İzmir Barosu 2026 Genel Kurulu’nda seçim heyecanı devam ediyor. Bayraklı Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu'nda 17-18 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek olan genel kurulun ilk günü tamamlandı.
Baro başkanlığına talip 4 aday bulunuyor. Mevcut yönetimin adayı Çağdaş Avukatlar grubu başkan adayı Emre Öktem, İzmir Avukat Hareketi başkan adayı Volkan Gülten, Cumhuriyetçi Avukatlar grubu başkan adayı Serhat Sökmen ve bağımsız başkan adayı Tacettin Çolak.

14 BİN 670 AVUKAT SANIĞA GİDECEK
4 adaylı yarışta gözler bugün sandıktan çıkacak sonuçta. Bugün ise 4 adayın olduğu başkanlık yarışında 14 bin 670 avukat sandığa gidecek.
OY KULLANMA İŞLEMİ BAŞLADI
Öte yandan saat 09.00 itibariyle oy kullanma işlemi başladı. Oy verme işlemi ise saat 17.00 itibariyle bitecek. Ve ardından oy sayım işlemi başlayacak.
Seçimlerde baro başkanının yanı sıra 10 asil ve 10 yedek yönetim kurulu üyesi, 3 asil ve 3 yedek denetleme kurulu üyesi, 5 asil ve 3 yedek disiplin kurulu üyesi ile TBB Genel Kurulu'nda İzmir Barosu'nu temsil edecek 5 asil ve 5 yedek delege belirlenecek.
YILMAZ’DAN VEDA MESAJI
Öte yandan mevcut Başkan Sefa Yılmaz, ise veda konuşmasını yaparak, “Sizlerle bir arada İzmir Barosu mensubu olarak çalışmak benim için gerçekten çok büyük bir onuru olur. Bu onuru dünyanın başka hiçbir yerinde yaşama olanağım yok. İzmir Barosu’nun tarihi, insanlık tarihi kadar, demokrasi mücadele tarihi olarak anılacaktır. Bu tarihin içinde yer almak bizler için sizler için gerçekten onur meselesidir. Hepinize saygılarımı sevgilerimi seviyorum. Hoşça kalın diyorum arkadaşlar. Yaşasın İzmir Barosu” dedi.
Dün genel kurul açılarak, hatipler ve başkan adayları konuşmalarını gerçekleştirdi.

GÜLTEKİN: “MEVZİYİ HER GÜN KAYBEDİYORUZ”
Dün genel kurulda konuşmalar devam ederken, İzmir Avukat Hareketi'nin adayı Volkan Gültekin, "Mevcut siyasi iklimde sadece baro yönetiminde yer almak değil, bizatihi avukatlık mesleğini icra etmek, ateşten gömlek giymekle eşdeğer hâle gelmiştir. Şu an giydiğimiz cübbe, sadece avukatlık yapıyor olmanız nedeniyle dahi bir ateşten gömleğe dönüşmüştür. Bunu da her gün yaşamaktayız. Avukatlar ve barolar susarsa ne olur? Değişik değişik grupların geldiğimiz yer o kadar acı ki neler talep etmişiz ne duruma düşmüşüz, ne kadar geri bir yerdeyiz. Mevziyi her gün kaybediyoruz. Taleplerin 25 yılda geldiği yeri görmenizi dilerdim. Onun için şu anda meslek sorunlarını savunuyoruz diye bizi eleştiren arkadaşlar, bunu da savunmadığımız an bu mevzi düşmek üzeredir. Avukatlık yapamıyoruz. Farkında mısınız? Avukatlık yapamıyoruz. Şimdi iki grup, bir de bağımsız başkan adayımız var, Taceddin Bey. Çalışmalarına baktım. Sadece bizim bir politika belgemiz var. Tek tek, konu konu çalışmışız. Bunların hepsi istediğiniz kelimelerle dile getirilmemiş olabilir. Bunun satışı istediğiniz şekilde olmamış olabilir ama siyaset yapmak tam da böyle bir şeydir. Biz siyaset yapıyoruz. Daha da çok siyaset yapacağız. Siyaset biraz da böyle yapılır. Sizin kavramlarınızı kullanmıyor diye, başka bir hukuk felsefesiyle daha özgürlükçü cümleler kuruyor diye, alışmış olduğunuz kavramları duymayınca anlamamanızı anlamıyoruz. Artık yeni şeyler söylemek vaktidir. Mevzi kaybediyoruz” dedi.

