolayı bozulmalar var. İklim krizinin sebebi de bizleriz, insanlarız. Bizim kurduğumuz sanayi, tarımsal üretim, hayvancılık... Suyu kirletiyoruz. Temiz suyu alıyoruz, kirli su çıkarıyoruz. Hem iklim krizinden kullanımlardan, insanların kullanımından dolayı suyun yavaş yavaş yok olduğu, kaynak olarak yetersiz hale geldiği çok açık. Bu gidişatın durması da çok kolay görülmüyor. Tasarruf edeceğiz, deniz suyunu arıtacağız tamam ama yer altı yer üstü su kaynakları bittiğinde ne yapacağız? Bir noktada yapılacaklar yetersiz kalacak. Bu tablodan bizi çıkaracak çözümler bilim ve teknoloji ile ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Ile Bakanlık Arasındaki Onay Krizi Sürüyor Tugay’dan Bir Çıkış Daha! (2)

“8 KUYU BAŞVURUMUZUN ONAYLANMASINI BEKLİYORUZ”

Tugay, yaptığı sunumda 4 Ağustos’ta başvuru yaptıkları 8 kuyunun açılması için onay beklediklerini belirterek şu konuşmayı yaptı:

“Yeni kuyular açıyor, mevcut kuyularımızı yeniliyor, altyapımızı daha verimli hale getiriyoruz. Şehrimize su sağlamak için insanüstü bir çaba sarfediyor, gece gündüz çalışıyoruz.

4 Ağustos’ta yaptığımız yeni 8 kuyu başvurumuzun onaylanmasını bekliyoruz, sondaj makinelerimizi aylardır hazır halde bekletiyoruz.

41 adet eski kuyunun yenilenebilmesi için 45 gün önce yaptığımız başvurumuz onaylanırsa bu kuyularımızı da devreye alacağız. DSİ tarafından ivedilikle başlanmasını umduğumuz barajların yapılması ise hem su talebinin karşılanması hem de su maliyetlerinin düşürülmesi noktasında son derece kritik bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.

İzmir’de kışın huzuru burada: Tescilli tarihi yerleşim alanı Kaleköy
İzmir’de kışın huzuru burada: Tescilli tarihi yerleşim alanı Kaleköy
İçeriği Görüntüle

“DENİZ SUYU ARTIMA SİSTEMİ İLE ALTERNATİF BİR SU KAYNAĞI ARIYORUZ”

Tüm bunların yanında, iklim koşullarına uyum sağlayan yenilikçi çözümleri de gündemimize alıyoruz. Uygun koşullarda bulut tohumlama yöntemleriyle yağış potansiyelini değerlendiriyoruz. Bizimle benzer kaderi yaşayan Akdeniz ülkeleri deniz suyu arıtma sistemlerini kullanıyor. Biz deniz suyu arıtma sistemi ile özellikle kurak dönemlerde alternatif bir su kaynağı arıyoruz. Teknoloji ve inovasyon burada en önemli destekçilerimiz. Biliyorsunuz bir süre önce teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalara önemli bir fon ayıracağımızın müjdesini vermiştim. Bu fonun en önemli konularından biri su yönetimindeki yenilikler ve uygulamalar olacak. Suyumuza sahip çıkmamızı sağlayacak her türlü girişimin arkasında duracağız, faydalanacağız.”

“ÜNİVERSİTELERDEN BİLİM İNSANLARI KURULA DAHİL OLACAK”

Büyükşehir tarafından su krizini çözümlemek amacıyla Su Kurulu’nun kurulduğunu belirten Tugay, “Su krizine karşı çözümü işbirliği üzerinden kuruyoruz. Bunun için İzmir’de, suya dair kararların ortak akılla ve bilime dayalı alınmasını sağlamak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu’nu kurduk. Su Kurulu; il genelinde su kaynaklarının mevcut durumunu birlikte değerlendiren ve öneriler geliştiren bir yapı. Özellikle üniversitelerden uzman bilim insanlarının kurula dahil olması ve yenilikçi katkıları yolumuzu aydınlatıyor” ifadelerini kullandı.

“BARAJLARI DSİ YAPAR, BELEDİYELER DAĞITIR”

Tugay, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) İzmir’de kuyu açma izinleri konusunda yaptığı açıklamaları reddederek DSİ’nin “yalan söylediğini” ifade etmişti. Tugay, DSİ’ye kuyu açılması için yapılan başvuruya yanıt gelmediğini söylemişti.

Su Konferansı’nda yaptığı konuşmada Tugay, su yönetiminde büyük yatırımların DSİ tarafından yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu belirterek işbirliği çağrısında bulundu:

“Su yönetiminde işbirliğinin açık bir yasal zorunluluğu da söz konusudur. Türkiye’de su altyapısına ilişkin görev paylaşımı nettir: DSİ barajları yapar, belediyeler suyu dağıtır. 1053 sayılı Kanun bu görev paylaşımını net biçimde tanımlar; büyük yatırımlar DSİ tarafından yapılır, yerel yönetimler protokollerle sürece dahil olur. Anayasa da merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki bu dengeyi açıkça korur.

Planlamayı, tasarrufu ve geleceği birlikte tasarlayıp birlikte kurmalıyız.”

“ORTAK HAREKET ETMEK ERTELENEMEZ BİR SORUMLULUK”

Su yönetimi konusunda kurumlara düşen görevleri sıralayan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu süreçte bize ve kamu kurumlarımıza da çok net bir sorumluluk düşüyor. DSİ başta olmak üzere tüm ilgili kurumların görevi; suyu sadece tahsis eden değil, havza ölçeğinde yöneten, riskleri önceden gören ve veriye dayalı karar alan bir yaklaşımı birlikte hayata geçirmektir. Valiliğimizin koordinasyonunda; kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi, planların sahada karşılık bulması ve risklere karşı ortak hareket edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Bizim beklentimiz açık: Aynı suyu paylaşanların, aynı gelecek için birlikte çalışması.

İzmir dünyanın en güzel şehri, insanları dünyanın en güzel insanları. İnanıyor ve biliyorum ki İzmir başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır.”

“SU KRİZİ TARIM, SANAYİ VE KENT POLİTİKALARININ DÖNÜŞÜMÜ İLE YÖNETİLEBİLİR”

Tugay, tarımda su kullanımı ile ilgili şunları söyledi:

“İzmir’de Türkiye’ye oranla göre düşük olmakla birlikte tarım en büyük su tüketicisi. Sanayide ise Türkiye ortalamasının üzerinde bir su tüketimine sahibiz.

Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte el alındığı bir dönüşümle yönetilebilir. Bu cümle, bu sorunda en akılda kalması gereken cümlelerden biri.

Yem bitkileri, tahıllar, endüstri bitkiler, yağ bitkileri... Suyu en fazla tüketen tarımsal ürünler. Burada gıda için zorunluluk halinden çok daha dramatik bir durum yaşanıyor. Önemli bir tezatlıkla karşı karşıyayız.

En yüksek su ayak izine sahip ürünler, aynı zamanda kamu destekleriyle en çok teşvik edilen ürünler arasında yer alıyor.

Yani bir yandan su kıtlığından söz ederken, diğer yandan suyu en çok tüketen üretim desenini desteklemeye devam ediyoruz.

Bu nedenle mesele, tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünü, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir.”

Muhabir: BÜŞRA ÇETİNKAYA