İZMİR HABERLERİ

Tunç Soyer'in ailesi açıklama yaptı: Cebine bir kuruş girmediği ortada

Geçtiğimiz günlerde tutuklanan Tunç Soyer'in ailesi ilk kez açıklama yaptı. Soyer'in kızı Defne Soyer, “Garip bir şekilde “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlaması yapıldı. Dolandırıcılık suçu varsa kişisel çıkar ve menfaat elde etme iradesi olması lazım. İddianame, böyle bir iradenin olmadığını açıkça söylüyor” dedi.

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyon düzenlenmiş, tutuklanan isimlerden biri de eski başkan Tunç Soyer olmuştu. Soyer'in ailesi tutuklama sonrası ilk açıklamasını yaptı. Sözcü'den Gökmen Ulu'ya açıklamalarda bulunan aile, iddianamede olmamasına rağmen Soyer'in dolandırıcılıkla suçlanmasına tepki gösterdi.

Soyer'in eşi Emekli Matematik Öğretmeni ve Tarım Üreticisi Neptün Soyer, Avukat kızı Defne Soyer, Bale Sanatçısı kızı Duygu Soyer İzgi ve damadı Mimar Çağan İzgi, Tunç Soyer’in hayata bakışını, operasyondan sonra yaşadıklarını ve dava hakkındaki görüşlerini anlattı.

Eşinizin tutuklanmasını nasıl karşıladınız? sorusuna yanıt veren Neptün Soyer, "Aslında Türkiye’de muhalefette siyaset yapıyorsanız bu görev ve sorumluluklar kolay değildir. Tunç her zaman söyler: “Bu memleket için ateşten gömleği giymek lazım. Adanmışlıkla.” Adalet, demokrasi, barış, emek ve özgürlük yolculuğunda kötülüklere uğranabileceğini, ağır bedeller ödenebileceğini öngören ve göze alan bir insandır. Fakat bizler ve her kesimdeki sağduyulu halkımız ona yapılan haksız muameleyi içimize sindiremiyoruz. Evlere şafak baskınları, tutukluluğu cezaya dönüştürmeler, kötücül algı operasyonları, bütün bunlar eşiniz de olsa dostunuz da olsa halkı için böylesine fedakarlıkla çalışan hiç kimseye reva görülebilecek bir olay değildir." yanıtını verdi.

Silivri'ye gidecekti

Soyer'in kızı Defne Soyer ise şu açıklamayı yaptı: "Gözaltı süreci gerçekten çok zordu. Haksız yere böyle bir süreç yaşatılmasını unutmayacağım. Babam başta Silivri olmak üzere cezaevindeki yoldaşlarını çokça ziyaret ederdi. Hem hukukçu hem siyasetçi tecrübesiyle “Nasıl yarar sağlayabilirim” diye düşünür, destek olurdu. Ziyaretlerinin çoğunu da gerekmedikçe paylaşmaz, “Bunun reklamı olmaz” diye hassas düşünür. 2 Temmuz’da Silivri’ye gitmek için uçak bileti almıştı ama gözaltına alınınca gidemedi. Gözaltındayken bile bunu düşünüp ziyarete gidemeyeceği haberini iletmemizi istedi."

O mülkiyetçi bir insan olmadı

Eşinin nasıl biri olduğunu anlatan Neptün Soyer şu ifadeleri kullandı: Şu araziye bir bakın; sınır görüyor musunuz? Tunç burayı çitle çevirmedi, araziyi herkesle paylaşma duygusu taşıdı. Köylülerimizle, kuşlarla, çiçeklerle, köpeklerle bir arada yaşamayı sever. O mülkiyetçi bir insan olmadı. Kapital sistemin esiri olmadı. Metaya tutsak değildir. Markalı kıyafet giymez mesela. Para hırsı yoktur. Sahip olmakla, olmak arasındaki farkı bilir. Onu mutlu eden temel faktör, insanları mutlu edebilmek, dünyaya değer katabilmektir. Sadece insanlara değil, bütün doğaya… Hatırlarsınız, bir keresinde şöyle dedi: “Ben flamingoların da belediye başkanıyım.”

Sorguda da “75 metrekareye oturan bir köy evimiz var, yazlığım bile yok. Mal beyanım da ortada zaten” dedi.

Sözcü'de yayınlanan röportaj şu şekilde:

Belediye açısından kar - zarar durumu nedir?

Neptün Soyer: Belediyenin kar oranı yüzde 1 olarak belirlendi. Bu da yasa gereği konulmuş sembolik bir oran. Tıpkı Dikili’nin eski belediye başkanı Osman Özgüven’in suyu halka bedava sunduğunda olduğu gibi. Ona “Suyu bedava vererek kamu zararı oluşturuyorsun, görevi kötüye kullanıyorsun” diye suçlamada bulunduklarında, Özgüven, “Vatandaşlar müşteri değildir, belediyeler de ticarethane değildir. Su temel yaşam hakkıdır, parayla satılamaz. Madem yasa böyle, o halde ben de su ücretini 1 lira yapıyorum” demişti. Onun gibi…

Neyle suçlanıyor?

Defne Soyer: Garip bir şekilde “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlaması yapıldı. Dolandırıcılık suçu varsa kişisel çıkar ve menfaat elde etme iradesi olması lazım. İddianame, böyle bir iradenin olmadığını açıkça söylüyor. Yani babamın cebine bir kuruş girmediği ortada. Aksini kanıtlayan hiçbir bulgu da yoktur. Ekonomik çıkar, para pul ilişkisi bulamadıkları için dolandırıcılık da diyememişler, “dolandırıcılığa teşebbüs” demişler iddianamede.

Defne Soyer: Deprem olduğunda yaşadığımız acıları unutmamalı, bu yaratıcı ve çözüm odaklı projeleri devam ettirmeliyiz. Siyasi sebeplerle kooperatifçilik modeli kriminalize edilmemelidir, bahanelere sığınılarak bu model durdurulmamalıdır. Kooperatifçilik sosyal demokrat yönetimler için vazgeçilmezdir. Demokrasi, eşitlik ve dayanışmayla mümkün olan kooperatifçilik, ekonomik demokrasiyi mümkün kılar. Şu an karşı karşıya olduğumuz dava İzmir’in depreme dirençli olması, İzmirlilerin uygun fiyatlı, güvenli evlerde yaşaması için oluşturulan bu modelin cezalandırılmasıdır. Konu dolandırıcılık değil, Halk Konut’tur.