İzmir'deki en eski yerleşim alanı Yeşilova Höyüğü. Burası 5 bin yıllık bir geçmişe sahip. 2003 yılında keşfedilen yerin Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden biri olduğu anlaşılmış.

Bu höyük Bornova ilçesinin Karacaoğlan Mahallesi'nde Manda çayı kıyısında bulunuyor. Yerleşim olduğu dönemlerde İzmir Körfezi iki kilometre daha içerideydi, bölge bugünkünden daha sulaktı ve daha zengin bir flora ile faunaya sahipti.

Bornova Ovası'nın orta kesimindeki Yeşilova Höyüğü, Yassıtepe Höyüğü ve İpeklikuyu Höyüğü, günümüz İzmir'inde ilk düzenli yerleşimlerin olduğu noktalardır. Diğer yandan alan olarak bakıldığında Batı Anadolu'daki en büyük yerleşimdir. Günümüzde ise Bornova Ovası yüzeyinin 4-5 metre altında kalmış durumdadır.

Yapılan araştırmalarda höyüğe yerleşin ilk topluluğun en az bin yıl boyunca seller ve yangınlara rağmen bölgeyi terk etmediğini ortaya koyuyor. Burda yaşayanlar bütün olumsuzluklara rağmen köylerini 8 kez yeniden inşa etmişler. Burada yaşayan insanlar avcılığın yanı sıra yabanıl buğday da yetiştirmişler.

Bir öğretmen sayesinde bulundu

Höyük ilk olarak 2003 yılında belediyenin Buca'daki bir parka bölgeden toprak alması sonucu bulunmuştur. Resim öğretmeni olan Alibeke Özkan, Buca'daki parka gelen topraklar içerisinde arkeolojik kalıntılar bulup, bunları İzmir Arkeoloji Müzesi'ne teslim etmiş. Toprağın nereden alındığı tespit edilmesi sonucunda Yeşilova höyüğünün yeri bulunmuştur.

Bölgede kazı çalışmaları başlamış ve 338 adet envanterlik ve etütlük eser bulunmuş.

Kazılarda höyükte üç kültür katları saptanmıştır. Bu tabakalar yüzeyden itibaren I. kat Roma, Demir Çağı ve Tunç Çağı yerleşimleri, II. kat (1. ve 2. tabakalar) Kalkolitik Çağ ve III. kat (1. - 8. tabakalar) Neolitik Çağ olarak görülmektedir. III. kat, günümüzden 8 bin yıl öncesine tarihlenen Neolitik Çağ yerleşmesidir. En yoğun yerleşmeyi temsil eden bu tabakanın üstündeki günümüzden 6 bin yıl öncesine tarihlenen Kalkolitik Çağ yerleşmesi görülür. Manda Çayı'nın bu dönemde neden olduğu sık sel baskınları nedeniyle yerleşmenin terk edildiği, daha yüksekteki Bornova Höyüğü ve Yassıtepe Höyüğü gibi diğer yerleşimlere çekilindiği ileri sürülmektedir. Üst katlarda pithos mezarın bulunması, bölgenin Erken Tunç Çağı'nda mezarlık olarak kullanıldığını göstermektedir.

Höyüğün yayılma alanı, 2010 yılı kazılarında Neolitik Çağ'dan Roma Dönemi'ne kadar 100 dönüm olarak görülmektedir.

Ok, bıçak, mühür bulunmuş

Bölgede yapılan kazılarda Çakmak taşından yapılmış kesici, delici, kazıyıcı aletler, ok uçları ve bıçaklar bulunmuştur. Çakmak taşından başkaca obsidiyen kullandıkları belirlenmiş, bu taşın da Melos Adası’ndan ve Kapadokya’dan getirttikleri tahmin edilmektedir. Kazılarda bulunan birçok mühürden birinin günümüzden 8.200 yıl öncesine ait olduğu belirlenmiş ve güneşi simgeleyen bir mühür de çıkarılmıştır.

Çevrede bol bulunan serpantini ham madde olarak kullanılan bir balta atölyesi buluntular arasındadır. El işi örnekleri sergileyen çok sayıda, irili ufaklı balta ele geçmiştir. Ayrıca başka bölgelerden getirilen taşların da balta üretiminde kullanıldığı görülmüştür.

Höyük'ün antik yerleşimcilerinin, kırma çatılı evlerde yaşadığı anlaşılmıştır. Bu evlerin hemen hepsinde öğütme taşı ve çanak çömlek bulunmuştur.

Tarım ürünlerinin takas edildiği, karşılığında taş ve deniz ürünleri alındığı tespit edilmiştir. Dokuma tezgahı ağırlıklarını ürettikleri bir evin içinde taş üzerinde bir çetele bulunmuştur.

Kazılarda ele geçen sığır ve küçük baş hayvan kemikleri, bölgede avlanan ya da yetiştirilen çok sayıda hayvan olduğunu göstermektedir.

Höyük'te Neolitik yerleşimin MÖ 5.700 yılı dolaylarında yaşanan bir yangından ve ardından gelen şiddetli bir sel baskınından sonra höyüğü terk ettiği anlaşılmaktadır. Sadece Yeşilova Höyüğü değil çevredeki tüm yerleşimler terk edilmiş görünmektedir. Bölge izleyen 300 yıl süresince iskan edilmemiştir.