İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT’ın 15’inci bölümünde İzmir’de çok konuşulan gündemleri yorumladı. Kartal, kentin öne çıkan gelişmelerini değerlendirdiği KAYIT’ın bu haftaki bölümünde, Buca Cezaevi tartışmalarını ele aldı. Kartal, Buca Cezaevi arazisi hakkında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın karşı karşıya gelmesini yorumladı.
CEMİL TUGAY’IN ARASININ İYİ OLDUĞU BİR CHP’Lİ YOK
Cemil Tugay ile Murat Bakan’ın arasının uzun zamandır kötü olduğunu ifade eden Kartal şunları söyledi: “Cemil Tugay ile Murat Bakan'ın arasının kötü olduğunu zaten yedi düvel biliyor. Deniz Yücel de aynı şekilde. Ama işin ilginci Cemil Tugay'ın arasının iyi olduğu herhangi bir Cumhuriyet Halk Partili yok. Yani öyle bir kavram yok. Genel Başkan dahil olmak üzere… O yüzden bunların arası kötü diye sanki Buca cezaevi meselesi ile karşı karşıya gelmişler gibi bir bakış vardır muhtemelen izleyicilerimizde. Yanlış bir bakış. Şimdi biliyorsun İz Gazete’nin 10’uncu yılı vesilesiyle İz Bırakan Manşetler diye çok güzel bir almanak hazırlıyoruz. Kentin arşivinde belki yıllarca kalacak bir almanak hazırlıyoruz. Onun ön taramasını yapıyorum ben. Geçmiş yıllardaki manşetlerimizi teker teker inceleyerek içlerinden seçiyorum. Orada dikkat ettim, o kadar çok fazla CHP’li en aşağıdan en yukarıya meclis üyesinden belediye başkanına, ilçe belediye başkanına, büyükşehir belediye başkanına, il başkanına, genel merkez yöneticisine, milletvekiline herkes ‘Buca Cezaevi tamamı yeşil alan olmalıdır kardeşim! Biz oralara konut yapılmasına, AVM yapılmasına, ranta açılmasına karşıyız. Bu konuyla ilgili İzmirlileri, Bucalıları arkamıza alacağız, mücadele edeceğiz, kazanacağız. Yeşil olmalı. Kent soluk almalı’ diye çıkışları var defalarca manşet atmışız.
SOSYAL DEMOKRAT OLMAK BUNU GEREKTİRİR
Mesela bir tanesi aktif görevde. Dönemin İzmir Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili, şimdinin CHP İl Başkan Vekili Murat Aydın. Konuyla ilgili defalarca çok net, kararlı, sert açıklamaları var. Çünkü sosyal demokrat olmak bunu gerektirir. Yani kentin göbeğinde böyle bir alan oluştuysa, cezaevi yıkılmış... Bir manşetimiz var hatta, ''Burada çiçekler açsın, kuşlar süzülüp uçsun'' diye. Burada çiçekler açmıyor, kuşlar süzülüp uçmuyor, geçmiyor, günler geçmiyor. Cezaevi türküsünden alıntıyla Buca Cezaevi'nin tepeden çekilmiş bir görüntüsüyle… Bir kentin göbeğinde bu kadar büyük bir alan ortaya çıkıyorsa her sosyal demokrat, her demokrat, her devrimci, her çevreci, her ilerici insan oranın yeşil alan olmasıyla ilgili zaten talepkâr olur, onun için mücadele eder. Her sağcı, her rantçı da ya burayı nasıl paraya çeviririz biz, buraya nasıl konutlar dikeriz, nasıl AVM yaparız, nereden birilerini burada zengin ederiz diye kavgaya girer. Bu ikisi arasında bir siyasal mücadele, bir çekişme sürer. Çekişmede halkı arkasına alan büyük orandan neticeyi belirler.

“PARTİ PROGRAMI, YURTTAŞLAR NE DERSE DESİN BENİM DEDİĞİM OLACAK!”
Şimdi geçen dönemin siyasi hattı; milletvekili, meclis üyesi, belediye başkanı ile beraber komple Cumhuriyet Halk Partisi'nin hattı Buca cezaevi alanının tamamının yeşil alana olması ile ilgili mücadele etme hattıydı. Şimdi biz Cemil Tugay ile Murat Bakan'ın arası bozuk o yüzden kapışıyorlar gibi yorumlarsak yanlış yorumlamış oluruz. Murat Bakan hala orada duruyor. Olması gereken yerde duruyor. Ama henüz daha Adalet ve Kalkınma Partililer, ‘Ya orası yeşil alan olmaz, burada maliyet var’ falan demeden CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, para yok ben öyle hemen hepsini de yeşil alan yapmayacağım, kolay mı öyle kardeşim derse, Murat Bakan da bu açıklamayı yapar. Ama neydi ifadesi Cemil Tugay'ın Murat Bakan'a cevabı? ‘Yönetim sorumluluğu olmadan ahkam kesmek olmaz.’ Dikkat ediyorsan Aziz Kocaoğlu'nda olduğu gibi burada da Cumhuriyet Halk Partililerle polemik yapıyorken Cemil Tugay polemiğinin seviyesini, kelimelerin hiddetini biraz yükseltiyor. Çünkü o istiyor ki parti programı, dünya görüşü, partiye oy verenler, yurttaşlar, demokratik kitle örgütleri, basın ne derse desin benim dediğim olacak, benim dediğimin üzerine ağanın lafının üzerine laf söyleyen olursa ben ona ahkam kesiyorsun derim, ahlaksız derim, sen yapsaydın derim, ağzıma geleni söylerim demiş oluyor. Biz bunun çok örneğini gördük. Bundan önce gördük. Sendikacılara gördük, milletvekillerine gördük, gazetecilere gördük, il başkanına gördük, eski il başkanına gördük. Ama bu çizgi tabii ki Cumhuriyet Halk Partisi çizgisi olabilecek bir çizgi değil. Bu kavga da biraz sürer.




