CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, il başkanlığında basının karşısına geçti. İlk olarak iktidara yüklenen Güç, “AKP iktidarının hedefi, akıllarınca İzmir üzerinden siyaset üretip Türkiye’nin gerçek sorunlarını unutturmak. Eğer gerçekten AKP’nin vatandaşın geçimiyle, sağlığıyla, eğitimiyle, adaletiyle bir derdi olsaydı bugün bu ülke bu halde olur muydu? Emekli umurlarında değil, asgari ücretli umurlarında değil, üniversite öğrencisi, gençler, işsizler umurlarında değil. Ciddi değiller, bilgili değiller, liyakat sahibi hiç değiller. Çıkıp “ciddi olun” da diyemezler. Kayseri’yi, İzmit’i, başka şehirleri örnek verip İzmir’e laf edemezler. Çünkü maalesef her yer aynı durumdadır. Soruyorum: Siz bu ülkede neyi çözebiliyorsunuz? Halkın hangi kesimini düşünüyorsunuz, hangi derde derman oluyorsunuz da şimdi İzmir’e akıl veriyorsunuz? AKP iktidarında geldiğimiz nokta ortada. Bu tablo benim görüşüm değil; herkesin iliklerine kadar hissettiği bir ekonomik kriz, bir sosyal çöküş ve bir toplumsal ayrışmadır. Bugün “Türkiye’de her şey yolunda” diyebilecek tek bir vatandaş yok” dedi.

İZMİR’İ KOCA BİR HİÇLE BAŞ BAŞA BIRAKTILAR

2026 yılında, bütçeden İzmir’e ayrılan payı bir kez daha eleştiren Güç, “Haftalardır bir suçluluk psikolojisiyle, sayfa sayfa demeçler veren AKP Genel Sekreteri, milletvekilleri ve il başkanı; konuşuyorlar, anlatıyorlar ama ülkenin geldiği bu acı tablonun İzmir’deki karşılığına tek bir cümle bile kurmuyorlar. Soruyorum sizlere: 2026 bütçesinde İzmir’e ayrılan gerçek yatırım nerede? Bu kente ne yeni bir raylı sistem, ne ciddi bir ulaşım yatırımı, ne çevre, ne altyapı, ne sanayiye nefes aldıracak tek bir büyük proje planlamadılar. İzmir üretir, İzmir çalışır, İzmir bu ülkenin lokomotif kentlerinden biridir. Ama ne yazık ki 2026 yılına geldiğimizde AKP’li siyasetçiler İzmir’i, kelimenin tam anlamıyla koca bir hiçle baş başa bırakmıştır. Bugün basın açıklamalarıyla, hamasi sözlerle gerçeği örtemezsiniz. İzmir’in önüne koyacak tek bir somut yatırım başlığınız yok. Biz İzmir’e yapılanı unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu kentin hakkını masada da, sahada da sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Defne Soyer kooperatif davası sürecini anlattı: Tunç Soyer ne kadar tutuklanırsa tutuklansın…
Defne Soyer kooperatif davası sürecini anlattı: Tunç Soyer ne kadar tutuklanırsa tutuklansın…
İçeriği Görüntüle

BU ŞEHİR SUSUZ KALIRSA SEBEBİ AKP

Kentte bir süredir CHP ile AKP arasında devam eden DSİ tartışmalarına da değinen Güç, “Su sağlamak Devlet Su İşleri’nin asli görevidir. Yetki de, sorumluluk da DSİ’dedir. Bilip de gereğini yapmamak ise bu kenti cezalandırmaktır. DSİ’nin yıllardır İzmir için sağlıklı bir su planlaması yok. Baraj yapmıyorsunuz, yeni kaynak üretmiyorsunuz. Peki madem öyle, İZSU’nun kuyu açma taleplerine neden engel oluyorsunuz? Bu şehri susuzluğa mahkûm eden bir zihniyet bu ülkeyi yönetemez. Beceremiyorlar, yapamıyorlar; her işi siyasete alet ediyorlar. Artık bu ülkede, halkın sorunlarını çözebilen bir devlet yapısına ihtiyaç var. Dün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AKP Grup Başkan vekilinin CHP Parti sözcümüze yönelik nezaketsiz ve üstenci bir üslup kullandığını hep birlikte izledik. “Ben çözdüm, ben yaptım, gelecek, olacak” dedi. DSİ’nin vatandaşı için vermek zorunda olduğu izinleri sanki kendi lütuflarıymış gibi anlatıyorlar. Bu ülkenin bir devlet aklı yok mu? Genel Sekreter Ankara’ya gitmiş, çok uğraşmış… Bunu bir başarı hikâyesi gibi sunuyorlar. Oysa bu tablo, devletin ne hâle getirildiğinin açık göstergesidir: İş çözemeyen, plan yapamayan, vatandaşı susuzlukla tehdit eden bir bürokrasi düzeni. Buradan açıkça söylüyorum: Eğer bu şehir susuz kalırsa bunun sorumlusu sizsiniz. Ve bu bedelin altında ezileceğinizi herkes bilmelidir” ifadelerine yer verdi.

