CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili şaibe iddialarını mahkemeye taşıyarak mutlak butlan sürecini başlatan İzmir Delegesi Hatip Karaaslan, mutlak butlan süreciyle ilgili bir açıklama yaptı. Özgür Özel’in kitleyi peşinden sürüklemek için her türlü haksızlığa, manipülasyona başvurduğunu, partinin bütün kaynaklarını PR çalışmalarına harcadığını ve kendisine bağlı trol ordusu oluşturduğunu öne süren Karaaslan, ‘yalnız kalma pahasına adaletten vazgeçmeyen’ Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğunu ifade etti.
“BİRLEŞMELİ VE ARINMALIYIZ”
CHP’nin pavyonlarla, rüşvetle, adam kayırmacılıkla, hizipleşmeyle, seks partileri ve alemlerle anılır hale geldiğini savunan Karaaslan, “Bu nedenle yeniden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaleti altında toplanmalı, birleşmeli, arınmalı ve bizi biz olmaktan çıkaran şeylerden kurtulmalıyız” dedi.
“ADALETLİ OLUP YALNIZ KALMAN DAHA İYİDİR”
Karaaslan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Mahatma Gandhi adaletle ilgili şunu söyler; “Haksızlığa yönelip bütün insanların senin peşinden gelmesi yerine, adaletli olup yalnız kalman daha iyidir.”
Uzun süre düşündüm bu özdeyişi. Bugünümüzü betimlemek üzere söylenmiş adeta. Bir tarafta kitleyi peşinden sürüklemek için her türlü haksızlığa, manipülasyona başvuran, partinin bütün kaynaklarını PR çalışmalarına harcayan, kendisine bağlı trol, maaşlı manipülatör ordusu oluşturan Özgür Özel, öbür tarafta ise yalnız kalma pahasına adaletten vazgeçmeyen Kemal Kılıçdaroğlu…
Aslında nerede duracağıma dair karar vermemi sağlayacak olan şey de tam olarak buydu; her türlü haksızlığa, kirliliğe, para pul ve düzeysiz ilişkiye girip kirlenen kesimle mi beraber olacaktım yoksa adaletten yana olan ve yalnız kalmayı göze alan kesimle mi?.. Elimi vicdanıma koydum ve tercihimi ikinciden yana yaptım. Bu tercihi yaparken de daha zor olan yolu seçtiğimi, saldırıların ve suçlamaların yapılacağını bilerek yaptım.
“PARTİ DEĞERLERİ ALT ÜST OLDU”
Dostlarım, yol arkadaşlarım, ortada ne bir “derin devlet komplosu” var ne de “hain” ve “işbirlikçi” bir lider. Ortada olan şey; parti ve siyasi değerlerimizin altüst olmasıdır, parti ve üyelerimizin pavyonlarla, rüşvetle, adam kayırmacılıkla, hizipleşmeyle, seks partileri ve alemlerle anılır olmasıdır, partimizin bir hizibin hegemonyasına geçmiş olmasıdır.
Değerlerinden vazgeçmiş, dejenere olmuş, kirliliklere bulaşmış bir yapı iktidar olmayı geçin, iktidar olmanın rüyasını pazarlar ancak. Bu nedenle yeniden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaleti altında toplanmalı, birleşmeli, arınmalı ve bizi biz olmaktan çıkaran şeylerden kurtulmalıyız. Kaybettiğimizi düşünenler aslında partimizi kazandığımızı, iktidar yoluna yeniden girdiğimizi ve bunu başaracağımızı görecekler. Selam, sevgi ve hürmetle…”




