Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Nisan ayında gerçekleştirilecek genel kurul öncesinde sektörün 2018–2025 dönemine ilişkin performansını alt sektörler bazında değerlendirerek, 2026 ve sonrası için yol haritasını açıkladı. Döviz kurunun enflasyondaki artışın gerisinde kalması nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlandıklarını belirten Birlik Başkanı Erkan Zandar, “İhracatçının en temel beklentisi; enflasyonla doğru orantılı, öngörülebilir bir kur politikasıdır. Bugün fiyat açısından pahalı bir ülke konumundayız” diye konuştu.
“BU OYUNUN DIŞINDA KALDIK”
Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatlarının 8 dolardan 5 dolara kadar gerilediğini belirten Erkan Zandar, bunun temel nedeninin dünya genelinde deri fiyatlarındaki düşüş olduğunu ifade etti. Önümüzdeki 5 yıllık perspektife ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zandar, “Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Tüketiciye ulaşabilen, fiyatı erişilebilir, üretim gücü olan markalar yoluna devam edecek; diğerleri ya dönüşecek ya da piyasadan çekilecek. Çin başta olmak üzere dünya otomasyon yatırımlarını hızla artırdı. Biz uzun yıllar ucuz iş gücüne güvendik. Bu oyunun dışında kaldık. Ayakta kalmak için teknoloji ve otomasyon yatırımlarını mutlaka yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“ÇİN, REKABET ETMEYİ ZORLAŞTIRIYOR”
Çin faktörünün rekabet koşullarını zorlaştırdığını belirten Başkan Zandar, “Hammadde maliyetlerimiz özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdiler karşısında rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Bu durum üretim maliyetlerimizi artırırken, lojistik giderlerindeki yüksek seyir de ihracatçımızın yükünü ağırlaştırıyor. Bu nedenle yalnızca üretmek değil, aynı zamanda etkili bir PR ve tanıtım stratejisi yürütmek zorundayız. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası pazarlarda doğru anlatılması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu.
“VERGİLER BELİMİZİ BÜKÜYOR”
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu ise hammadde ve ara maddeye erişim konularına değinerek, “Avrupa pazarında yıllarca ‘kaliteli üretim ve uygun fiyat’ dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

“İZMİR’DE OSB EKSİKLİĞİ HİSSEDİLİYOR”
Türkiye’de deri mamülleri özelinde bir Organize Sanayi Bölgesi bulunmadığına dikkat çeken Gündoğdu, “İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması. Önümüzdeki yeni dönemde başkan adaylığımı da açıklamak istiyorum” ifadelerini kullandı.




