Tunç Soyer'i hedef alan AKP İl Başkanı Sürekli'ye CHP'li isimlerden cevap!

Ümit Kartal ile İkinci Yüzyıl programının konukları CHP önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, Karşıyaka Meclis üyesi Murat Aydın, Bornova Meclis üyesi Ulaş Polat ve Narlıdere Meclis üyesi Erman Uzun oldu. 

POLİTİKA 09.10.2020, 21:28 10.10.2020, 21:39
Tunç Soyer'i hedef alan AKP İl Başkanı Sürekli'ye CHP'li isimlerden cevap!

İz Tv’de Ümit Kartal ile İkinci Yüzyıl’ın canlı yayın konukları  CHP önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, Karşıyaka Meclis üyesi Murat Aydın, Bornova Meclis üyesi Ulaş Polat ve Narlıdere Meclis üyesi Erman Uzun oldu. Canlı yayında 10 Ekim Gar Katliamı’nda hayatını kaybedenler anılarak, gündeme dair önemli konular ele alındı. AKP İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’nin, ‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in görevdeki ilk 500 günü için 'lay lay lom ile geçti’ yorumunu değerlendiren CHP önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok Akatlı, “Siyasetçi için talihsiz bir eleştiridir. Tartışma yaratmak ve hedef almak için kurulmuş cümledir. Yakın zamanda SOMER ve Avrasya tarafından gerçekleştirilen anketlerde, pandemi döneminde ülke genelinde başarılı büyükşehir belediye başkanları ele alındığında en çok beğenilen ikinci isim Tunç Soyer olmuştur. Bu dönemde özellikle Tunç Soyer, iyiliğin yardımın yasaklanmasına rağmen, somut katkı ve hizmetle aşmaya çalışmıştır. Geçmişe dönüp bakacak olursak, İzmir’i ele almak için AKP’li yöneticilerin aday gösterilmesi ve vaatlerinin hiçbir zaman yapılmamasını gözlemledik. Sayın Sürekli, arzu ederse, Tunç Soyer’in her hafta sosyal medya hesabından her hafta neler yaptığını anlattığı paylaşımını tekrar izleyebilir” dedi.
 



‘AÇIKLAMA TALİHSİZDİR’

Sürekli’nin açıklamasını oldukça talihsiz şeklinde değerlendiren Karşıyaka Meclis üyesi Murat Aydın, “Tunç Soyer’in farklı bir siyaset dili oluşturmaya çalışıyor. Kendisinin de en önemli sloganı mümkün kelimesiydi. Vizyon ya da hedefi uzağa koymayı unuttuk. Hayattaki enerjisini işiyle ortaya koyan Başkanı bu zihniyet böyle anlamaktadır.  Kasıntı dolaşmayı, kaşlarını çatık olarak sokakta yürümeyi siyaset tarzına getirmiş ekol, başkanın yaptığı şeyleri eğlence olarak algılamaktadır. Lay loy lom lafı AKP iktidarının ve yereldeki yöneticilerinin yönetim anlayışının tezahürüdür. Kendileri halkıyla mesafe koyan, vatandaşıyla şarkı söylemeyen, dans etmeyen yönetim anlayışı istiyorlar. Bilinen bir slogan vardı uyarlayacak olursak; Tunç Soyer, dansta eder, işte yapar, şarkı da söyler kariyerde yapar. Pandemi döneminde özellikle, ülkede 5 maske dağıtılamazken, İzmir’de kartınızı okutarak maske aldınız. İzmir halkı, İzmir gibi neşeli ve mutlu ama gerektiğinde doğru kararları alan Başkanı, onların algıladığı gibi almayacaktır. Yapılan eleştiri kendileri ve içerik bakımından oldukça talihsizdir.”

‘İKTİDARA YARANMADIR’

Narlıdere Meclis üyesi Erman Uzun, AKP’li Sürekli’nin Soyer’e yönelik eleştirisini yönetime yaranma çabasıdır şeklinde yorumlayarak, “Lay lay lom lafını eden Sürekli, açıklamasının karşılığını mevkidaşı tarafından almıştır. Yapılan açıklamayı siyasi hokkabazlık olarak nitelendirebiliriz. Kendi iktidarlarına ve yönetim mekanizmalarına yaranma çabasından başka bir şey değildir. Bizler pandemi de, merkezi iktidarın yapamadığı ve günlük olarak aldığı kararlar döneminde, CHP örgütü ve belediye personelimizle mücadelemizi sahada da sürdürerek büyüttük.” dedi

