‘’Çağdaş dünyanın gündemi; insanın mutluluğu, huzuru, korkusuz yaşama hakkı, özgürlük, demokrasi ve refah ekseninde şekilleniyor.
Oysa; ülkemizde CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar konuşulurken, ana gündemi bu operasyonlar oluştururken, ‘’fakirlik, yoksulluk’’, gelir dağılımındaki adaletsizlik gözden kaçırılıyor ve geniş kitleler giderek daha da fakirleşiyor.
Bu arada; temel insan hakları bağlamında olan barınma ve beslenme hakkı, korkusuz yaşama hakkı, özgürlük, eşitlik, adalet ve bağımsız yargı; yeterince gündem olamıyor.
Kaldı ki; ekonomik kalkınmayla, toplumsal refahla, hakça gelir dağılımıyla, barınma ve beslenme hakkıyla, korkusuz yaşama hakkıyla, demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet ve yargı bağımsızlığı, hukuk güvenliği arasında doğal, ‘’organik’’ bir ilişki var.
Demokrasi ‘’nitelikli’’ değilse; eşitlik, adalet, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği yoksa; toplumsal refah da kalkınma da olmaz.
Bu kavramlar arasındaki ilişkide; birinin varlığı, diğerinin de varlığına bağlıdır.
Sofralarımız küçülüyor, servetimiz azalıyor
Küresel ölçekli raporda;
∙ Türkiye gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında birinci sırada yer alıyor. Sofralarımız küçülüyor.
∙ Yıllık kira enflasyonunda Türkiye; yüzde 89’a ulaştı. Son 10 yılda kiralar on bir kat arttı.
∙ Serveti en çok azalan ülke Türkiye oldu, buna rağmen dolar milyarderleri sayısında lider durumdayız.
∙ Dünya Mutsuzluk Endeksi’ne göre Türkiye; 147 ülke arasında 94’üncü sırada yer aldı.
∙ Demokrasi ‘’HİBRİT REJİM’’ olarak sınıflandırıldı. Türkiye; 167 ülke arasında 103’ üncü sırada yer bulabildi.
∙ Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre; Türkiye, 34 puan yükselerek 180 ülke arasında 107’inci sıraya çıktı.
∙ Türkiye; hukukun üstünlüğünde 117’inci sırada yer aldı.
∙ Türkiye; sendikal haklar bağlamında ‘’en kötü’’ 10 ülke arasında.
∙ 500 bin öğrenci; henüz orta okulda eğitimden koptu.
SONUÇ OLARAK
Türkiye’nin küresel ölçekteki bu ‘’olumsuz’’ görünümü sürdürülebilir değildir. Türkiye’nin konumu; REFAH ve ÖZGÜRLÜK ÜLKESİ OLMALIDIR.