Cumhuriyet Halk Partisi eski Grup Başkanvekili Engin Altay, kişisel sosyal medya hesabından son dönemde yoğunlaşan tartışmalara ilişkin bir açıklama yayınladı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’nin en köklü siyasi geleneğini temsil ettiğini hatırlatan Altay, “Böylesine köklü bir partinin günlük polemiklerle, kişisel hesaplarla, iç tartışmalarla ya da bireysel zaaflarla yıpratılması hiçbir CHP’linin arzu edeceği bir tablo değildir” dedi.
“BİRLİK DUYGUSU ZEDELENMESİN”
CHP’nin parti içi tartışmalarda dikkatli bir dil tutturması gerektiğinin altını çizen Altay, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları üzerinden yürüyen değerlendirmeler, parti içindeki farklı görüşler ve buna bağlı olarak yükselen sert söylemler; CHP’nin birlik duygusunu zedeleyecek bir noktaya taşınmamalıdır. Kendisine yapılan eleştiri siyasetin doğasında vardır; ancak saygıyı ve ortak geçmişe duyulan vefayı kaybetmeden yapılmalıdır” açıklamasında bulundu.
“CHP ŞAİBEYLE YAN YANA ANILAMAZ!”
Son süreçte bazı belediye başkanları ve parti mensupları hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin kamuoyunda oluşan rahatsızlığın görmezden gelinemeyeceğini savunan Altay, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin adı hiçbir şekilde şaibeyle, kirli ilişkilerle, menfaat düzenleriyle ya da toplum vicdanını yaralayan davranışlarla yan yana anılmamalıdır. CHP, kişilerin değil ilkelerin partisidir” ifadelerini kullandı.
"KIRICI DEĞİL YAPICI OLUNMALI"
Altay’ın açıklaması şöyle:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en köklü siyasi geleneğini temsil eden, Cumhuriyet’in temel değerlerini, demokrasi mücadelesini ve halkın adalet arayışını taşıyan büyük bir siyasi çınardır. Böylesine köklü bir partinin günlük polemiklerle, kişisel hesaplarla, iç tartışmalarla ya da bireysel zaaflarla yıpratılması hiçbir CHP’linin arzu edeceği bir tablo değildir.
Son dönemde partimiz etrafında oluşan tartışmaların hem siyasi hem de toplumsal açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir noktaya geldiği açıktır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları üzerinden yürüyen değerlendirmeler, parti içindeki farklı görüşler ve buna bağlı olarak yükselen sert söylemler; CHP’nin birlik duygusunu zedeleyecek bir noktaya taşınmamalıdır. Kendisine yapılan eleştiri siyasetin doğasında vardır; ancak saygıyı ve ortak geçmişe duyulan vefayı kaybetmeden yapılmalıdır.
Aynı şekilde parti yönetimlerinin ve sorumluluk taşıyan isimlerin de daha kapsayıcı, daha kucaklayıcı, daha saygılı ve birleştirici bir dil kullanması büyük önem taşımaktadır. CHP’nin gücü, farklı düşünen insanları aynı demokrasi idealinde buluşturabilmesinden gelir. Kimsenin kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş ya da yok sayılmış hissetmediği bir siyasi iklim oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Öte yandan son süreçte bazı belediye başkanları ve parti mensupları hakkında ortaya atılan iddialar, özel hayat tartışmalar ve parasal zaaflara ilişkin kamuoyunda oluşan rahatsızlık da görmezden gelinmemelidir. Açık ifade etmek gerekir ki; Cumhuriyet Halk Partisi’nin adı hiçbir şekilde şaibeyle, kirli ilişkilerle, menfaat düzenleriyle ya da toplum vicdanını yaralayan davranışlarla yan yana anılmamalıdır. CHP, kişilerin değil ilkelerin partisidir.
Hiç kimse bulunduğu makamın gücünü kişisel çıkar ilişkileri için kullanamaz. Kamu görevi taşıyan herkesin yalnızca hukuki değil, ahlaki sorumluluğu da vardır. Elbette herkesin özel hayatı kendisine aittir; ancak toplumun güven duygusunu zedeleyen davranışlar siyasetin de konusu haline gelir. Bu meselelerde kör bir savunma psikolojisiyle hareket etmek yerine, etik değerlere sahip çıkan bir duruş göstermek CHP’ye yakışan tavır olacaktır.
Diğer taraftan yargıyı bir sopa gibi kullanarak belediye başkanlarımıza yönelik yürütülen operasyonlar açıkça bir siyasi linç girişimdir. Partimize yönelik bu siyasi kumpasa karşı büyük bir dayanışmayla direnmeliyiz. Halkın oyuyla seçilmiş isimlerin yargı süreçleri üzerinden hedef haline getirilmesi, demokratik temsil anlayışı açısından kaygı vericidir. Hukukun siyasetin aracı haline gelmesine karşı çıkmak ne kadar önemliyse, parti içinde yanlış görülen meselelerle yüzleşebilmek de o kadar önemlidir. Bu iki konunun birbirine karıştırılmaması gerekir.
Bugün Türkiye ağır ekonomik sorunlarla, adalet krizleriyle ve toplumsal kutuplaşmayla mücadele etmektedir. Böyle bir dönemde CHP’nin kendi içinde yeni ayrışmalar üretmesi değil; ortak aklı, dayanışmayı ve topluma umut verecek bir siyasal dili büyütmesi gerekmektedir. Bütün CHP’lilerin partimizin bölünmesine yönelik kurulan tuzakları ve hayalleri boşa çıkartmak en tarihi sorumluluğudur.
CHP, milyonların umudu, Atatürk devrimlerinin ve Cumhuriyet değerlerinin taşıyıcısıdır. Bu büyük mirası korumanın yolu; sağduyudan, sorumluluk duygusundan, ahlaki hassasiyetten, birlik ve dayanışma anlayışından geçmektedir.
Bugün hepimize düşen görev; kırıcı değil yapıcı olmak, ayrıştırmak değil bir arada tutmak, kişisel hesapları değil Türkiye’nin geleceğini öncelemektir.”





