DEM Parti, Kobani Davası'nda verilen kararların ikinci yıl dönümünde Sincan Cezaevi Kampüsü önünde basın açıklaması yaptı. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "çözüm süreci"ne ilişkin mesajlar verdi.

"DAVANIN GERÇEK NEDENİ 7 HAZİRAN ZAFERİDİR"

HDP’li siyasetçilerin demokratik siyasetten tasfiye edilmek istendiğini savunan Gülistan Kılıç Koçyiğit, şöyle konuştu:

"Bu dava, 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP'nin AKP'yi tek başına iktidardan düşürmesinden sonra başlatılan bir tasfiye operasyonudur. 7 Haziran HDP zaferinden sonra başlamış bir süreçtir. HDP'nin yükselişi, farklı halkları ve kimlikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşıması, Türkiye siyasetinde ana bir mücadele odağı olması nedeniyle; dört bir yandan HDP'yi yok etmek için kolları sıvadılar ve üzerine kumpas kurdular. 4 Kasım 2016 tarihinde eş zamanlı başlayan; birçok milletvekili arkadaşımızın, HDP Eş Genel Başkanları Sayın Demirtaş'ın ve Sayın Yüksekdağ’ın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla fiili olarak başlatılan sürecin devamı olarak okumak gerekiyor Kobani Kumpas Davası'nı.

"13 AY BOYUNCA GEREKÇELİ KARARI YAZMADILAR"

Her bir arkadaşımızın demokratik siyaset alanında yaptıkları eylemler, konuşmalar ve düşünce açıklamaları, yani sadece siyaset yapmaları nedeniyle bu cezalar verildi. Günün sonunda bu yanlışı düzeltmek için bir adım atıldı mı? Hayır. 13 ay boyunca gerekçeli kararı yazmadılar. 'Nasıl bir uyduruk gerekçe yazalım' diye düşünüp durdular ve sonunda içinde tek bir hukuksal delil olmayan 32 bin sayfalık bir dosya çıkardılar. Arkadaşlarımızın derhal tahliye edilmesi gerekiyordu ancak halen yapmadılar. Bu konuda birden fazla AİHM kararı var. En son 8 Temmuz 2025 tarihli AİHM kararı; bu davanın hukuki değil, siyasi saiklerle açıldığını, iktidarın kendisine rakip olan bir partiyi yargı eliyle tasfiye etmek istediğini açıkça ortaya koyuyor.

AKP'ye geçeceği iddia edilmişti: Edirne Belediye Başkanı Gencan'dan açıklama
AKP'ye geçeceği iddia edilmişti: Edirne Belediye Başkanı Gencan'dan açıklama
İçeriği Görüntüle

"YEGANE YOL BARIŞI İNŞA ETMEKTİR”

Bugün sürece güven düşük ama destek yüksek. Herkes bu ülkede barış olsun, Kürt sorunu demokratik yollarla çözülsün istiyor. Ama herkes şunu da soruyor: Bu politikalarla mı barışı inşa edeceksiniz? Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı, hasta tutsakları cezaevinde tutarak; 30 yıllık mahkumların tahliyesini engelleyerek mi barışı sağlayacaksınız? Bu yöntemlerle bin yıllık kardeşliğin yeni yüzyılda eşitlik temelinde kurulması sağlanabilir mi? Önümüzde tarihi bir süreç var. Herkesin bu sürece uygun davranması ve sözünü pratikleştirmesi gerekiyor. Zaman kaybetmeden adım atılmalıdır; yarının geç olacağını ifade etmek istiyoruz. Orta Doğu kaynıyor, bölgesel şiddet artıyor. Bütün bu şiddetin, bütün bu altüst oluşun içerisinde bütün bu dalgalanmalardan, bütün bu altüst oluşlardan korunmanın birinci ve yegane yolu vardır. O da barışı inşa etmektir. Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesini sağlamaktır. Ve bunun için de adım atmaktır. Meclis'ten hızlı bir şekilde demokratik entegrasyon yasalarını çıkarmaktır. Sürecin baş aktörü, süreci ilerleten, sürece katkı koyan, sürecin sahibi Sayın Öcalan'ın koşullarını düzeltmektir. Sürece katkı koyabileceği imkanları yaratmaktır. Bütün bunları görmezden gelen, bütün bunları anlamayan bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu ne yazık ki görüyoruz. O nedenle buradan, birçok defa hukuksuzluklarına yargılama sürecinde tanıklık Ettiğimiz Sincan Cezaevi Kampüsü önünden sesleniyoruz hükümete. Artık cezaevlerinin önünden size seslendiğimiz son olsun.

"BARIŞA BAŞIMIZI KOYDUK”

Demokrasiye dönün, hukuka dönün, adaleti tesis edin, yolunuz barış olsun. Bizim yolumuz çünkü barış. Biz demokrasiye inanıyoruz. Barışa inanıyoruz. Barışa başımızı koyduk. Barış için canımızı vermeye hazırız. Bu sürecin geri dönüşü yok. Bu sürece uygun, bu süreci ilerletecek, bu süreci geliştirecek, bu süreci kalıcılaştıracak ve güvenceye alacak adımlara ihtiyaç var diyorum. Ve bir kez daha yol arkadaşlarımıza bir an olsun geri adım atmayan, sözünü esirgemeyen, yargılanan değil, hukuksuzlukları yargılayan bütün mücadele arkadaşlarımıza buradan Sincan Cezaevi önünden de bin selam olsun diyoruz. Mücadeleleri mücadelemizdir. Onlarla onur duyuyoruz. Her biriyle gurur duyuyoruz."

Kaynak: ANKA