EVRİM DEMİR / İZ GAZETE - İzmir’de faaliyet yürüten ve 2025 yılında mahkeme kararıyla feshedilen Genç LGBTİ+ Derneği’nin yöneticisi 11 hak savunucusunun yargılandığı davanın ilk duruşması, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun yetersizliği nedeniyle duruşma, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü. Duruşmayı çok sayıda avukat, insan hakları savunucusu ve LGBTİ+ aktivisti takip ederken, mahkeme salonu tamamen doldu.
"İDDiANAME VASIF TAŞIMIYOR"
Savunmaların odak noktasını, iddianamenin hukuki yetersizliği ve dernek faaliyetlerinin kriminalize edilmesi oluşturdu. Sanık Av. Kerim Diler yaptığı savunmada şunları kaydetti:
"Biz insan hakları savunucusuyuz. Bu önümüze bir ahlak davası olarak sunuldu. İddianamede bir eylem yok, dolayısıyla iddianame vasfı taşımıyor. Söz konusu sosyal medya paylaşımları hakkında daha önce takipsizlik kararları verilmişti. İki erkeğin el ele tutuşması veya iki kadının öpüşmesi gerçek hayatta suç olmadığı gibi, illüstrasyon üzerinden de suç oluşturulamaz. Bu yargılama ifade ve örgütlenme özgürlüğüne aykırıdır."
SANIK SAVUNMALARI: VARLIĞIMIZ YARGILANIYOR
Duruşmada yargılanan ve söz alan dernek yöneticileri ve üyeleri, suçlamaları reddederek hak mücadelesine vurgu yaptı:
A.Ş.: "Yönetim kurulu üyeliği yaptım. İnsan ve LGBTİ+ hakları için faaliyet yürüttük. Bu içeriklerin suç teşkil ettiğini düşünmüyorum."
Barış Azar: "13 yıldır insan hakları çalışıyorum. Bugün burada suç işlememiş olmanın gururuyla bulunuyorum. Burada yargılanan şey LGBTİ+ varoluşumuzdur. Tam olarak neyle yargılandığımı bile bilmiyorum."
B.O.: "Dernek başkanlığı yaptım. Tüzüğe veya kanuna aykırılık söz konusu değildir."
B.K.: "Paylaşımlar birer sanat eseridir. Burada neden bulunduğumuzu ve suçlamaları anlamlandıramıyoruz."
D.Y.: "14 yıldır savunuculuk yapıyorum. Sanat eserlerinin paylaşılması nedeniyle yargılandığımı anlıyorum ancak bunların suç olmadığını biliyorum."
P.K.: "15 yıldır sosyolog olarak çalışmalar yürütüyorum. Arkadaşlarıma katılıyorum, burada suç yok."
D.D.: "LGBTİ+’lar hem idare hem de toplum tarafından nefretle kuşatıldı. Dayanışma bizim için hayatidir. Örgütlenme özgürlüğü engellenemez."

AVUKATLAR: ENGİZİSYON MANTIĞIYLA HAREKET EDİLİYOR
Müdafi avukatlar, davanın toplumsal etkisine ve hukuksuzluğuna dikkat çekti. Av. M. Baran Selanik, savcılığın tutumunu "Engizisyon Mahkemeleri"ne benzeterek, "Suç ve eylem oluşmamış. Belirsizlik üzerine bir dosya hazırlanmış. Fotoğraf paylaşarak amacın dışına çıkıldığı iddiası çok iddialı ve dayanaksızdır," dedi.
Av. Mevlüde Sena Yazıbağlı Selanik, davanın bir "rahatsızlık" üzerine kurulduğunu belirterek; "Dernek yöneticileri değil, insanların kendini savunma cesareti yargılanıyor. Bu derneği Hande Buse Şeker ve Ecem Seçkin gibi katledilen transların aileleriyle dayanışırken gördük. Biz hukukun itibarı için buradayız," ifadelerini kullandı.
Avukat Sena Yazıbağlı Selanik, “Dosyada tek olmayan delili yanımda getirdim” diyerek çantasından gökkuşağı bayrağı çıkardı. Selanik, “Birazdan yapılacak basın açıklamasına bu bayrak nedeniyle müdahale edilecek. Bu suç değil” dedi.
Av. Mahmut Şeren ise derneğin anayasaya aykırı olduğu iddiasının 5 çizim üzerinden kanıtlanamayacağını belirtti.
Eski İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, denetim raporunu hazırlayanların yetki aşımı yaparak yorumda bulunduğunu ve iftira attığını savundu.
ARA KARAR VERİLDİ
Mahkeme; sanıklar hakkında adres araştırması yapılmasına, istinabe evraklarının beklenmesine ve İzmir Valiliği ile İçişleri Bakanlığı’ndan dernek tüzüğü ile denetim raporlarının istenmesine karar verdi.
Bir sonraki duruşma 14 Ekim’de görülecek.




