Özel sektör ve mülakat mağduru öğretmenler, MEB önünde yaptıkları açıklamada, atama sözünün tutulmaması durumunda 14 Haziran'da Ankara'ya kitlesel olarak ve haklarını kazanmadan dönmeyecek şekilde geleceklerini belirtti.
BAKANLIK ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkati çekmek ve çözüm taleplerini dile getirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Halkevleri Platformu, Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Devrimci Gençlik Dernekleri destek verdi.
“ATAMA HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ”
"Sözler tutulsun öğretmenlik yaşasın" pankartı ardında toplanan öğretmenler, "Mülakat dendi hakkımız yendi", "Sözler tutulsun öğretmenlik yaşasın", "Mücadele dersini öğretmenler veriyor", "Öğretmenler yürüyor mücadele büyüyor" ve "Atama hakkımız engellenemez" sloganları atarak "Kanun teklifi geçsin", "Mülakat Mağdurlarına atama" ve "1611 mülakat mağduru öğretmene adalet" dövizleri taşıdı. Öğretmenlerden oluşan heyet, açıklamanın ardından MEB Personel Daire Başkanı Mehmet Durantaş ile görüştü. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Umut Erkurt, Durantaş'tan taleplerini yetkililere ileteceği sözünü aldıklarını söyledi.
"DEVLET CİDDİYETİYLE SÖZLER VERİLDİ"
Özel sektör ve 1611 mülakat mağduru öğretmen adına ortak basın açıklamasını Fatma Nur Taşkın okudu. Taşkın, şöyle konuştu:
"Özel sektör öğretmenlerine 'Sorunlarınıza karşılık somut önerilerin toplantısını yapalım' diyen Çalışma Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Komisyonu Başkanlığı oldu. Sendikamıza, Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından 31 Temmuz 2025 tarihli bir toplantı daveti yapıldı. Ancak bu toplantı önce Kamu Çerçeve Protokolü yoğunlukları, sonra da MESS süreci yoğunlukları gerekçe gösterilerek ertelendi. Üzerinden neredeyse bir sene geçmesine ve defalarca kez kurmaya çalıştığımız temaslara rağmen bir daha herhangi bir dönüş almadık. Özel sektör öğretmenlerine verilen devlet sözü tutulmadı. Şunu çok net ifade etmek isteriz ki; bize verilen bu sözler Yusuf Tekin'in, bilmem hangi bürokratın veya şahısların kişisel sözleri değildir. Bu sözler doğrudan Bakanlık makamı tarafından, devlet diliyle ve devlet ciddiyetiyle verilmiş sözlerdir. Muhataplarımızı uyarıyoruz: Kendi verdiğiniz devlet sözünü çiğneyerek, devletin sözüne olan itibarı iki paralık etmeyin! Devlet, vatandaşına verdiği sözü tutmakla mükelleftir.
"SÖZLER TUTULMAZSA 14 HAZİRAN'DA KİTLESEL OLARAK GELECEĞİZ"
Özel sektör öğretmenlerine ve mülakat mağduru öğretmenlere verilen ancak tutulmayan sözlerin karşılığını alacağımızın sözünü vermeye geldik. Biz sözümüzü tutarız, çünkü biz öğretmeniz. Buradan, kazanacağımızı bildiğimiz direniş sürecimizin ilk adımını ilan ediyoruz: Hakları yenilen ve verilen sözlerin karşılığını alamayan iki mücadelenin öznesi olarak şayet Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasına somut karşılıkları olması koşuluyla verilen toplantı sözü ile 1611 mülakat mağduru öğretmene verilen atama sözü tutulmazsa, 14 Haziran'da Ankara'ya kitlesel olarak ve haklarını kazanmadan dönmeyecek şekilde geleceğiz."
MEB'e ve Meclis'e seslenen Taşkın, "Taban maaş düzenlemesi 5580 sayılı Kanun'a eklensin; özel sektör öğretmenlerine sözü verilen toplantı yapılsın! Mülakat mağdurlarının hakkı olan atamalar verilsin! Taleplerimizle ilgili somut ve gerçekçi adımlar atılmadığı takdirde yüzlerce öğretmen 14 Haziran'da Ankara'ya geleceğiz" dedi.
"5 YILDIR GÖRÜŞMEDİĞİMİZ KALMADI"
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Örgütlenme Sekreteri Hüseyin Aksoy da şunları söyledi:
"Bizim sorunumuz çok büyük ama sorunumuzun çözümü çok kolay. Bizim sorunumuz nedir? Biz bir eğitim mücadelesi veriyoruz. Mücadelenin temelinde yatan sıkıntı şu: Memlekette öğretmen sayısı kontrolsüzce yıllar içerisinde arttırıldı. Özel sektör hızlandırıldı. Bugün İstanbul'da özel okul sayısı, devlet okulu sayısını geçmiş durumda. 50 yıllık bir yasa olan taban maaş yasası kaldırıldı. Yapılacak şey çok basit. Taban maaş yasası geri getirilmelidir. Kontrolsüzce sayısını arttırdığınız öğretmenleri, 'Sen çalışmazsan başkası çalışır' diyen patronların insafına bırakamazsınız. 5 yıldır yürümediğimiz yol, görüşmediğimiz kimse kalmadı.
Bu devletin, öğretmenlerin sorunlarını çözmekten daha önemli bir işi varsa ve öğretmenleri bir sene boyunca bekletiyorsa, bu devlet yönetilemiyor demektir. Ve buradan şunu söylüyoruz: Taleplerimiz yerine getirilmezse bizim için mücadele, Yusuf Tekin istifa mücadelesidir. İkinci mesele, o daha basit; çözümü daha da kolay. Mülakat yapacağız diyerek kontrolsüz bir şekilde mülakat yapan, mahallelerin, semtlerin öğretmenlerine kontrollü denetimi bırakarak mülakatı elinize yüzünüze bulaştırdınız. Hata yaptık diyemediğiniz için 1611 tane insanı, onların ailelerini stresin içine teslim ettiniz, bıraktınız."
AİLELER ATANMAYAN ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE EYLEMDE
Bir mülakat mağduru öğretmen annesi, "Bir buçuk senedir bu işin peşindeyiz. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Lütfen bu işin bir çözüme kavuşmasını istiyoruz. Gerçekten çok zor durumdayız, perişanız. Her gittiğimiz kapıdan geri dönüyoruz. Lütfen artık sesimizi duyun ve emeklerimizin karşılığını verin" diye sitem etti.
Mülakat mağduru öğretmen babası da "Kızım yüksek puanlar alarak mülakatta elendi. İki senedir sürekli buraya geliyoruz ama sonuç yok. Ben çocuklarımı okuturken ilmek ilmek, ne zorluklarla okuttum; haram girmedi. Kızım kazandı ama mülakatta elendi. Biz mülakatların çözülmesini istiyoruz" diye konuştu.