ÖKTEM: GEÇİT YOK, İZMİR BAROSU VAR
Çağdaş Avukatlar Grubu'nun adayı Emre Öktem ise şunları kaydetti:"50 yıldır ayakta kalan mücadele geleneğimizin yeni bir halkası olmak için İzmir Barosu Başkanlığı'na adayım. Otoriter tek adam rejimi, toplumun her kesimini hedef alırken Cumhuriyet'in kazanımlarını, hukuku ve savunmayı korumak için adayım. 'Geçit yok, İzmir Barosu var' demek için adayım. Bu sorumluluğun bir bedeli olduğunu biliyorum. O bedeli ödeme günü geldiğinde bir adım bile geri atmamak üzere yetki istiyorum. Seçim hukukunun tartışmaya açıldığı, yargının siyasallaştığı bir dönemde baro yönetimine talip olmak açık bir tutum ve büyük bir cesaret gerektirir. Popülizme sığınarak, her rüzgâra göre yön değiştirerek, uzlaşmayı ilkesizlik hâline getirerek bu sorumluluk taşınmaz, taşınamaz. Seçim zamanı stantlar kurulur, broşürler dağıtılır, sunumlar yapılır. Herkes meslektaşlara kendisini anlatmaya çalışır elbette. Ama genel kurulun değerlendireceği, seçim dönemindeki görünürlükten çok, yıllar boyunca alınan tutum, yerine getirilen ve getirilmeyen sözler ve davranışlardır. İş bedel ödemeye geldiğinde susulacaksa, kurumlara saygı kisvesi altında baskıya boyun eğilecekse söylenen o büyük sözlerin hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü savunmanın bağımsızlığı en çok da baskı karşısında gösterilen kararlılıkla korunur."

ÇOLAK: BARO BUNLARA ÖNLEM ALMAK DURUMUNDA
Bağımsız aday avukat Tacettin Çolak ise şu ifadeleri kullandı:
"Artık Türkiye'de bırakalım polis ya da kolluktaki yaşadığımız sorunları mahkemelerde de yaşıyoruz. Daha perşembe günü ben kendim bizzat yaşadım. Belki de Baro'ya ulaştı. Hakkımda Baro'ya disiplin soruşturması açılması için İzmir 23. Mahkemesi tutanak tuttu. Türkiye'de şu anda TCK 299 yargılamalarında ne savunmanın sözü ne sanığın savunması hiçbir şekilde dinlenmiyor. Polis fezlekesi iddianameye, iddianame mütalaaya, mütalaa gerekçeli karara dönüşüyor. Bizim savunmamızda, 'Bu bir siyasi davadır. Mütalaanın iddianameden hiçbir farkı yoktur' dediğimiz anda adamlar yüzümüze püskürüyorlar. Kürsülerde artık o 70 kişiden birileri dolaşıyor. İzmir'de de bunlardan bir tanesi var. Baro bunlara önlem almak durumunda. TCK 299 aslında mülga olmuş bir maddedir. Yani artık Anayasa'nın 90. maddesini falan geçiyoruz. Bununla ilgili verilmiş, onlarca AİHM kararı var. Bunu hangi baro, hangi barolar birliği sahipleniyor? Bunun üstüne gitmiyor. Bir sessizlik içerisinde devam ediyor maalesef."

SÖKMEN: BARO İDEOLOJİK ŞOV SAHASI DEĞİL
Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Başkan Adayı Serhat Sökmen ise şunları kaydetti:
"Baro ideolojik şov sahası değil; adliyede, karakolda, tapuda, haciz mahallinde ve sahada ezilen avukatın arkasında çelik gibi durma yeridir. Meslektaşın itibarını, hakkını ve ekmeğini koruma yeridir! Ne yazık ki baromuz, marjinal grupların söylemlerine teslim edilmiş; meslektaşlarımızın sorunları görmezden gelindiği için baro ile meslektaş arasındaki bağ kopmuş, irtibat tamamen kesilmiştir. Soruyorum sizlere: İzmir Barosu marjinal grupların slogan alanı mıdır, yoksa 14 bini aşkın avukatın bağımsız ve tarafsız evi midir? Biz buraya baromuzu, siyasi grupların konferans verme yeri değil yeniden avukatın evi yapmaya, kaybettiğimiz o saygınlığı, gücü ve meslektaş irtibatını İzmir Barosu'na tekrar kazandırmaya geldik."



