İYİ Parti İzmir Teşkilatı’nın düzenlediği basın toplantısında parti değiştiren siyasetçilerle ilgili açıklamalarda bulunan İl Başkanı Ülkü Doğan, milletin tercihlerine saygı göstermenin demokrasının temel koşullarından biri olduğunu vurguladı.
"HER VATANDAŞ EŞİT MUAMELE GÖRMELİ"
Bir tarafta iktidar partisine geçen belediye başkanlarına rozet takıldığını, diğer tarafta ise muhalefetin seçilmiş belediye başkanlarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Doğan, “Devlet, iktidar partisinin teşkilatı değildir. Merkezi idarenin görevi kendisine katılan belediyeyi ödüllendirmek, muhalefette kalan belediyeyi cezalandırmak değildir. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaş bu devletin eşit yurttaşıdır; her belediye de hizmet konusunda merkezi idareden eşit muamele görmelidir” dedi.
"MİLLETİN KARARINA SAYGI DUYULMALI"
Doğan konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İzmirlinin sandıkta AK Parti’ye vermediği belediyelerin, seçimden sonra siyasi transferlerle AK Parti’ye geçtiğini görüyoruz. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu daha ilk günden çok açık söyledi: ‘Bir siyasi partiden seçilmiş belediye başkanı ya da milletvekilinin, kendisine oy veren seçmenin iradesine saygı göstermek gibi bir mecburiyeti vardır. O sevgiyi ve oyu başka bir siyasi partiye ciro edemezsiniz.’ Çünkü demokrasi sadece sandığı kurup oyları saymak değildir. Demokrasi, sandık kapandıktan sonra da milletin verdiği karara saygı duymaktır. Sandıkta zarfın, oyun ve mührün sahibi vatandaştır. Seçilmiş makamlar da kişilerin siyasi mülkü değil, milletin verdiği emanettir. Millet bir kişiye yalnızca makam vermez; bir siyasi iradeyi temsil etme görevi verir. O irade, seçildikten sonra kişisel tasarrufla başka bir siyasi partiye devredilemez. Bugün Türkiye’de bizi asıl kaygılandıran tablo da budur.
“DEVLET İKTİDAR PARTİSİNİN TEŞKİLATI DEĞİLDİR”
Bir tarafta iktidar partisine geçen belediye başkanlarına rozet takılıyor, diğer tarafta muhalefetin seçilmiş belediye başkanları cezaevinde. Üstelik vatandaşın hakkı olan kamu hizmetinin bile zaman zaman siyasi aidiyet üzerinden tartışıldığı bir düzenle karşı karşıyayız. Buradan açıkça söylüyoruz: Devlet, iktidar partisinin teşkilatı değildir. Merkezi idarenin görevi kendisine katılan belediyeyi ödüllendirmek, muhalefette kalan belediyeyi cezalandırmak değildir. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaş bu devletin eşit yurttaşıdır; her belediye de hizmet konusunda merkezi idareden eşit muamele görmelidir.
“İZMİRLİNİN İRADESİ PAZARLIK KONUSU OLAMAZ”
Devletin imkânları bir siyasi partinin ödül ve ceza mekanizması olarak kullanılamaz. Çünkü devlet hepimizindir. Sandıkta kazanamadığınız siyasi sonucu devlet gücüyle, baskıyla, transferlerle yeniden şekillendirmeye kalkarsanız, sandığı ortadan kaldırmazsınız belki ama sandığın anlamını ortadan kaldırırsınız. İzmirlinin iradesi pazarlık konusu değildir. İzmirlinin oyu devredilemez, ciro edilemez. Milletin emaneti başka bir partiye taşınamaz. İzmir’i istiyorsanız kapalı kapılarda değil, sandıkta kazanacaksınız."