Birgün gazetesinin ‘Krize karşı reçete acıyı bal eyle’ manşetini ve Erdoğan’ın konuya dair açıklamalarının değerlendirildiği canlı yayında konuşan Murat Aydın, müminlere sabretmeyi vaat ediyorlar açıklamasında bulundu. Aydın, “Siyasi iktidarın politik tarzını daha iyi anlatan bir açıklama yoktur. Bütün din ve ideolojiler insanların mutluluğunun peşindedir. Madem acıyı bal eylemek mümin için faydalı bir şey ise, fotoğraftaki koltuk tarzında oturan kişinin cefa çekip çekmediği üzerinden tartışma yapmayalım. Siyaseten değerli açıklamadır. Yöneticiler insanlara ne vaat ediyor? AKP iktidarı insanlara sefalet, açlık vaat ediyor. Halkının içerisinde bisiklete binenleri yadırgıyor, halkı cefa çekerken sarayda oturmayı siyaset anlayışı olarak görmektedir. İtibarlarını önemseyenler, müminlere sabretmeyi vaat ediyor” dedi.

'İÇİ BOŞALTILMIŞ KODLAR'

Zeynep Altıok Akatlı, “ Siyaseti içi boşaltılmış kodlarla yapanların, bilimden gerçeklikten uzak anlayışını göstermektedir. Zengin ve fakir arasındaki uçurum 3 katına erişmiştir. Kendisi hiçbir şeyinden tevekkül etmeyerek, halktan bunu beklemektedir. Salgın döneminin ülkemizde başladığı ilk 10 gün açıklama yapmayarak, sabır ve duayla aşacağız diyen bir anlayışla karşılaşmıştık. Buradaki diğer kod sanatı ve bilimi yasaklayacaksınız, sonra acıyı bal eyle diyeceksiniz. Bu söz mazlumlara karşı eziyete karşı, mazlumun bir arada direnişine vurgu yapmak için kullanılmaktadır.” dedi
Narlıdere Meclis üyesi Erman Uzun, bu sözlerin fetva cümlesi olarak alınabileceğini ve söylemlerle eylemin birbirini tutmadığı açıklamasında bulundu.

Bornova Meclis üyesi Ulaş Polat, Sürekli’nin açıklamasını farklı siyaset diline katlanamıyorlar şeklinde yorumlayarak, Tunç Soyer’in ne yaparsa yapsın, kendi gibi olduğu sürece bunu tavırlarının devam edeceğini söyledi.  


ÖTEKİLEŞTİREN SİSTEM

9 Eylül Üniversitesi’nde haklarını arayan sağlık emekçilerine verilen para cezasına ilişkin, canları pahasına verdikleri mücadelenin yanında şiddetle de karşı çıkmaya çalıştıklarını söyleyen Altıok, “ Kendi gibi olmayanın ötekileştirildiği bir düzenin içerisindeyiz. KHK’larla ihracat edilmiş akademisyenlerimiz var. Sağlık çalışanlarının bildiri yüzünden yargılandıkları davada aklandıkları halde görevleri iade edilmiyor. Benden olan ve olmayanların yapılandığı sistem içerisindeyiz. Bu durumda beğenmediklerini kapatma yöntemine gidiyorlar.” dedi.


GATA’nın Başhekim Yardımcısı Ali Edizer’in sosyal medya hesabında paylaştığı video ki konuşmasında, “Medeni Kanun’u yıkmak için mücadele ettiğini” söylemlerine yönelik Murat Aydın, “ Medeni Kanun, Cumhuriyet devriminin en temel kavramıdır. Hayatın her alanına nüfus edip, belirlemeye çalışan devlet anlayışına karşı bireyi ortaya koymaya çalışan anlayıştır. Cehaleti yükseltirseniz, o toplumda her şeye nüfus edebilirsiniz.  Diğer bir nokta da kadını geri plana atarak yapabilirsiniz. Kadın cinayetleri, kadına şiddet, İstanbul Sözleşmesi bakış açısı anlamında politiktir. Kadın üzerinden yürümesinin nedeni, hayatı varma etme becerisine sahip ve direngen unsura sahiptir. Bu durumu baskılayıp yok ettiğinizde toplumun yarısını baskılamış olursunuz. Medeni Kanun tam da bu nedenlerden dolayı kabul edilmiştir. Buradaki sorun GATA gibi önemli kuruluşunda başhekim olmasıdır. Kişinin temsil ettiği ideolojik anlayışı dert ederim” açıklamasında bulund

‘BAROLAR ÖRGÜTLÜ VE GÜÇLÜ’

