CHP İzmir'den Zafer Bayramı kutlaması: Aslanoğlu’ndan cezaevinden çarpıcı mesaj!
CHP İzmir'den Zafer Bayramı kutlaması: Aslanoğlu’ndan cezaevinden çarpıcı mesaj!
İçeriği Görüntüle

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, terör örgütünün silah bırakmasının millet için önemli bir adım olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Kılıç, muhalefet belediye başkanlarının tutuklanmasının da toplumsal barışın önünde engel olduğunu aktardı. Kılıç, “Bir yandan toplumsal barış çağrısı yapılırken, diğer yandan demokratik siyasetin temsilcileri susturuluyor, yerel iradeye darbe vuruluyor, muhalefet baskı altına alınıyor. Unutulmamalıdır ki gerçek barış, toplumun tamamını kapsayan samimi bir iradeyle, iktidarın değil halkın kazanacağı bir süreçle mümkündür.” İfadelerini aktardı.
CHP’li Kılıç’tan ‘kalıcı barış’ çağrısı: İçeride adalet yoksa toplumsal barış samimi şekilde sağlanabilir mi?

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada terör örgütünün silah bırakmasını önemli bir adım olarak değerlendirirken, muhalefet belediye başkanlarının tutuklamaları nedeniyle toplumda adaletin sağlanamadığını belirtti. Gerçek barışın sadece terörün sona ermesiyle değil, yargıda, siyasette ve halkın iradesinin sandıkta hakim kılınmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Sevda Erdan Kılıç, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten miras aldığı “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesiyle; terörün, şiddetin ve çatışmanın değil, her zaman barışın, hukukun ve demokrasinin yanındadır. Terör örgütünün sembolik de olsa silah bırakması, yıllardır büyük acılar yaşayan milletimiz için önemli ve gecikmiş bir adımdır.

Bu adımın; barışı kalıcı hale getirmesi için atılacak adımlar toplumsal mutabakatla, şeffaf ve kapsayıcı bir süreçle olmalıdır. Ancak şunu da açıkça ifade etmek zorundayız: Son dönemde ana muhalefet partisinin seçilmiş belediye başkanlarının masumiyet karinesi ihlal edilerek, sağlık durumları göz ardı edilerek tutuklandığı; yargının iktidara farklı, muhalefete farklı işlediği, Anayasa’nın askıya alındığı bir ortamda toplumun barış çağrılarına güvenle sarılması beklenemez.

İçeride adalet yoksa toplumsal barış samimi şekilde sağlanabilir mi?

Biliyoruz ki; kimse şiddetten, silahtan yana olmaz, olmamalı. Ama içeride adalet yoksa, toplumsal barış samimi şekilde sağlanabilir mi? Toplumun adalet beklentisi görmezden gelinerek başlatılan hiçbir süreç kalıcı barış üretemez. Geçmişte defalarca tanık olduğumuz gibi, bu tür adımların iktidarın meşruiyetini kaybetmeye başladığı kritik zamanlarda hız kazanması, barıştan çok siyasal mühendislik izlenimi yaratmaktadır. Tek adam rejiminin devamı için kurgulanan bu tür süreçlerin geçmişte çok sayıda örneği vardır. Her kritik dönemde benzer adımlar atılmış, her seferinde barış ve demokrasi söylemi kullanılarak iktidarın ömrünü uzatma amaçlanmıştır.

Bu da beraberinde ciddi bir çelişki doğurmaktadır. Bir yandan toplumsal barış çağrısı yapılırken, diğer yandan demokratik siyasetin temsilcileri susturuluyor, yerel iradeye darbe vuruluyor, muhalefet baskı altına alınıyor. Unutulmamalıdır ki gerçek barış, toplumun tamamını kapsayan samimi bir iradeyle, iktidarın değil halkın kazanacağı bir süreçle mümkündür. Sadece terör örgütünün silah bırakmasıyla değil; yargıda, meydanda, sandıkta da adaleti hakim kılarak mümkündür.

Bizim endişemiz, barış söylemi arkasında gizlenen farklı hesapların devreye sokulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını hedef alan girişimler, vatandaşlık temelli eşitlik yerine kimlik pazarlığını önceleyen yaklaşımlar, laiklik ilkesini zedeleyen dini referanslı siyasi projeler kabul edilemez.

Barış süreci Cumhuriyetin temel ilkelerinden taviz verilerek yürütülemez

Cumhuriyet değerlerini sarsan, demokratik parlamenter sistemi işlevsizleştiren, iktidarın kalıcılaşmasını amaçlayan anayasal değişiklik girişimlerini; toplumsal gerginlikleri fırsat bilen otokratik eğilimleri; seçimli demokrasiyi devre dışı bırakarak tek sesli düzen kurma arayışlarını reddederiz. Barış süreci, Cumhuriyetin temel ilkelerinden taviz verilerek, toplumsal uzlaşı görüntüsü altında antidemokratik dönüşümlere zemin hazırlanarak yürütülemez. Silahların sustuğu, halkın iradesinin konuştuğu, herkesin eşit yurttaşlık temelinde özgürce yaşadığı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeliyiz.”

Kaynak: HABER MERKEZİ