CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli Türkiye’de organize suç ve çeteleşme tehdidine karşı önlem çağrısında bulundu. Türeli’nin yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de suç örgütlerinin ve çeteleşmenin ulaştığı boyut, “Hukuk Devleti” ilkesini doğrudan etkilediği söz edilirken, ekonomik ve sosyal düzeni zedeleyen kritik bir duruma olduğunu vurguluyor.
Tablonun vahim bir duruma ulaşmasına karşın kamuoyunun aydınlatılması ve somut çözüm önerileri içeren soru önergelerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına verdiğini açıklayan Türeli, bir yanı alamadıklarını açıkladı. Türeli, Türkiye’nin büyük bir sorunu olarak görülen bu durum karşısında duyarsız kalınmasına isyan etti.
Adalet Bakanlığı’nın resmi verileri, suçun kitleselleştiğini açıkça ortaya koymaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde tanımlanan “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma” suçu kapsamında kovuşturma evresine geçen dosya sayısı 2025 yılı sonu itibarıyla 7 bin 665’e, sanık sayısı 61 bin 157’ye, bu sanıkların işlediği belirtilen suç sayısı ise 77 bin 144’e ulaşmıştır.
SORUNUN KAYNAĞI YOKSULLUK
Yapılan basın duyurusunda Türeli’nin sorunun kaynağı olarak sosyal izolasyon ve derin yoksulluk olarak görüyor. Eğitimden uzaklaşan, işsiz ve günde 10 saat merdiven altı atölyelerde asgari ücretin altında çalıştırılan gençlerin, yaşadıkları "adaletsizliğin" ve dışlanmışlığın öfkesini şiddete yönelerek ifade ettiklerini vurgulayan Türeli bu sorunun kaynaklarından bahsetti.
SOSYAL EŞİTSİZLİĞİN VE YOKSULLUĞUN SONUCU
Sadece bir asayiş ve güvenlik problemi olarak görülmediğini anlatan Türeli, organize suç ve çeteleşme ekonomik sosyal eşitsizliklerin, yoksulluğun ve sosyal dışlanmanın bir sonucu olduğundan söz ediyor.
ORGANİZE SUÇ VE ÇETELEŞMENİN ÇÖZÜMÜ
Türeli, organize suç ve çeteleşmenin önüne geçmek adına şu şekilde çözümleri öne sürüyor.
Çeteler, devletin fiziki ve sosyal olarak boşluk bıraktığı, "gettolaşmış" gri alanları mesken tutar. Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değil, suç alanlarını tasfiye etme aracı olmalıdır.
Suç örgütlerinin lojistik üs veya buluşma noktası olarak mesken tuttuğu bölgelerde gençlik merkezleri, kütüphaneler gibi kamusal alanlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Çocukların "az ceza alacakları" telkiniyle tetikçi olarak kullanılması gerçeği karşısında, Çocuk Ceza Adalet Sistemi'nin koruyucu ve önleyici bir yapıya kavuşturulması zorunluluk arz etmektedir.
Suç oranının yüksek olduğu bölgelerdeki okullara daha fazla bütçe ayrılmalı, deneyimli öğretmen atamaları yapılmalı ve rehberlik servisleri niceliksel ve niteliksel olarak güçlendirilmelidir.
Okullar sadece ders işlenen yerler değil; spor, sanat ve sosyal faaliyetlerle gençleri gün boyunca güvenli bir çatı altında tutan merkezler olmalıdır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Belediyelerin sosyal hizmet uzmanları sahada olmalı, sokak sokak, ev ev risk gruplarını haritalandırmalı, risk altındaki çocuklara ve gençlere proaktif destek sağlanmalıdır.
Çeteler, gençlere hızlı para ve güç vaat ederken arkalarındaki en büyük motivasyon kaynağı genç işsizliğidir. Gençlere yasal ve onurlu bir gelecek perspektifi sunulmalıdır. Dezavantajlı bölgelerdeki gençlere yönelik, günümüzün ihtiyaçlarına uygun burslu eğitim programları başlatılmalıdır. Bu programları bitiren gençlere yerel yönetimler ve iş dünyası iş birliğiyle istihdam garantisi verilmelidir.
Suça sürüklenme riski olan ya da infazını tamamlamış gençlerin yasal hayata entegre olabilmeleri için gerekli hibe ve mikro-kredi destekleri sağlanarak kendi işlerini kurmaları teşvik edilmelidir.
Ceza infaz kurumundan çıkan bir çocuğun veya gencin eski çevresine dönüp aynı sarmala girmemesi için en az 2 yıl boyunca uzmanlardan oluşan bir "Sosyal Takip Grubu" tarafından izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu süreç, denetimli serbestliğin sadece imza atmaktan ibaret olan bürokratik yapısını, insan odaklı bir rehabilitasyona dönüştürür.
Polisin yakaladığı, yargının cezalandırdığı senaryo, zincirin sadece en son halkasıdır. Zincirin başını; nitelikli bir okul, aydınlık bir sokak, güvenceli bir iş ve adil bir sosyal devlet politikası oluşturur. Bunlar eş güdümlü yürütülmediği sürece adliye koridorlarındaki hiçbir reform sokaktaki çeteleşmeyi bitirmeye yetmeyecektir.





