İzmir'den Pakdemirli'ye 'Tarımda büyüme' yanıtı: O zaman neden çiftçi zenginlik içinde değil?

Türkiye’de 2021’in ilk çeyreğinde tarım sektörünün yüzde 7,5 büyüdüğünü belirten AKP’li Bakan Pakdemirli’ye yanıt İzmir’den geldi. Tarım Orkam-Sen İzmir Şube Başkanı Topal, “İddia edildiği gibi dünyada 7’nci Avrupa’da 1’inci tarım ülkesiysek üretimi yapan çiftçimiz neden aynı zenginlik içinde değil? Tek geçim kaynakları tarım olan çiftçimiz neden tarımı bırakıyor? Tarım politikalarını belirleyen birinci kişi olarak Sayın Bakan bu soruları kendisine mutlaka sormalı” dedi.

EKONOMİ 01.06.2021, 11:57 01.06.2021, 13:14
İzmir'den Pakdemirli'ye 'Tarımda büyüme' yanıtı: O zaman neden çiftçi zenginlik içinde değil?

Gizem TABAN/İZ GAZETE- Tarım ve Orman Bakanı AKP’li Bekir Pakdemirli, 2021’in ilk çeyreğinde tarım sektörünün yüzde 7,5 büyüdüğünü belirterek, sektördeki büyümenin kesintisiz 10 çeyrektir devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin 2005-2019 döneminde tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, Dünyada ise 7’nci sırada yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli, tarımın yıllık ortalama büyümesinin yüzde 2,99 olarak gerçekleştiğini belirtti. Pakdemirli ayrıca 2020 yılında 205 ülkeye bin 982 çeşit tarımsal ürün ihraç edildiğini de belirterek 20,7 milyar dolar ihracat, 15,2 milyar dolar ithalat yapıldığını açıkladı. Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) İzmir Şube Başkanı Çağdaş Topal ile Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zerrin Çelik, Bakan Pakdemirli’nin tarımdaki büyümeye dair açıklamalarını değerlendirdi. 

‘MANİPÜLASYON’ ÇIKIŞI
Büyüme rakamlarına ilişkin ‘manipülasyon’ eleştirisinde bulunan Tarım Orkam-Sen İzmir Şube Başkanı Çağdaş Topal, “Bakan Pakdemirli’nin açıkladığı büyüme değerlerinin sektöre ne derece yansıdığını rakamsal olarak anlatan en gerçekçi veri; gayri safi yurtiçi hasılada tarım sektörünün payıdır. Buna üretilen tüm nihai ürünlerin ekonomik ölçüsünün tarımdaki oranı diyebiliriz dikkat ettiyseniz bakanın vermiş olduğu tarımsal üretim değerlerinin tamamı Türk lirası değerinde verilmiştir. Bu rakamları dolara çevirdiğimiz zaman 2015 yılında 59.4 milyar dolar (161.5 milyar TL) olan tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla 2020 yılında sadece 39.21 milyar dolara (333,3 Milyar TL) gelebilmiştir. Buradaki TL cinsinden rakamsal büyümenin aslında döviz kurlarına göre yüksek oranda bir düşüşe tekabül etmesi yapılan manipülasyonu açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu. 

‘ÇİFTÇİLER NEDEN TARIMI BIRAKIYOR?
Tarım sektöründe her geçen gün gün büyüyen sorunlara dikkat Çeken Topal, “Çiftçi kayıt sistemine göre 2020 yılında 40 bine yakın çiftçimizin tarımsal faaliyetlerine son verdi. Tek geçim kaynakları tarım olan çiftçimiz neden tarımı bırakıyor? Tarım politikalarını belirleyen birinci kişi olarak Sayın Bakan bu soruyu kendisine mutlaka sormalı. Pandemi sürecinde derinleşen ekonomik krizle birlikte çiftçilerimizin feryadı her geçen gün gündemimizi daha da meşgul etmekte. Ülkemizde zirai ürünlerin üretimi için kullanılan gübre, tohum, ilaç, tarım aletlerinin temininde uluslararası tarım şirketleri rol almakta. Büyük oranda dışa bağımlı olduğumuz bu sektörde artan döviz kurlarıyla birlikte zaten yüksek olan maliyetler her geçen gün daha da artmaktadır. Bu da üretici konumundaki çiftçinin kar zarar hanesine zarar olarak yazılmaktadır” açıklamalarında bulundu. 

‘ÜLKEMİZ UCUZ TARIM KÖLESİ HALİNE GELDİ’
Türkiye’nin ‘ucuz bir tarım kölesi’ haline geldiğini söyleyen Topal, “Sayın Bakanın övünerek bahsetmiş olduğu rakamlar gerçek bile olsa üretici konumunda olan bir ülke olarak 15,2 milyar dolarlık tarımsal ürün ihraç etmiş olmamıza rağmen sadece 5,5 milyar dolar dış ticaret fazlası elde edebilmişizdir. Bu da bizi, içerideki yerli üretim kadar ithalat odaklı bir büyüme sonucuna da götürüyor. Artan tarımsal hacmimizin, aslında döviz karşısında eriyen reel değeri, ülkemizi dünyanın ucuz tarım kölesi haline getirmiştir. İddia edildiği gibi dünyada 7’nci Avrupa’da 1’inci tarım ülkesiysek üretimi yapan çiftçimiz neden aynı zenginlik içinde değil? Burada bahsedilen hacimsel artıştan neden çiftçimiz yarar sağlayamamaktadır? Bunun en basit cevabı sektördeki adaletsiz kazanç dağılımının üreticinin lehine değil de pazarlamada rol alan kapitalist şirketlerin lehine olmasıdır” ifadelerini kullandı. 

‘FAKİRLEŞTİREN BÜYÜME’ ELEŞTİRİSİ
Artan çiftçi borçları ve hacizleri hatırlatan İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zerrin Çelik ise, “İthal girdilere bağımlı bir ihracata ya da ihraç edebilmek için ithal etme şartının tarımdaki payının her geçen gün arttığı bir ihracata sevinmeli miyiz? Döviz kurunun yüksekliği ya da TL’nin aşırı değer kaybetmesinin, ihracattaki artışa etkisini ve ithalatta yaşanan düşüşle ilgisini görmezden mi gelmeliyiz? İhracatımız artarken dış açığın artması normal midir? Başka bir söylemle “fakirleştiren bir büyüme istenen bir durum mudur?” dedi.

‘EMEK SÖMÜRÜSÜ’ VURGUSU
Çelik, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ekonomik büyüme demek gelirde artış, refah seviyesinde yükselme demektir. İfade edilen büyümenin gelir ve dağılımına iyileştirici bir etkisi olmuş mudur? 2020 yılının aynı çeyreğinde tarımda 4.150 bin kişi istihdam edilirken, 2021’de 4.750 bin kişi istihdam edilmiştir. Tarımsal emeğin ücretleri artmış mıdır, yoksa büyüme emeğin sömürüsü üzerine mi inşa edilmiştir?”

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
27°
az bulutlu
banner177
banner178
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?