ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve karşılıklı çatışmalar birinci ayını doldurmaya yaklaşırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Hanan Balkhy'den kritik bir uyarı geldi.
İran'ın nükleer altyapısına dikkat çekerek nükleer tesislere yönelik ABD-İsrail saldırılarını "kaygıyla" gözlemlediklerini belirten Balkhy, İran'a saldırılardaki en büyük riskin nükleer olduğunu vurgulayarak “En kötü senaryo bir nükleer olay yaşanması ve bizi en çok kaygılandıran da bu” dedi.
POLITICO'ya konuşan Balkhy, konu hakkında tetikte beklediklerini ve en kötü senaryoya hazırlandıklarını belirterek “Ne kadar hazırlık yaparsak yapalım, böyle bir durumda bölgenin ve sonunda tüm dünyanın göreceği zararı önlemek mümkün değil. Sonuçları onlarca yıl sürecek” ifadelerini kullandı.
Balkhy, Dünya Sağlık Örgütü'nün, nükleer bir olay durumunda nasıl müdahale edileceği konusunda personelini güncellendiğini; bu kapsamda yetkililere halk sağlığı riskleri ve insanların kendilerini korumak için alması gereken önlemler hakkında tavsiyelerde bulunduğunu da aktardı. Balkhy, personelin nükleer bir olaya "daha geniş anlamda" hazırlıklı olduğunu, bunun nükleer bir tesise saldırıyı veya bir silahın kullanılmasını da içerdiğini söyledi. "Bunu düşünüyoruz ve gerçekten de olmamasını umuyoruz." dedi.

NÜKLEER TESİSLER DAHA ÖNCE DE VURULMUŞTU
Balkhy, olası nükleer olayın yalnızca silah kullanımını değil, bir nükleer tesise saldırıyı da kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğini belirtti.
İran'ın nükleer tesisleri hem 20 günlük saldırılarda hem de geçen sene vurulmuş, geçtiğimiz yıl radyoaktif kirlilik tespit edilmişti. Yakın zamanda bölgede herhangi bir kirlenme belirtisinin bildirilmediğini ifade eden Balkhy, olası bir nükleer olayda insanların tehlikeli düzeyde radyasyona maruz kalmasının, akciğer ve ciltte ağır travmalara yol açabileceği, ayrıca kanser ve ruh sağlığı sorunları riskini artırabileceği belirtildi.
Balkhy ayrıca İran’daki petrol tesislerine bu ay başında düzenlenen saldırıların da ciddi sağlık etkileri yaratabileceği uyarısında bulunurken Tahran’ı duman altında bırakan bu saldırıların özellikle solunum yolu hastalıklarını artırabileceğini söyledi.
Balkhy, geçmişteki nükleer felaketlerin sonuçlarına dikkat çekerek, 1986’daki Çernobil kazasının ilk aylarda yaklaşık 30 kişinin ölümüne neden olduğunu, sonraki yıllarda ise binlerce tiroit kanseri vakasına ve toplumda yaygın kaygıya yol açtığını anımsattı.
Haberde ayrıca, ABD’nin 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’ye düzenlediği nükleer saldırılarda 110 bin ila 210 bin kişinin yaşamını yitirdiği bilgisine yer verildi.




