13 Mart'ta gözaltına alınarak 16 Mart'ta tutuklanan seçilmiş Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden seslendi.
"TOPUKLAYANLAR BAŞ TACI"
Günel, X hesabından paylaşılan mektubunda Doruk Madencilik işçilerine ve 1 Mayıs alanlarında emekçilere uygulanan polis müdahalesini öne çıkardı.
Günel, "1 Mayıs'ta umudu kaybetmeyeceğiz" sözleriyle seslendiği mektubunu, "Adalet için, emeği için mücadele edenlere biber gazı sıkılır, Silivri zindanlarına hapsedilirler. İhanetin, ilkesizliğin markası haline gelen topuklayan korkaklar, baş tacı edilir. Yeni Türkiye'de işçi ve emekçi bayramı kutlu olsun." ifadeleriyle noktaladı.
"UMUDU KAYBETMEYECEĞİZ"
Günel'in mektubunun tamamı şöyle:
"Değerli Kuşadalılar, Emekçi kardeşlerim, Sivil toplumun değerli temsilcileri, yol arkadaşları, sevgili çocuklar,
Bugün 1 Mayıs, işçinin ve emekçinin bayramı. Hepinizin işçi ve emekçi bayramı kutlu olsun. Bu kutlamayı ifade ederken, maalesef yüreğimde bir coşku ve sevinç yok. Ama umut var. Umudu kaybetmeyeceğiz.
İşçiye, işçinin hakkına yönelik olarak çok yakın zamanda yaşadığımız bir olaya dair, farkındalığınızı yükseltmek amacıyla bir tespit yapacağım: SSS Yıldızlar Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçilerinden bahsedeceğim.
Ödenmeyen maaşları ve hakları için 12 Nisan 2026'da Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Ankara'ya kadar yürüyen, eylemleri günlerce süren, Ankara'ya geldiklerinde, bırakın muhatap bulmayı, polis barikatları ve biber gazıyla, açlıkla mücadele eden onlarca maden işçisi; karısının 345'lik alışveriş listesini alamayan, çocuğunun oyuncağını satıp parasını babasına verdiği işçilerden bahsedeceğim...
Holding patronunu ya da temsilcisini ortada hiç görmedik. Enerji Bakanlığı önüne barikat kurdu. Holding'e 2 bin 364 adet ruhsat veren Bakanlık, işçileri muhatap bile almadı.
Değerli Kuşadalılar, Emekçi kardeşlerim, Sivil toplumun değerli temsilcileri, yol arkadaşları, sevgili çocuklar,
Bugün 1 Mayıs, işçinin ve emekçinin bayramı. Hepinizin işçi ve emekçi bayramı kutlu olsun. Bu kutlamayı ifade ederken, maalesef yüreğimde bir coşku ve sevinç yok. Ama umut var. Umudu kaybetmeyeceğiz.
İşçiye, işçinin hakkına yönelik olarak çok yakın zamanda yaşadığımız bir olaya dair, farkındalığınızı yükseltmek amacıyla bir tespit yapacağım: SSS Yıldızlar Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçilerinden bahsedeceğim.
Ödenmeyen maaşları ve hakları için 12 Nisan 2026'da Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Ankara'ya kadar yürüyen, eylemleri günlerce süren, Ankara'ya geldiklerinde, bırakın muhatap bulmayı, polis barikatları ve biber gazıyla, açlıkla mücadele eden onlarca maden işçisi; karısının 345'lik alışveriş listesini alamayan, çocuğunun oyuncağını satıp parasını babasına verdiği işçilerden bahsedeceğim...
Holding patronunu ya da temsilcisini ortada hiç görmedik. Enerji Bakanlığı önüne barikat kurdu. Holding'e 2 bin 364 adet ruhsat veren Bakanlık, işçileri muhatap bile almadı.
Holdingin patronu Sebahattin Yıldız, özelleştirilme süreçlerinde zenginleştirilmiş, derenin taşıyla derenin kuşunu vurmaya alışmış, vekilliğini bakanların yaptığı şımarık bir patron. CEO'su devlette birçok kademede görev yapmış, AKP'den milletvekili adaylığına soyunmuş bir bürokrat...
Bu şımarık patronun işçi ve emekçiyi mağdur ettiği ilk işyeri değil, şöyle sıralayayım:
Trabzon Yomra - Sürmene maden işletmesinde işçiler 3 ay maaşlarını alamadı. Kıdem tazminatları ödenmedi.
Giresun Şebinkarahisar maden işletmesinde atık iç seti yıkıldı, 4 bin 500 ton zehirli atık çevreye yayıldı, işçiler mağdur edildi, şirkete ödül verdiler, ÇED onayı aldı.
Çanakkale Yenice maden işletmesinde işçiler hakkını alamadı, madeni işgal ettiler, Vali, Kaymakam araya girdi, işçiler dışarı çıktı. Tazminatsız olarak işten atıldılar.
Yıldız Bakır işletmesinde 2025 yılında 400 işçi onlarca maaşlarını alamadılar, iş bıraktılar.
KMK madencilikte Şubat, Mart maaşları ödenmemiş,
Çankırı Kurşunlu'da yüzlerce işçi maaşlarını alamadı, yollar kapandı.
Saymakla bitmez. Dönelim Ankara'ya; Bu nasıl bir holdingdir ki, işçinin karşısına çıkmıyor, onun yerine, onu temsilen İçişleri Bakanlığı ricacı oluyor. Patron da diyor ki, lüks holding odasında arkasına yaslanarak, madem bakanlar rica etti, 'tamam o zaman...'
Devletin, Bakanlığın, Angarya yasağı çerçevesinde, Anayasayı, TCK 117/1 maddesini "iş ve çalışma hürriyetini ihlal" suçundan işlem yapması gerekirken Enerji Bakanı söz alıyor ve diyor ki:
'Ruhsatını iptal etsek, işçiye ne faydası var?'
Hukuk devleti ilkesinin yok sayıldığı bir ülkede; işçi, emekçi hakkını Bakan ricasıyla, patron keyfiyetiyle alır, o da alabilirse...
Hukuk devleti ilkesinin yok sayıldığı bir ülkede; iftiracı Aziz İhsan Aktaşlar devlet koruması ile özel kapıdan duruşmaya getirilir, özgürleştirilir, iftiracı Selim Özderya gibilere 2,8 milyarlık ihale verilir.
Adalet için, emeği için mücadele edenlere biber gazı sıkılır, Silivri zindanlarına hapsedilirler.
İhanetin, ilkesizliğin markası haline gelen
topuklayan korkaklar, baş tacı edilir.Yeni Türkiye'de işçi ve emekçi bayramı kutlu olsun.
Saygılarımla,
ÖMER GÜNEL
1 Mayıs 2026
Silivri"




