İzmir’in eşsiz kıyıları, bakir koyları, verimli toprakları ve doğal yaşam alanları, artan konut ve turizm baskısıyla karşı karşıya. CHP’li Tamay, “Vakit kaybetmeden yasalar uygulanmalı. Urla, Çeşme, Seferihisar, Menderes, Foça ve Dikili başta olmak üzere kıyı ilçelerindeki doğal alanlar korunmalı, zeytinliklerin geleceği güvence altına alınmalı ve kamusal kıyı erişiminin önündeki engeller kaldırılmalı. Kentin iç kesimlerindeki tarım arazileri de kaçak yapılaşmaya kurban edilmemeli.” diye konuştu.
“KIYILAR HALKINDIR, DOĞAL VARLIKLAR TOPLUMUN ORTAK MİRASIDIR!”
Yaşananların yalnızca bir imar sorunu olmadığını vurgulayan Tamay, doğal varlıkların korunmasının gıda güvenliği, su kaynakları ve kamu yararı açısından hayati önem taşıdığını belirtti.
“İzmir’in kıyıları birkaç kişinin ayrıcalığına, zeytinlikleri imar beklentisine, meraları betonlaşma iştahına teslim edilemez. Kıyılar halkındır, doğal varlıklar toplumun ortak mirasıdır. Kamu yararı, kişisel kazanç hesaplarının gerisinde bırakılamaz. Plan değişiklikleri şeffaf olmalı, bilimsel verilere dayanmalı ve kamuoyunun denetimine açık tutulmalıdır.” dedi.
“TARIM TOPRAĞINI BETONLAŞTIRMAK, GELECEĞİMİZİ TÜKETMEKTİR”
Buca’nın verimli topraklarından Kaynaklar ve Belenbaşı bölgelerinden Torbalı, Kemalpaşa ve Menemen Emiralem’e uzanan hatta tarım arazilerinin ruhsatsız yapılar ve sanayileşme baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Tamay, kaçak yapılaşmaya karşı etkin denetim istedi.
“HERKES İZMİRLİNİN HAKKINA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDADIR”
Tamay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, Tarım ve Orman Bakanlığına, İzmir Büyükşehir Belediyesine ve ilçe belediyelerine sorumluluklarını eksiksiz yerine getirme çağrısında bulundu.
Uydu görüntüleri ve coğrafi bilgi sistemleriyle arazi değişimlerinin düzenli izlenmesini isteyen Tamay, kaçak yapılaşmaya karşı yasal yaptırımların gecikmeden uygulanması ve hukuka uygun yıkım kararlarının yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Tamay, “İzmir Büyükşehir Belediyesine, ilçe belediyelerine ve ilgili bakanlıkların tüm kurumlarına açık çağrıda bulunuyorum: Herkes sorumluluğunu eksiksiz yerine getirmeli, denetim ve uygulama süreçlerinde hiçbir zaafiyete izin verilmemelidir. Hiçbir kamu kurumu görevini ihmal ederek tarım arazilerinin, zeytinliklerin, kıyıların ve doğal alanların tahribatına seyirci kalamaz. Herkes İzmir’in toprağına, İzmirlinin hakkına sahip çıkmak zorundadır. İzmir’in geleceğini ilgilendiren bu meselede sorumluluk almaktan kaçınmak kabul edilemez. Denetim yetkisi olan her kurum görevini yapmalı; ihlaller tespit edilmeli, yasal yaptırımlar uygulanmalı ve kamuoyu objektif bir biçimde bilgilendirilmelidir.” diye konuştu.
“DÖNÜŞÜMÜN AMACI BİRİLERİNİN KAZANCINI BÜYÜTMEK DEĞİLDİR”
Kentsel dönüşümün de tarım arazilerinin korunmasının da kamu yararı temelinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Tamay, İzmirlinin mülkiyet hakkının ve kentin ortak geleceğinin korunması gerektiğini belirtti.
Mimar Tamay, “Kentsel dönüşüm adı altında İzmirlinin arsalarının ve mülklerinin ranta dönüştürülmesine nasıl izin vermeyeceksek, tarım topraklarının yasa dışı talan edilmesine de göz yummayacağız. Dönüşümün amacı birilerinin kazancını büyütmek değil, yurttaşların güvenli ve sağlıklı yaşam alanlarına kavuşmasını sağlamaktır. Tarım arazileri de kişisel çıkarların değil, üretimin ve gelecek kuşakların güvencesidir.
İster kent merkezinde ister kırsalda olsun, kamu yararını dışlayan, vatandaşın hakkını gözetmeyen ve doğal varlıkları tehdit eden hiçbir uygulama kabul edilemez. İzmir’in arsası da toprağı da kıyısı da sahipsiz değildir. Bu kentin kaynaklarını korumak, İzmirlinin hakkını savunmak hepimizin sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.
“İZMİR’İN TOPRAĞI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Mücadelenin yalnızca ceza ve yıkımla sınırlı kalamayacağını belirten Tamay, Küçük Menderes ve Bakırçay havzalarında üreticiyi güçlendirecek desteklerin, su kaynaklarını koruyan politikaların ve sürdürülebilir tarımsal üretim teşviklerinin hayata geçirilmesini istedi.
Tamay, sözlerini sert bir mesajla tamamladı:
“İzmir’in toprağı sahipsiz değildir. Bu topraklarda çiftçinin, yurttaşın ve gelecek kuşakların hakkı vardır. Kıyıları, zeytinlikleri ve tarım arazilerini rant uğruna feda edemeyiz. Her kurum görevini yapmalı, doğal mirasımızı korumak için vakit kaybetmeden harekete geçmelidir. İzmir’in toprağı da kıyısı da arsası da satılık değildir. İzmir’in ve İzmirlinin hakkına sahip çıkacağız. Bu topraklara kimse göz koymasın!”



