CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TELE1’de Hakan Aygün ve Gizem Fidan’ın sunduğu ‘Fikir Kulübü’ programına konuk oldu.

Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Özkoç, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile CHP arasında bir görüşme veya ziyaret planı olup olmadığı konusuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Görüşmemiz gerekirse gereğini yaparız

Özkoç, konuyla ilgili, “Geri çağırmak gibi bir girişim olmadı bugüne kadar. Ama biz 100 yıllık bir siyasi partiyiz. Kurumsal bir hafızamız var. Kendi içimizde herhangi bir konuda yol almamız gerekiyorsa, siyasi organlarımız, parti meclisimiz, MYK’mız var. Genel Başkanımızla birlikte bunları değerlendiririz. Eğer bir görüşme gerekiyorsa, bir görüş alışverişinde bulunmak gerekiyorsa Cumhurbaşkanı adayımız bunu değerlendirir ve gereğini yaparız. Ancak bugün itibarıyla böyle bir şey söz konusu değildir, bildiğim kadarıyla” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ziyareti

Özkoç, ayrıca Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaptığı ziyarete değindi.

Özkoç, şunları söyledi:

“Biz siyasi parti ayrımı yapmadan Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili diğer siyasi partilere çözüm odaklı yaklaşımlarda bulunduk. Sayın Genel Başkan ile ben de görüştüm. Sayın Genel Başkan, Tayyip Erdoğan ziyaret etti ve randevu talebinde bulundu. Kendisine çok net ifadelerle Türkiye’nin terörle ilgili sorunları ve temel konularda, kendisinin siyaseten geleceğini tehlikeye soksa bile açık kredi verdiğini, Türkiye’nin artık bunlardan arınması gerektiğini, demokrasiyle meselelerin çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu nezaket ziyaretinden sonra, daha Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez’e gelmeden, AKP Genel Başkanı Erdoğan bir basın açıklaması yaparak, ‘Kılıçdaroğlu’nun bizim nezdimizde bir karşılığı yoktur’ diye açıklama yaptı. Siyaset, karşılıklı anlayış isteyen bir şeydir. Gerekirse tartışır, çatışırsınız… Ama siyaset gerçekten aynı zamanda müzakeredir, bir diplomasidir. Siyasetçilerin birbirleriyle konuşuyor olması lazım. Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, savaştığımız ülkelerle bir masanın etrafında bir araya gelip diplomasi yürüttük. Bu savaştığımız ülkelerle dahi söz konusu olabiliyorsa, Türkiye’deki siyasi partilerimizle de söz konusu olabilmeli. Biz, üstümüze düşen bütün özveride bulunduk. Bütün siyasi partilere saygımız var. Biz, kendi çizgimizi belli ediyoruz. İttifakla birlikte hareket etmeden önce de çizgimizi belli ettik.”