İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında 23 Mart 2025'te tutuklanan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Buğra Gökce, 550. günde mektup kaleme aldı.

Tutukluluğuna isyan eden Gökce, “Bu kadar hüzün yeter. Sadece bu pazar için bana dair bir ‘yeter’ sesi değil bu. Kanunsuz tutulduğum günlerin başladığı bugünlerden gelen her kanunsuz güne de yeter.” dedi.

Yasaklı madde operasyonunda gözaltına alınmıştı: İşte İynemli’nin ifadesi!
Yasaklı madde operasyonunda gözaltına alınmıştı: İşte İynemli’nin ifadesi!
İçeriği Görüntüle

"HÜCREDEKİ 7. MEVSİMİMİ GEÇİRİYORUM"

Gökce, “78'inci PAZAR” başlıklı mektubunda şunları yazdı:

"Sonbahar geldi. Kuyunun dibini andıran o minicik avlunun esintisinden, o avluya açılan penceremin artık tam açık tutamadığım serinliğinden ve geceleri iki pikenin üst üste örtülüp pencerenin neredeyse kapalı uyunmasından, bu hücredeki 7. mevsimimin gelişini izliyor, yaşıyor, hüzünleniyorum.

Hazan mevsiminin hüznü bu ve bu hüzün en fazla pazar günleri geliyor üzerime. Hem havanın yüzü asık; güneş hiç görünmüyor, parçalı çok bulutlu. Hem yalnızlığın soğuk yüzü mütevazı pazar soframla kalbimden yüzüme çarpmasın diye uğraşıyorum. İlk sonbahara çoktan çıkmış olurum diye beklerken üzerinden dört mevsim daha geçip ikinci sonbahara da geldik. İkinci kışa da burada çıksam diye dua ediyorum artık."

"BU KADAR HÜZÜN YETER"

"Bugün 78. pazar. Bir yıl 52 hafta ise 52 + 26… Bugün, bir buçuk yılın da geride kaldığını gösteren pazar demek. Bir buçuk yıldır her günüm özgürlüğümden yoksun, sevdiklerimden ayrı geçti. Anlık küçük temaslara, saatlik görüşebilme fırsatlarına sığındım. Birlikte iki lokmayı yiyip bir bardak çayı, bir pazar kahvesini içebilmenin kıymetini bir buçuk yıldır her gün daha iyi biçimde anlarken, bu acının kalbime vuruşunu pazar günleri gümbür gümbür gelen iç sızılarıyla hissediyorum artık.

Artık küçücük masama gazete kâğıdı serip sofra hâline getirmek istemiyorum. Melamin tabak, incecik eğilen çatal, haşlanmış, beklemiş ve tekrar ısıtılmış yumurta görmek istemiyorum. İstediklerimi sıralayınca şımarıklık gibi de anlaşılabilir belki. Kızarmış ekmek ne büyük güzellikmiş. Çıtır ekmek yiyip koparabilmek ne özel bir zenginlikmiş. O ekmeği yumurtaya banmak mutlulukmuş. Beyaz örtüler, porselen tabaklar, çatal bıçaklar, peynir çeşitleri, zeytinler… Sayacak onca şey var ama en kıymetlisi, tartışmasız, yanında sevdiklerinin olmasıymış. Boğazına inen iki lokmanın en kıymetlisinin yanında eşin, dostun varken yenilen lokmalar olduğunu, özgürlüğünden mahrum, tek başına yaşamak zorunda kalanlar dışında kimse anlamazmış."

Bu kadar hüzün yeter. Sadece bu pazar için bana dair bir “yeter” sesi değil bu. Aynı zamanda geçen 543 günden sonra, kanunsuz tutulduğum günlerin başladığı bugünlerden gelen her kanunsuz güne de yeter."

"BU KAPIDAN DİMDİK, ONURLA ÇIKACAĞIM"

"Kanıtladığımız, kabullendiğimiz ve artık değişmez, “hep böyle gider” dediğimiz gün tükendiğimiz gündür. Bu hüzünler, bu isyanlar mücadeleye dair tükenmemeye ve ayağa kalkmaya ait. Bu kapıdan dimdik, onurla ve büyük bir gururla çıkacağım. Hüzünleri sevince döndüreceğim. Asla pes etmedim, etmeyeceğim. Ama hüzünlerimiz de bilinsin. Hazanlarla birlikte tarihe not olarak geçsin. Adalet bir gün herkese lazım olur. Olacak. Zamanı yakın.

Not: Bu yazı üzerinden 1 hafta daha geçti. Bu 79'uncu pazar ve 550'inci gün!"


Gökce, yapay zeka ile oluşturulmuş bir görselini de paylaşımına ekledi.

Muhabir: EYLÜL EMEK KILINÇ