Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı Kongresi’ne katıldı.
Sezai Karakoç Kültür ve Kongresi’nde düzenlenen kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, yürütülen sürecin ilk aşamada kıymetini anlamayanlar olabileceğini, ama Türkiye tarihinde, Orta Doğu tarihinde bu sürecin ileride çok kıymetli ve çok önemli bir süreç olduğunun görüleceğini söyledi.
Bakırhan, bundan sonraki süreçte, masada, çatışma ve şiddet yerine, başta Kürt meselesi, Kürtlerin ana dili, Kürtlerin yerel demokrasi hakkı, Kürtlerin düşünce ifade özgürlüğü, kimliği, kültürünün görüşüleceğini belirterek, "Bu süreçte herkes bir an önce bir şeyler bekliyor. Ama şu ana kadar yürüyen süreç, daha çok çatışma ve şiddet zeminini siyasi ve hukuku zemine taşımak içindir. Henüz Kürtlerin demokratik haklarını konuşmadık. Henüz kayıpları konuşmadık. Henüz kimliğimizi konuşmadık. Henüz o ana sütümüz gibi helal olan dilimizi, ana dilde eğitimi konuşmadık. Henüz yüz yıldır bilinçli politikalarla geri bıraktırılmış, ekonomik olarak geri bıraktırılmış yoksulluğumuzu konuşmadık. İnşallah, bu birinci aşamayı başarıyla sonuçlandırabilirsek, ikinci aşamada biraz önce söylemiş olduğum mücadele ettiğimiz, emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız" ifadelerini kullandı.
“HALK BU 500 BİN İNSAN NE OLACAĞINI SORUYOR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, fon soruşturmasına ilişkin de konuştu. Borsada eşi benzeri görülmemiş bir skandalın yaşandığını belirten Bakırhan, en az 500 bin yatırımcının bu vurgundan ve soygundan etkilendiğinin söylendiğini belirtti. Bakırhan, şunları kaydetti:
"500 bin az değil. Her birisinin dört tane evinde nüfus olsa iki milyon insan bu üç gündür süren vurgundan olumsuz bir şekilde etkileniyor. Bu 500 bin insan ne olacağını soruyor. Ama her zaman olduğu gibi ne olacağı konusunda yetkililer ortada yok. Bugüne kadar 500 bin insanı ikna eden, tatmin eden tek bir açıklama yapıldı mı? Yapılmadı. Onlar rahatlatacak tek bir söz söylendi mi? Söylenmedi. Ya valla aşkına bu 500 bin insanın her birisinin çocuğu var. Evi var. Kirası var. Geçim derdi var. Okuyacak çocuğuna harçlık gönderme gibi bir derdi var. Onlar sadece birer hayat değil, birer aile değil. Onlar aynı zamanda çocuklarının hayallerini ve umutlarını ve güvencelerini yaşayan taşıyan yüz binlerdir. Şimdi bu 500 bin insanın paralarına göz göze göz göre göre el konulmasını hep birlikte izliyoruz. Ama biz izlemeyeceğiz, onu söyleyeyim.”
“GELİYORUM DİYEN BİR SOYGUNA NİYE BU ÜLKENİN YÖNETİCİLERİ MÜDAHALE ETMEDİ?”
Borsadaki bu durumun "geliyorum" dediğini, kaç gün, kaç aydır alarm verdiğini söyleyen Bakırhan, "Ama buna müdahale edilmedi. Size soruyorum. Geliyorum diyen bir krize, bir vurguna, bir soyguna niye bu ülkenin yöneticileri müdahale etmedi?" dedi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili fon soruşturması kapsamındaki iddiaları da hatırlatan Bakırhan, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Geçmişte bakanlık yapmış, şu anda bir partinin genel başkan yardımcısının, yüz lirası iki bin lira oluyor. Yirmi kat, dört ayda para kazanıyor. Sana sormazlar mı? 500 bin insanın geleceğinin çalındığı, soyduğu bu süreçte, bu eski bakanın yüz lirası nasıl iki bin üç yüz lira oluyor? Dolayısıyla bu mesele enine boyuna araştırılmalıdır. O 500 bin insanımızın hakkını, hukukunu kimlerin soyduğu açığa çıkarılmalıdır. Bakın yüz lira iki bin lira oluyor. Kimsenin ruhu duymuyor. Barış annelerimiz çocuklarına IBAN'la para gönderiyor, yargılanıyor. Bir tane arkadaşımız geçinemiyor, kardeşinden iki bin lira, bin lira para istiyor, devlet soruşturma açıyor."
"EMEKÇİNİN ÜÇ LİRASINI MERCEK ALTINA ALIYORSUN, BAKANA SESSİZ KALIYORSUN"
"Ya kurban olduğum, emekçinin üç lirasını, beş lirasını mercek altıına alıyorsun, hakkında soruşturma açıyorsun. İban mağdurları var cezaevinde şu anda dolu, içeri atıyorsun. Ama senin bakanlığının bir lirası iki yüz lira olmuş sessiz kalıyorsun. Buna itiraz ediyoruz. Bunu kabul etmiyoruz. Yetkililere sesleniyorum. Bu soruşturma da bu denetim de şeffaf bir şekilde yapılmalı. Karartılmamalı. Halkın gözü önünde yapılmalı. Ailelerin en az ana parası şimdilik teslim edilmelidir. Sorumlular hukuk önüne çıkarılmalıdır. Birini iki yüz yapanın bunu nasıl yaptığı ve kimler aracılığıyla yaptığı açığa çıkarılmalıdır. İster bakan, ister yönetici, ister kim olursa olsun bu soyguna izin verenlerden hesap sorulmalıdır. Bu paranın izi sürülmeli, nereye gittiği 86 milyona açıklanmalıdır. El konulan varlıklar var, bu varlıklarda da bu varlıklar küçük yatırımcıya önce verilmelidir."




