Kafkas Cihat Kaya- İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, deprem faktörlerine ilişkin incelemelerin ardından 8 okulun yüksek riskli olduğu gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verildiğini açıkladı. Açıklamanın ardından akıllara ‘Böylesine yıkıcı depremler gerçekleşmeseydi, bu kararlar alınır mıydı?’ sorusu geldi. Veli-Der İzmir Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Çakır ve Eğitim Sen İzmir 1 No’lu şube Başkanı Necip Vardal konuya ilişkin İz Gazete’ye konuştu.

yusuf_cYakYr

Geri dönüş yok

Deprem riskinden dolayı okulların boşaltılması kararını doğru bulduğunun altını çizen Yusuf Çakır, “Çocukların can güvenliği için gerekli ama bunu daha önce yapmamaları bir problem. İzmir depreminden sonra dilekçe vererek Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dayanıklılık testi yapılarak yıkılma riski taşıyan okulların yıkılıp tekrar yapılmasını talep ettik.” derken, taleplerine herhangi bir geri dönüş alamadıklarını ifade etti.

Eski okul, yeni otopark

Esas problemi deprem riski taşıyan okulların boşaltıldıktan sonra farklı amaçlara hizmet etmek üzere kullanılması olarak gören Çakır, “Deprem riski nedeniyle boşaltılan, yıkılan okulların yerine yenisinin yapılmadığını biliyoruz. Otopark olarak kullanılanlar var. Örnek verecek olursak, Karşıyaka Selçuk Yaşar Ortaokulu İzmir depreminden önce boşaltıldı. Yıkım kararından sonra çocukların güvenliği için karara karşı çıkmadık.” şeklinde görüş bildirirken, velilere de karara karşı çıkmaması çağrısında bulunduklarını belirtti.

Derneklere para aktarılıyor

İzmir’de depremde yıkılma tehdidi bulunan okulların boşaltılmasını güvenlik tedbiri kapsamında uygun değerlendiren Çakır, “Öncelikli olarak yıkılan okulların yapılmasına önem verilmelidir. 30 okulun yeniden yapılması kararından ödeneksizlik yüzünden vazgeçildi. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden protokollerle dini vakıflara ve derneklere paralar aktarıyor. Hatta imzaladıkları protokollerle eğitimi onlara benzetmeye çalışıyorlar.” ifadelerini kullanırken, "Bunlara bütçe ayrılırken okullara bütçe ayrılmaması bir siyasi tercihtir.” dedi.

Eğitime öğrencilerin çevre okullara dağıtılarak devam edileceğini vurgulayan Çakır, “ikili eğitime geçilecektir. ikili eğitim sorunları da beraberinde getiriyor. Bazı öğrenciler sabah 7’de okullara gitmek zorunda kalıyorlar. Akşam 8 buçukta biten okullar oluyor. Bunların hepsi büyük problemlerdir.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de eğitim ciddiye alınmıyor

Eğitimin son 20 yıldır ticarileştiğine dikkati çekerek eğitim aracılığıyla toplum mühendisliği uygulandığını belirten Çakır, toplumdaki zihniyetin ‘kaderci’ hale dönüştürülmek istendiğini söyledi. Çakır, “Diyanet’e okul açma yetkileri verildi. Türkiye’de eğitim ciddiye alınmıyor.” ifadelerini kullandı.

165092

Eğitim devam etmeli

Eğitim Sen İzmir 1 No’lu şube Başkanı Necip Vardal, eğitim öğretime mutlak suretle devam edilmesinin altını çizerek, “Okulların birçoğu yaşlı. 1999 öncesindeki deprem yönetmeliğine göre yapılan binalar olduklarından dayanıklılığı tartışma konusu. Teste tabi tutulsa da kısa sürede yeniden değerlendirilmesi ve güçlendirmeye ihtiyaç duyulması halinde müdahaleler yapılmalıdır. Eğitim öğretimi güvenli binalarda devam ettirmeliyiz.” dedi.

Yüz yüze eğitim çağrısı

Yüz yüze eğitimden taviz verilmemesi gerektiğini dile getiren Vardal, “Yüz yüze eğitimin gerekliliklerini yerine getirmemiz gerekiyor. Pandemi zamanı bunu deneyimledik. Erişim sıkıntıları, fırsat yetersizliği gibi birçok sorunla karşılaştık. Koşullar oluşturulmalı ve yüz yüze eğitime devam edilmelidir.” şeklinde görüş bildirdi.