İzmir Barosu, 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü kapsamında yaptığı açıklamada, avukatların mesleklerini icra ederken karşılaştıkları fiziki, ekonomik ve siyasi tehditlere dikkat çekti. Açıklamada, sadece Türkiye’de değil dünya genelinde avukatların yaşadığı tehlikelerin sistematik olduğu vurgulanırken, 2026 yılı odak ülkesinin ABD olarak belirlendiği belirtildi. İzmir Barosu, görevlerini yerine getirdikleri için saldırıya uğrayan ve hayatını kaybeden meslektaşlarını saygıyla anarak, tehlike altındaki avukatlarla dayanışma içinde olduklarını duyurdu.

Yapılan açıklamanın tamamı ise şu şekilde:

"GÖREVİNİ YERİNE GETİREN TÜM BAROLARA BİR GÖZDAĞI OLARAK TARİHTEKİ YERİNİ ALDI"

"24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü, mesleki dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olarak; uluslararası örgütlenme günüdür. Tehlike altında savunma makamının önemine dikkat çeken bugün, avukatların hak mücadelesi verirken karşılaştıkları her türlü tehlikeyi sonlandırmaya, tehlikeye karşı mücadeleyi büyütmeye davettir.

2012 ve 2019 yıllarında Türkiye olmak üzere 2010 yılından itibaren tehlikenin olduğu bir ülkeye ithaf edilen Tehlike Altındaki Avukatlar Günü, bu yıl Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) odaklanmaktadır.

CHP’li Ösen’den İzmir’deki tarihi binaların vakıflara devrine tepki
CHP’li Ösen’den İzmir’deki tarihi binaların vakıflara devrine tepki
İçeriği Görüntüle

Söz konusu ülkelerde tehlike hiçbir zaman münferit olmamıştır. Siyasi iktidarın yargı üzerinde güç kullanmasıyla, avukatlık mesleğinin yapılmasının engellenmesi sistematik ve süreklidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bu tehlikenin devam ettiği her ülkede meslektaşlarımızın mücadelesi de devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl 23 Ocak 2025 tarihinde tam da bu sebeple İzmir Barosu olarak “Adalet için Mücadele Günü”nü ilan etmiş, süregelen tehlikeye dikkat çekmiştik.

Aynı gün İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Fırat Epözdemir gözaltına alınmış ve 4 ay tutuklu kalmıştı. Sadece avukatlar değil avukatların meslek örgütleri olan baroların da kanunlardan kaynaklanan görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle devamlı yargılanma tehdidi altında faaliyet göstermeleri Türkiye'de avukatlığın tehlikeli halinin yalın bir ifadesidir. İstanbul Barosunun insan hakları temelinde yapmış olduğu açıklama nedeniyle yöneticilerinin aylarca yargılanması ve nihayetinde beraat etmesi örneği aslında görevini yerine getiren tüm barolara bir gözdağı olarak tarihteki yerini almıştır.

"MESELE POLİTİK"

Yargı üzerinde baskı kurularak siyasi saiklerle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı cezaevinde adeta rehin gibi tutulurken vekili olan meslektaşımız da savunma görevini yerine getirdiği için tutuklanmıştır. Olayları protesto eden gençler polis şiddetine maruz kalmışken buna karşı duran meslektaşlarımız gözaltına alınmış, tutuklanmış, yurttaş savunmasız bırakılmak istenmiştir. Avukatlık pratiği nedeniyle veya politik duruşundan kaynaklı cezaevinde tutuklu veya hükümlü bulunan meslektaşlarımız mesleğimize yönelik sistematik şiddetin en bariz örnekleridir.

Bir yandan da avukatların ve baroların ekonomik gücünün elinden alınması, mesleğin toplum nezdinde itibarsızlaştırılma çalışmaları ise avukatlık mesleğini yapılamaz hale getirmektedir. Ülkemizde sırf mesleğini icra ettiği için şiddete, tehdide uğrayan, yaralanan ve katledilen avukat sayısındaki artış siyaseten köklü çözümler üretilmezse daha da artacaktır. Fiziki şiddetin yanı sıra ekonomik şiddet nedeniyle avukatların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmesi, gün geçtikçe daha da yoksullaşması acilen çözümlenmesi gereken bir başka toplumsal sorundur. Sadece son aylarda katledilen ve intihara sürüklenen avukatlar dahi meselenin politik olduğunun göstergesidir.

2026 yılı için ABD’nin odak ülke olarak seçilmesi ise mesleğimizin karşılaştığı tehlikeleri göstermek açısından güçlü bir anlam ifade etmektedir. ABD için devam eden tehlikeler, son yıllarda baskının kapsam ve şiddetinin artmasıyla dikkat çekmiştir. Tehlike Altındaki Avukatlar Günü kapsamında hazırlanan rapora göre; ABD’de hukuk bürolarının mesleki alanına yönelik müdahaleler söz konusudur. Başkanlık kararnameleri yoluyla avukatlara yönelik ağır sınırlamalar getirilmiştir. Avukatlar üstlenmiş oldukları davalarla hedef gösterilmiştir. Hakim ve savcılar da siyasi baskı altına alınarak yargı bağımsızlığı zayıflatılmaktadır. Bununla birlikte ABD, 7 Kasım BM İnsan Hakları Konseyi’nin hesap verebilirlik aracı olan Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İncelemesine katılmayı reddetmiş, 7 Ocak 2026 tarihli Başkanlık Kararnamesi ile 66 uluslararası kuruluştan çekilmeyi zorunlu kılmıştır. ABD’de sağlanan hukuki güvenceler, siyasi iktidara karşı koyan ve hak savunucusu avukatlar için koruma sağlamamaktadır.

Avukatlık mesleği, insan haklarının tanınması ve hukukun üstünlüğü açısından tüm toplumlarda zorunluluk olduğu gibi avukatların yaşadığı sorunlar da evrenseldir.

İzmir Barosu olarak görevlerini yaptıkları için katledilen tüm meslektaşlarımızı saygıyla anarak tehlike altında görev yapan meslektaşlarımızla birlikte aynı mücadeleyi paylaştığımızı ve yanlarında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz."

Kaynak: HABER MERKEZİ