AKP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi arasında imzalanan 60 milyon TL’lik protokole tepki göstermişti. Atmaca, protokolde imzası bulunan bazı belediye yöneticilerinin aynı zamanda İMO yönetiminde yer almasının çıkar çatışması iddialarına yol açtığını savunmuş, bu durumun kamuoyunda “kendi kendilerine iş paslandığı” algısı oluşturduğunu öne sürmüştü. Gelen eleştirilerin ardından, İMO İzmir Şubesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi de konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
“BİLİMSEL ÇALIŞMALARIMIZ HEDEF ALINIYOR”
İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, deprem riskini azaltmaya yönelik bilimsel çalışmaların hedef alındığını belirterek, teknik iş birliğinin 2011’den bu yana yasal ve şeffaf biçimde sürdürüldüğünü açıkladı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi, bazı basın ve sosyal medya mecralarında yer alan ve şube ile yönetim kurulu üyelerini hedef alan iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, söz konusu söylemlerin gerçeği yansıtmadığı, kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğu ve bilimsel-teknik çalışmaları itibarsızlaştırmayı amaçladığı belirtildi.
"İŞ BİRLİĞİ 2011 YILINDA BAŞLATILDI"
İMO İzmir Şubesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yapı stoğu envanter çalışmalarının, kentin deprem riskini azaltmak ve yapı güvenliğini artırmak amacıyla bilimsel ve nesnel yöntemlerle yürütüldüğününün altını çizdi. Bu çalışmaların, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili meslek odaları arasında yapılan teknik iş birliği protokolleri kapsamında 2011 yılında başlatıldığı ve yıllar içinde geliştirilerek sürdürüldüğü belirtildi.
Açıklamada, kamuoyunda tartışma konusu edilen protokolün de yaklaşık on yılı aşkın süredir devam eden kurumsal iş birliğinin bir parçası olduğu ve Karşıyaka ilçesinde benzer bir teknik çalışmanın yürütülmesine yönelik hazırlandığı ifade edildi. Protokolün herhangi bir kişinin inisiyatifiyle değil, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilgili komisyonlarında görüşülerek, meclis kararıyla onaylandığına dikkat çekildi.
İMO İzmir Şubesi, teknik iş birliği protokollerinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde, mevzuata, bütçe usullerine ve denetim süreçlerine uygun şekilde hayata geçirildiğini belirtti. Yapılan tüm harcama ve ödemelerin şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir nitelikte olduğu belirtildi.
Açıklamada, kamu kaynaklarının kişisel çıkar veya menfaat amacıyla kullanılmadığının altı çizilerek, “Odamız, hiçbir kamu kaynağını ‘al-gülüm ver-gülüm’ anlayışıyla kullanmamıştır, kullanmamaktadır ve kullanmayacaktır” ifadeleri kullanıldı.
İMO İzmir Şubesi, yapı stokunun bilimsel yöntemlerle envantere alınması, binaların deprem riskine göre sınıflandırılması ve elde edilen verilerin kamusal planlama ile afetlere hazırlık çalışmalarına altlık oluşturmasının kamu yararı gereği olduğunu ifade etti. Son olarak, asılsız iddiaların deprem riskine karşı yürütülen bilimsel çabaları gölgelediği ve kentin hayati sorunlarının sağlıklı biçimde tartışılmasını engellediği ifade edildi.
BÜYÜKŞEHİR DE AÇIKLAMA YAPTI
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Levent Yıldır, Büyükşehir Belediye Meclisi AKP Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca’nın yürütülen teknik iş birliğine yönelik iddialarına yanıt verdi. Yıldır, yaptığı açıklamada Atmaca’nın “çamur atma siyaseti” izlediğini öne sürerek, afetlerle mücadele gibi hayati bir konuda kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığını savundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İnşaat Mühendisleri Odası’nın birer şirket değil, kamu yararına çalışan iki saygın kurum olduğunun altını çizen Yıldır, söz konusu iş birliğinin yeni olmadığını ve 2011 yılından bu yana sürdürüldüğünü hatırlattı. Yıldır, afetlere karşı alınacak önlemleri sekteye uğratabilecek iddiaların ciddi bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti.
“BİLMEDEN KONUŞMAYIN”
Açıklamada Atmaca’ya, bilgi sahibi olmadığı konularda açıklama yapmaması çağrısı yapılarak, doğru bilginin resmi kanallardan veya doğrudan muhataplardan edinilebileceği söylendi. Kamuoyunda spekülasyon yaratacak ithamların kabul edilemez olduğu belirtildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili meslek odaları arasında yürütülen teknik iş birliği protokollerinin ilk kez 2011 yılında hayata geçirildiği aktarılan açıklamada, Karşıyaka ilçesindeki çalışmanın da yaklaşık 15 yıldır devam eden bu kurumsal iş birliğinin doğal bir devamı olduğu ifade edildi. Söz konusu protokolün, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilgili komisyonlarında görüşülerek oy birliğiyle kabul edildiği belirtildi.
Açıklamada, yapı stoku envanteri ve deprem riskine yönelik çalışmaların, İl Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında ve ilgili mevzuat doğrultusunda yürütüldüğü belirtilerek; Balçova, Seferihisar, Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka ilçelerinde uygulandığı bilgisi paylaşıldı.
İMO’NUN KAMUSAL NİTELİĞİNE VURGU
TMMOB ve bağlı meslek odalarının Anayasa’nın 135. maddesi kapsamında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu hatırlatılan açıklamada, bu odalarda görev alan yönetim kurulu üyelerinin gönüllülük esasına göre çalıştığı ve herhangi bir ücret almadığı ifade edildi.
Son olarak, yapılan çalışmaların tümünün protokol hükümlerine uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütüldüğü belirtilerek, asılsız iddiaların hem deprem riskine karşı yürütülen bilimsel çalışmaları gölgelediği hem de kamuoyunu yanlış yönlendirdiği belirtildi.
NE OLMUŞTU?
AKP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi arasında imzalanan 60 milyon TL’lik protokole tepki göstermişti. Atmaca, protokolde görev alan bazı isimlerin aynı zamanda meslek odası yönetiminde yer almasının çıkar çatışması iddialarına yol açtığını aktardı. Atmaca, Karşıyaka’daki yapı stokunun deprem riskine göre değerlendirilmesine yönelik protokolün, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar ile İMO İzmir Şube Başkanı Bengi Atak tarafından imzalandığını belirtti. Ayatar’ın harcama yetkilisi olarak görev yaparken aynı zamanda İMO İzmir Şubesi yönetim kurulu üyesi olduğunu dile getirdi. Protokolün gerçekleştirme görevlisi olan Afete Hazırlık Şube Müdürü Özlem Özant’ın da İMO İzmir Şubesi’nde ikinci başkan olarak görev yaptığını aktaran Atmaca, bu durumun kamuoyunda “kendi kendilerine iş paslandığı” algısı oluşturduğunu savundu. Atmaca, söz konusu protokolün hukuki ve vicdani açıdan sorunlu olduğunu öne sürerek, ilerleyen süreçte Sayıştay denetimine konu olabileceğini ifade etti.




