Eğitim-Sen, AKP’nin suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeler içeren ve TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifine sert tepki gösterdi. Sendikadan yapılan açıklamada, toplumsal sorunlara çözüm üretemeyen iktidarın çareyi güvenlikçi ve çocuğun yararını gözetmeyen uygulamalarda aradığı belirtildi. Çocuk adalet sisteminin, cezalandırıcı değil onarıcı bir anlayışla yeniden kurulmalısı gerektiğini belirten sendika, “Çocukluktan vazgeçen ve çocukları yetişkin ceza sistemine yaklaştıran bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“ASIL SORUNLAR GÖRMEZDEN GELİNİYOR”
Türkiye’de milyonlarca çocuğun yoksulluk riski altında yaşadığını hatırlatan Eğtim-Sen'in açıklamasında, “İşçileştirilen çocuklar çoğalmakta, eğitimden kopuş artmakta, MESEM uygulamalarıyla çocuk emeği ucuz iş gücü olarak kullanılmakta, okullarda ücretsiz yemek, temiz su, rehberlik ve psikososyal destek gibi en temel ihtiyaçlar dahi karşılanmamaktadır. Devlet yoksulluk, istismar, şiddet ve sömürü karşısında çocuklara dönük koruyucu ve önleyici politikalar geliştirmezken onları ancak adli sistemin içine girdiklerinde görünür hâle getirmektedir” denildi.
“KANUN TEKLİFİ GERİ ÇEKİLSİN”
Kanun teklifinin geri çekilmesini, çocuk adalet sistemine ilişkin düzenlemelerin, çocuk hakları alanında çalışan uzmanların, sendikaların, meslek örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla hazırlanması gerektiğini vurgulayan Eğitim Sen’in düzenlemeye getirdiği eleştiriler şöyle:
• Bilimsel araştırmalar, suçun önlenmesinde cezanın ağırlığından ziyade; sosyal destek, eğitime erişim ve erken müdahalenin etkili olduğunu göstermektedir. Çocukların yetişkin ceza rejimine tabi tutulduğu uygulamalar, şiddeti ve suç üretme riskini azaltmak yerine artırmaktadır.
• Teklif, çocukların cezalarının doğrudan eğitim evlerinde başlamasını da engellemekte; kapalı ceza infaz kurumlarını esas hâline getirmektedir. Eğitim evine geçişin “iyi hâl” değerlendirmesine bağlanması, çocukların eğitim ve gelişim hakkını bir hak olmaktan çıkarıp ödüle dönüştürmektedir.
• Çocukların tutulduğu ceza infaz kurumlarındaki mevcut tablo, çocukların hapsedilmesinin bir çözüm olmadığını açık biçimde göstermektedir. Kapasitesinin çok üzerinde çocuk tutulan kurumlarda eğitim, sağlık ve psikososyal destek hizmetleri yetersizdir. Bağımlılık öyküsü bulunan çocuklar tedaviye erişememekte, koğuşlarda zorbalık ve şiddet yaygınlaşmakta, çocuklar yetişkin hapishanelerine sevk edilecekleri günü beklemektedir.
• Teklifte bakım yükümlülüğünü yerine getirmeyen ebeveynlere yönelik cezaların artırılması da yoksulluğu ve bakım krizini bireysel ahlak sorunu olarak gören yaklaşımın sonucudur. Yoksulluk nedeniyle çocuğunun temel ihtiyaçlarını karşılayamayan aileyi cezalandırmak, yoksul aileyi ikinci kez cezalandırmaktır.
Eğitim-Sen’in konuyla ilgili çözüm önerileri ise şöyle:
• Asgari ceza sorumluluğu yaşı en az 14’e çıkarılmalı, yaş küçüklüğü hükümleri hâkimin takdirine bırakılmamalıdır. Çocuk eğitim evine geçiş, iyi hâl değerlendirmesine değil, çocuğun eğitim, gelişim ve iyileşme ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
• Çocuk adalet sistemi, cezalandırıcı değil onarıcı bir anlayışla yeniden kurulmalıdır. Okullarda sosyal hizmet programları hayata geçirilmeli; rehber öğretmen, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı sayısı yeterli düzeye çıkarılmalıdır. Her okulda çocuklara bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanmalı, işçileştirilen çocukların sömürü mekânları olan MESEM uygulamasına son verilmelidir.
• Bağımlılık, ceza hukukunun değil kamusal sağlık hizmetlerinin konusu olarak ele alınmalı; ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların tedaviye erişim ve sağlık hakkı güvence altına alınmalıdır. Tahliye edilen çocuklar için barınma, eğitime dönüş ve psikososyal desteği kapsayan uzun süreli izleme ve destek programları oluşturulmalıdır.