AKP’nin Barolara yönelik operasyonunda avukatların güçlü ve direngen olduğunu söyleyen Aydın, “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasa mahkemesi olduğuna inanmıyorum. Anayasa mahkemesi varmış izlenimi yaratılıyor. Siyasi iktidarı sınırlayarak, zorluk çıkarıyor algısı oluşturuyor. Siyasi iktidara kazancı, hukuk devleti varmış algısı oluşturuyor. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti, kanun devleti bile değildir. Çünkü çıkardıkları yönetmeliklere bile uymuyorlar. Siyasi iktidar yönetime geldiğinden beri şöyle yöntemle kurumları değiştirdi. Kurumu etkisizleştirdi, itibarsızlaştırdı ve toplumda kurumda değişiklik yapılması algısı oluşturdu. Burada insanların üzerinde rıza yöntemi yaratılmaya çalışılıyor. Anayasa mahkemesi kolay lokma olduğu için ve zaten kapanmış olduğu için doğrudan kapatılsın diyebiliyor. Ancak Barolar için söylenemez, hala örgütlü ve güçlüdür. Siyasi iktidar kellesini ortaya koyarak, paralel baro kurulmasına izin veren yasa çıkardı. İstanbul ve Ankara’da verilen imzaların doğru olduğuna inanmıyorum. Bunun göstergesi Barolardaki avukatların güçlü ve direngen olduğunu göstermektedir. Barolarla ilgili mesele salt değildir. Siyasi iktidar baroları ele geçirme mücadelesini kaybetmiştir. Baskıyla gelebildikleri son noktaları burasıdır.” açıklamasında bulundu

Salgın nedeniyle Baro seçimlerinin yasaklanmasına dair açıklamada bulunan Altıok, “ İktidar, muhalefetle değil, kendi kadrolarıyla değil mücadele ediyor. Kendi dayatma ideolojisini korumak adına için vahşileşerek adım atan bir iktidar var. Kuracağım dediği Baroları kuramadı. Sendikalar içerisinde de sarı sendikalar yaratılarak, gerçek sendikacılık yok ediliyor. Barolar, Tabipler, aydınlar , sanatçılar ne kadar o partiye üye olursa olsunlar, kendi meslek onurlar saldırıya uğradığında teslim olmayacak iç ahlaka sahiptirler. Daima cehalet, tarikat üzerinden kurulabilen kitleyi aktive edebilirsiniz” dedi
Bornova Meclis üyesi Ulaş Polat, İzmir Barosu seçimlerinde taraf olduğunu   belirterek, yolu  Metin Feyzioğlu’yla kesişmiş hiç kimseyle yolum kesişmeyecektir açıklamasında bulundu. 

Ankara Garı önünde 5 yıl önce Emek, Barış, Demokrasi Mitingi için toplanan vatandaşlara yönelik canlı bomba saldırısında hayatını kaybedenler canlı yayında anıldı.

‘ACILARIMIZI BİRLİKTE SARARIZ’

Zeynep Altıok Akatlı, umudumuzu umut olmak için canını verenlerden alıyoruz diyerek,“ Acıyı bal eyleyenler bizlerizdir. Bu insanları öldürenleri adaletsiz bıraktıkları için ve bu süreci adil işletmediği için acıyı bal eyleyenler bizlerizdir. Umut en kıymetli şeydir. Umudumuzu umut olmak için canını verenlerden alıyoruz. Onlar orada kötü kaderi yaşadığı için bizler yılarız, susarız sanıyorlarsa acılarımızı birlikte sararız. Her zaman unutturmamak için gücümüzle çalışırız. Kaybettiğimiz kardeşlerimizin bizlere verdiği umut, adalet ve eşitlik mücadelesinde ben değil biz olmaktır.” 
Erman Uzun katliamda hayatını kaybedenleri üzüntüyle andığını belirterek, “Birçok arkadaşımızı orada kaybettik. Güzel insanların hepsi yaşamda olarak mücadeleyi büyütmesi gerekiyordu. Barış türküleri, emek mücadelesi verdikleri ve nefret söylemi hayatlarında olmadıkları için gittiler. Bizlere düşen demokrasi mücadelesini büyütmektir. Hepsini sevgiyle anıyorum.” dedi

Karşıyaka Meclis üyesi Murat Aydın, katliamla ilgili barış istediği için bir araya gelen ve farklı düşünen insanlar bir arada öldüler açıklamasında bulunarak, “Beraber ölüyoruz, beraber yaşayabiliriz, beraber mücadele edebiliriz. Daha iyi dünya olması için bir araya geldiler ve öldüler. İnsanların emeğinin karşılığını hakça alması ve bölüşmesi savunanlar bir araya gelemiyorsa tartışacağımız bir şey yoktur. Baskıcı iktidarlar karşısındaki cepheyi bölmek için her unsuru kullanırlar. Net doğrultuları yoktur. Çözüm önerileri getirerek, topluma bunu anlatmamız gerekiyor. Gar Katliamı bir arada yaşayabilmek açısından değerli olmalıdır” açıklamasında bulundu. 
Ulaş Polat, Gar Katliamı’nda hayatını kaybedenler için barışı, emeği, kadını, çocuğu savunan insanların bir araya gelerek kazanacağını düşünüyorum dedi.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
12°
açık
Anket Tümü
İzmir'de de başlayan MHP'nin 'askıda ekmek' kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz?