İzmir’in en önemli turizm bölgesi olan Çeşme için hazırlanan turizm projesi kentte tartışmalara devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde İzmir iş dünyası temsilcileri Ankara’ya giderek konuyu yeniden masaya yatırdı. Kültür Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy başkanlığında yapılan toplantıda Çeşme Turizm Projesi konuşuldu.
PROJENİN DOĞAL ALANLARA ZARAR VERECEĞİNİN ALTI ÇİZİLDİ
Konuyla alakalı olarak İzmir Yaşam Alanları basın açıklaması yayımladı. Projenin Yarımada’nın doğal alanlarına, endemik canlı türlerine, soyu tükenme tehlikesi altında olan Akdeniz fokuna zarar vereceğinin bir kez daha altı çizildi.
MUTABAKAT İSTEMİYORUZ, YAĞMANIN TAM KARŞISINDAYIZ
Sürece ilişkin Danıştay’ın iptal kararı hatırlatıldı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in ‘mutabakat’ çağrısına ise “Turizm bölgesi maskesi altında yapılacak her girişimin talan ve yağma ile sonuçlanacağı ve buna karşı, “taraf ve muhatap olduğumuzu” bir kez daha belirtmek isteriz. Sermayeye de iktidara da bakanlığa da konunun ilk günden bu yana tarafı ve muhatabı olan İzmir Yaşam Alanları olarak “Değil mutabakat, Yarımada’da talanın da yağmanın da tam karşısındayız” diyoruz” diyerek cevap verildi.
Yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:
Sermaye temsilcileri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından her fırsatta gündeme getirilen Çeşme Turizm Projesi, sözde “bölgenin ekolojik dengesini ve tarihi dokusunu koruyarak” spor, fuar, gastronomi, sağlık gibi temalara odaklanan turizm köyleri inşasını amaçladığı iddialarıyla yeniden ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “yargı kararı sonrası bu projeyi rafa kaldırmak zorunda kaldık ancak İzmir'de yerel bir mutabakat sağlanırsa projenin her şeyiyle hazır olduğunu ve yeniden başlatılabileceğini” belirtmekte.
“Projeyi rafa kaldırmak zorunda kaldılar” çünkü 2020-Şubat ayında açtığımız davalar sonrasında Danıştay davayı iptal etti. Hazırlanan Bilirkişi raporunda, bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde projenin kamusal yararı olmadığı, alanın endemik, acil korunması gereken canlı türlerini, nadir görülen, soyu tehlikede olan çok sayıda kuş türünün yaşadığı, soyu tükenmek üzere olan Akdeniz fokunun üreme yerlerinin ve tarım alanlarını içerdiği ifade edilmişti. Bilirkişi Raporunun son paragrafında “Turizm Proje alanının bütününü de gözeterek, dava konusu ekleme ile koruma alanları yanı sıra turizm kullanımlarına, dolayısıyla yapılaşmaya da açılmasına yol açacak olan sınır kararının, tarım ve orman alanları, doğal değerler (flora, fauna, eko sistemler) su kaynakları ve kültürel miras üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri göz önüne alındığında, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı görüşüne varılmıştır”. Kısaca; Bakanın açıklaması bu planların hiçbir kamusal çıkar barındırmadığı, planlama ilkelerine aykırı olduğu ve bölgenin ekolojik denge ve tarihi dokusunu doğrudan yok edeceği gerçeğini önemsemediğini açıkça itiraf etmektedir.
Sermaye adına İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, “Projede en önemli konunun mutabakat ve iş birliği olduğunu, yerel yönetimlerden bağımsız bu konunun” yürümeyeceğini diyalog ve iletişimi sürdürme görevini üstlendiklerini” söyledi. “Tarafların sürece dâhil olması ve varsa çekincelerini belirtmesi konusunda iletişim yollarını aktif tutacaklarını belirtti.
Konunun gündeme düştüğü 2020 - Şubat ayında, ilk davayı açanlardan olarak; Yarımada’nın doğal, tarihi değerleri ve kültürel miraslarına; turizm bölgesi maskesi altında yapılacak her girişimin talan ve yağma ile sonuçlanacağı ve buna karşı, “taraf ve muhatap olduğumuzu” bir kez daha belirtmek isteriz. Sermayeye de, iktidara da, bakanlığa da; konunun ilk günden bu yana tarafı ve muhatabı olan İzmir Yaşam Alanları olarak “Değil mutabakat, Yarımada’da talanın da, yağmanın da tam karşısındayız” diyoruz.


