Muğla Milas'ta Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazileri ve kendi topraklarının acele kamulaştırılması sürecine yönelik protesto sonrası 30 Mart'ta tutuklanan Esra Işık hakim karşısına çıktı.
Milas Adliyesi'nde 10.00'da başlayan duruşmaya Işık, tutuklu bulunduğu İzmir Şakran Kapalı Cezaevi'nden elleri kelepçeli şekilde sevk edildi. Duruşmayı takip eden CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Işık'ın gün boyu aç bekletildiğini belirterek "Esra Işık’ın sabah erken saatlerde İzmir Cezaevi’nden Milas Adliyesi’ne getirilip gün boyu aç ve susuz bekletilmesi insan onuruyla bağdaşmaz; bu kötü muamele yasağı açısından ciddi bir hak ihlalidir." dedi.
"BİLİRKİŞİ HEYETİ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM"
Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "görevi yaptırmamak için direnme" iddiasıyla görülen duruşmada Işık, savunmasını yaptı. Işık evinin önündeki keşif aracının şirket yetkililerine ait olduğunu düşünerek hareket ettiğini ve keşif aracı olduğunu bilmediğini ifade ederek suç kastı olmadığını söyledi. Avukatları daha önce de bilirkişi keşfinin aileye tebliğ edilmediğini ifade etmişti.
TUTUKLULUĞA DEVAM KARARI VERİLDİ
Savcılık makamı, Işık hakkında tutukluluğun devamı yönündeki mütalaasını verdi. Avukatların savunmalarının ardından Mahkeme, Işık'ın tutukluluğuna devam kararı vererek davayı 1 Haziran'a erteledi.
"DOĞAYI SAVUNMAK SUÇ DEĞİLDİR"
CHP Milletvekili Tanal, karar sonrası yaptığı paylaşımında "Milas Asliye Ceza Mahkemesi, Akbeleni savunan Esra Işık hakkında tutukluluğun devamına karar verdi. Tahliye edilmedi. Toprağını ve suyunu savunduğu için bir yurttaşın özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilemez. Doğayı savunmak suç değil haktır" ifadelerini kullandı.
"ESRA IŞIK MEŞRU HAKKINI KULLANMIŞTI"
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da sosyal medya hesabından şunları ifade etti:
"Bu dünyada kendi yaşam alanını savunmak kadar haklı, bu kadar masum ve bu kadar meşru bir başka eylem olamaz. Esra Işık, bu gezegen üzerindeki en masum, en haklı, en meşru hakkını savunduğu için tutuklanmıştı. Milas Asliye Ceza Mahkemesi dünyanın en masum, en haklı ve en meşru hakkını savunan Esra'nın tutukluluğunun devamına karar verdi. Ferman iktidarın ve onun emrindeki yargının ama doğa bizimdir!"
Karara, CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan, Süreyya Öneş Derici ve Cumhur Uzun tepki gösterdi.
Özcan, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:
“Yaşamı savunduğu için yargılanan Esra Işık’ın tutukluluğunun devamına karar verildi. Köyünü, doğasını, geleceğini koruyanlara kelepçe takan; bir şirketin çıkarları için doğamızı katletmeye alan açan bu düzeni kabul etmiyoruz. Muğla’yı ranta teslim etmeyeceğiz. Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz.”
Uzun ise “Bir aydır hapiste tutulan Esra Işık hakkında tutukluluğun devamı kararı verildi. Bu kararın ne hukukla ne de adaletle açıklanabilecek bir tarafı var. Bugün yargı, halkın karşısında; doğayı yok eden iki şirketin yanında durduğunu açıkça ilan etmiştir. Doğayı savunmak suç değildir. Yaşam alanlarını koruyanlar cezalandırılamaz. Esra Işık içeride tutulurken, doğayı talan edenler dışarıda. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Bu mesele tek bir kişi meselesi değil; bu, doğaya, yaşama ve adalete yönelmiş açık bir saldırıdır. Muğla iki şirketten büyüktür. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız. Esra’yı da alacağız, Akbelen’i de vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Derici de şu paylaşımı yaptı:
“Bugün, Esra'nın, toprağını korumak isteyen genç bir Akbelenli kadının tutukluluğunun devamına karar verildi. Bugün, Muğla'nın doğasının, suyunun, zeytininin, yaşam alanlarının ranta açılmasına devam edeceğiz, siz de susacaksınız kararı çıktı. Susmayacağız. Muğla'yı size vermeyeceğiz. Esra'yı da geri alacağız.”
NE OLMUŞTU?
Acele kamulaştırma keşfi sırasında kendi evinin önündeki aracı protesto ettiği için 30 Mart gecesi gözaltına alınan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı, Akbelen direnişçisi, yaşam hakları savunucusu Esra Işık, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla 31 Mart’ta Milas'ta tutuklanmıştı.
Işık'ın avukatları, keşfi yapılan kamulaştırma kararının aileye de kendilerine de bildirilmediğini açıklamıştı. Işık daha sonra Muğla Cezaevi’nden İzmir Şakran 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilmişti.
Komşuları ve ailesi İkizköylüler, protestolarını büyütmek amacıyla Ankara'ya giderek Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yapmıştı. Ardından "yürütmeyi durdurma" için dilekçe vererek Danıştay'a başvurmuştu.