İKTİDAR PARTİSİNİN İZMİR’E BAKIŞINI ORTAYA KOYUYOR

Bornova’da yaşanan okul ruhsatı tartışmalarına da dahil olan Güç, “Yaklaşık 20 ay önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Erzene Mahallesi 159 ada 30 parsel için 16 derslik okul yapımına ilişkin ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuru sırasında belediyemiz, bölgede kapsamlı bir kentsel proje hazırladığını ifade etmiştir. Belediyemiz tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne; Aynı bölgede bulunan başka bir eğitim alanında kamulaştırmaların yapılarak okul inşaatının belediyemizce üstlenilmesi, Mevcut alanın ise Bornova Meydan Projesi kapsamında meydan, müze ve yeraltı otoparkı olarak değerlendirilmesi önerilmiştir. 1972 yılında yıkılan Kars İlköğretim Okulunun aslına uygun olarak rekonstrüksiyonu yapılarak Milli Eğitim Müzesine dönüştürülmesi, Yıkılmış durumda olan Bay Lane Köşkünün aslına uygun biçimde yeniden yapılarak Mimarlık Müzesi olarak düzenlenmesi, Alanın altına yeraltı otoparkı yapılması planlanmıştır. İl Milli Eğitim Müdürlüğü sürece başlangıçta olumsuz yaklaşmış; belediyemizin taleplerin tamamını kabul etmesine rağmen proje reddedilmiştir. Bunun üzerine Ankara’da Bakan Yardımcısı ve Bakanlık yetkilileriyle görüşmeler yapılmış, bütçe yeterliliği sunulmuş ve süreç son onay aşamasına kadar getirilmiştir. Müzelerin Bakanlığa devri kabul edilmemiştir. Müzelerin belediye bünyesinde kalması şartı korunmuştur. Kars Halil Atilla ve Serintepe Yunus Emre okullarının 16 derslikten 24 dersliğe çıkarılması kabul edilmiştir. Serintepe Yunus Emre Okulu alanında Büyükşehir Belediyesine ait yaklaşık 700 m² alanın kamulaştırma sürecinin çözülmesi talep edilmiş ve kabul edilmiştir. “Oyalama” iddialarının gerçeği işte budur. Bu tablo, iktidar partisinin İzmir’e ve Bornova’ya bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Kentine vizyon katan, geleceğini düşünen ve büyük bir özveriyle çalışan belediye başkanlarımızın önüne sürekli olarak engeller çıkarılmaktadır. Bugün Bornova için tarihî bir dönüşüm anlamına gelecek bu proje; katkı sunulmadığı gibi, tüm şartları yerine getirilmiş olmasına rağmen siyasi saiklerle durdurulmuştur. İzmir’e hizmet eden, vizyoner projeler üreten bir Bornova Belediye Başkanımız varken, AKP’li siyasetçilerin görevi engel olmak değil, bu şehre sahip çıkmak olmalıdır” dedi.

ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

Güç açıklamasının devamında erken seçim çağrısı yaparak şunları söyledi:
“AKP’li İzmir milletvekillerini ve ildeki AKP yöneticilerini gerçekten üzülerek izliyoruz. Yaşadıkları kentin sorunlarıyla, İzmirlinin derdiyle tasasıyla hiçbir bağı kalmamış bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Sanıyorlar ki ne kadar çok konuşurlarsa, İzmirliler onları o kadar çok çalışıyor zannedecek. Ama bu topraklarda bir gerçek vardır: Buna Anadolu irfanı denir. Bu millet boş lafı sevmez. Karşılığı olmayan, icraatı olmayan, sürekli suçlayan ve negatif siyaset üreten anlayışa asla itibar etmez. Bugün çıkıp da “İzmir için şunu yaptık” diyecekleri tek bir somut işleri yok. Ama her gün kameraların karşısına geçip demeç vermekte üzerlerine yok. Kendi aralarında adeta basına açıklama yapma yarışına girmiş durumdalar. Sormak istiyorum. Acaba bu açıklamaları izleyip kendi kendilerine “Bugün de çok iyi konuştuk” mu diyorlar? İzmir bunu kabul etmez. Bu şehir laf değil, iş ister. Bu halk bahane değil, çözüm ister. O yüzden buradan açıkça söylüyorum: Çok konuşan değil, çok çalışan kazanır. Eğer gerçekten cesaretiniz varsa, sandığı getirin.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN