Muğla Milas Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırma kararına tepki gösteren İkizköylüler, protestolarını büyütmek amacıyla Ankara'ya giderek Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yaptı.
Ardından "yürütmeyi durdurması" için dilekçe vermek üzere avukatları Arif Ali Cangı ile Danıştay'a giden köylüler burada da kısa bir açıklama yaptı.
"HER ŞEYİ BIRAKIP DERDİMİZİ ANLATMAYA GELDİK"
Tutuklu Esra Işık'ın annesi ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık, şunları kaydetti:
"Anayasa Mahkemesi önündeki basın açıklamamızın ardından şu an Danıştay'ın önündeyiz. Neden bu iki yer özellikle seçildi? Hem Danıştay'da açılmış davalarımızdan dolayı hem de Anayasa Mahkemesi'ndeki davalarımızdan dolayı yürütmeyi durdurma talepli ve acele kamulaştırma iptal davalarımızda henüz dosyalarımıza bakılmadığı için ve köyde işler alelacele işlediği için köyümüzdeki her şeyi bırakıp buraya derdimizi anlatmaya geldik. Oradaki yıkım devam ediyor."
"KÖYLÜNÜN SESİNİ DUYUN DEMEK İÇİN GELDİK"
Muğla'da tutuklu bulunan kızı Esra Işık'ın İzmir'e sevk edildiğini kaydederek şunları aktardı:
"Topraklarımız talan edilmeyle karşı karşıya bir yandan üzerimizde açılan davaların keşifleri devam ediyor. Jandarma kolluk gözetiminde devam ediyor. Hiçbirimize bilgi verilmeden davacılar olarak avukatlarımıza bizlere bilgi verilmeden karşımızda bir muhatap bulamadık ne yazık ki bu yüzden buradayız. Bu karardan acilen dönülsün diyoruz ve geri dönüşü tahribatı mümkün olmayan şeyler yaşanmadan acele yürütmeyi durdurma verilsin. Hiçbir köylümüz, hiçbirimiz mağdur edilmesin diye bir kez daha buradayız. Aslında talebimiz net. Anayasa Mahkemesi önünde söylediğimiz gibi öncelikle Esra Işık tutuklandı, gözaltına aldı ve tutuklanarak Muğla cezaevine gönderildi. Dün İzmir kapalı cezaevine gönderildi ve benim çocuğum 8 gündür hepimizden köyünden, ailesinden, sevdiği köylülerinden ayrı. İnandığımız tek bir dava var, 'Köyümüzü, topraklarımızı, zeytinlerimizi, mezarlarımızı, geçmişimizi ve geleceğimizi madene vermek istemiyoruz' dedik 7 yıldır, 'Limak, İÇTAŞ sana bir karış toprak da yok, bir dal zeytin de yok, bir dal çam da yok' dedik ve bu yüzden yargılanıyoruz ve bu yüzden çok ağır bedeller ödüyoruz. Köylünün sesini duyun demek için köylünün yanında olun demek için bir kez daha Ankara yollarını teptik geldik."
"BU KADAR ZOR BİR DÖNEM YAŞAMADIK"
İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı da şunları kaydetti:
"Ben buradan Danıştay üyelerine sesleniyorum: Hepimiz hukukçuyuz. 33 yıldır ben avukatlık yapıyorum ve bu kadar zor bir dönem yaşamadık. Bu kadar zor kararlar çıkan bir dönem yaşamadık. Siyasi iktidarın amacı politikası ne olursa olsun yasama organından hukuka aykırı yasayı çıkardılar. O zaman o yasayı denetleyecek olan anayasa mahkemesidir. O yasaya dayanarak acele kamulaştırma yaptılar. Acele kamulaştırma denetleyecek olan Danıştay'dır. Yani artık buradadır görev.Yasama organından çıkmıştır. Yargı Anayasa Mahkemesi Danıştay eğer gerçekten gereğini yaparsa bu sorunlar çözülür. Bunu dile getirmek, bunu haykırmak için geldik."
"BİZ HER İKİ DAVAYI DA KAZANACAĞIZ"
"Hepinizin desteği için teşekkürler ediyoruz. Hepiniz sağ olun, var olun, destek ve dayanışmanızın devam etmenin. Ayrıca şunu söylemek istiyorum. Sevgili Esra'nın tutuklanması ile bölgedeki acele kamulaştırma aynı düzeyde. Esra'yı hürriyetinden yoksun bıraktılar. Diğer taraftan hızla bölgedeki zeytin ağaçlarını diğer ağaçları, narları, bütün ağaçları yerine sökmek için insanları yurdundan sökmek için çaba devam ediyor. Biz her iki davayla kazanacağız. Esra'yı cezaevinde alacağız. Ve bu davayı da kazanacağız."




