Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, turizm sektörünün sürekli ve art arda yeni mali yüklerin altına sokulduğunu, tabi olduğu vergi ve harçların artık taşınamaz noktaya geldiğini açıkladı. İşler, mevzuata dayanan ancak hakkaniyete uymayan düzenlemelerin işletmeleri kapanmaya zorladığına dikkat çekti.

Emeklilerden zam tepkisi: Hiçbir kıymeti yok
Emeklilerden zam tepkisi: Hiçbir kıymeti yok
İçeriği Görüntüle

Aynı faaliyetten üç ayrı bedel alındığını, yeni bedeller alınmasının da gündemde olduğunu hatırlatan ETİK Başkanı Mehmet İşler, bunun döviz kurlarının baskılanması nedeniyle kârlılıkların makul düzeyin çok altında kaldığı bir döneme denk geldiğini belirtti.

“MALİ YÜK TAŞINAMAZ NOKTADA”

Turizmin çökmesi halinde bunun yalnızca sektörü değil, tüm ekonomiyi etkileyeceğini vurgulayan İşler, şu ifadeleri kullandı: "Bir turizm işletmecisi ve işletmecilerin temsilcisi olarak bugün şunu açıkça söylemek zorundayım. Turizm sektörünün üzerine binen mali yük artık taşınamaz noktaya gelmiştir. Hâli hazırda turizm işletmeleri olarak, Konaklama vergisi ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) payı ödüyoruz.”

“ÜÇ AYRI MALİ YÜK ALINMASI NE ADİLDİR NE DE SÜRDÜRÜLEBİLİR”

Şimdi de 'Turistik Müessese Harcı' adı altında yeni bir bedel ödemekle karşı karşıya olduklarını belirten İşler, şöyle devam etti: “Aynı faaliyetten, farklı isimler altında üç ayrı mali yük alınması ne adildir ne de sürdürülebilir bir durumdur. Bu tahsilatlara dayanak olarak, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu, 7183 sayılı TGA Kanunu, 492 sayılı Harçlar Kanunu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, ilgili tebliğler ile Cumhurbaşkanı kararları gösterilmektedir. Vergilendirme yalnızca kanuni dayanak meselesi değildir. Anayasa’nın 73. maddesi çok açıktır. Vergilendirme mali güce göre, ölçülü ve adil olmak zorundadır. Bugün mevzuat var mı yok mu konusunu tartışmıyoruz.”

“TURİZM; İSTİHDAMDIR, ESNAFTIR, BÖLGESEL KALKINMADIR”

İşler, “Konumuz, aynı sektörün sürekli ve art arda yük altına sokulmasıdır. Turizm sektörü hâlâ masa başında 'döviz kazanan sektör' olarak görülüyor. Oysa sahadaki gerçek şudur. Döviz kurları artmıyor, uzun süredir ve hala baskılanıyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji, personel, gıda, bakım ve finansman maliyetleri kontrolsüz biçimde yükseliyor. İşletmelerin kârlılığı yok denecek seviyelere inmiş durumda. Bu şartlar altında sektöre yeni harçlar eklemek, çözüm değil; işletmeleri kapanmaya zorlayan bir yaklaşımdır. Yaşadığımız problem yalnızca ödenecek rakamlar değildir. Sektörle istişare edilmeden karar alınması, öngörülebilirliğin ortadan kalkması, işletmelerin tahakkukları ancak Dijital Vergi Dairesi’nde gördüğünde öğrenmesi de büyük sorundur. Bu yaklaşım, idare ile mükellef arasındaki güven ilişkisini zedelemektedir. Turizm sadece birkaç işletmecinin meselesi de değildir. Turizm; istihdamdır, esnaftır, bölgesel kalkınmadır, ülkenin döviz dengesidir. Turizm işletmeleri ayakta kalamazsa, vergi geliri de kalmaz, istihdam da kalmaz, ayakta tutulmaya çalışılan ekonomi de zarar görür. Bizler, devlete katkı vermekten kaçan bir sektör değiliz. Ama aynı faaliyetten sürekli yeni bedeller üretilmesine de sessiz kalamayız.

“BİR TURİZM SEKTÖRÜ KALMAYACAKTIR”

İşler sözlerini şöyle sonlandırdı: “Talebimiz nettir. Aynı faaliyet üzerinden alınan çoklu mali yükler yeniden değerlendirilmelidir. Ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri gözetilmelidir. Yeni düzenlemeler, sektörle istişare edilmeden hayata geçirilmemelidir. Aksi hâlde bugün 'harç' adıyla başlayan bu süreç, yarın başka adlarla devam edecek; sonunda, vergi ve harç alınacak bir turizm sektörü kalmayacaktır.”

Kaynak: ANKA