Tunç Soyer ilk kez anlattı: 'Üniversiteler babam yüzünden beni kabul etmedi'

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu. Soyer, babası Nurettin Soyer nedeniyle üniversitelerin kendisini kabul etmediğini ilk kez açıklarken, "Nurettin Soyer'in oğlu olmak kolay değildi" dedi. İşte Kübra Par'ın röportajı...

POLİTİKA 28.10.2019, 16:24 28.10.2019, 16:47
Tunç Soyer ilk kez anlattı: 'Üniversiteler babam yüzünden beni kabul etmedi'

KÜBRA PAR- İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer aday olduğu günden beri hep gündemde. Önce babası Nurettin Soyer’in geçmişiyle ilgili tartışmalar yaşandı. 17 Eylül 1980 darbesinde askeri savcı olarak görev yapan Nurettin Soyer’in ülkücülere yapılan işkencelerde payının olduğu iddia edildi, Millet ittifakının ortağı İYİ Parti’nin Tunç Soyer’i aday göstermek istemediği öne sürüldü. 

İzmir’de yarışı kazanmasının ardından yine manşetlerdeydi. Cumhurbaşkanı ile yapılan toplantıdaki sıcak tavırları da, bir resepsiyonda neşeyle dans etmesi de çok konuşuldu. Şimdi de Kıbrıs ile ilgili sözleri gündemde...

İzmir’in meşhur asansöründe buluştuk. Babasıyla ilişkisini ve o dönemin hayatında nasıl izler bıraktığını ilk kez bu kadar açıkça anlattı...

Tunç Bey sizin İzmir belediye başkanı adayı olduğunuz günden bu yana hakkınızda çeşitli tartışmalar, polemikler oluyor. Babanızın geçmişi, dans etmeniz, Tarkan ile verdiğiniz fotoğraf... Hepsini sormak istiyorum ama önce son tartışmayla başlayalım... Kıbrıs ile ilgili “Kıbrıs’ı Kıbrıslılara bırakalım” dediğiniz iddia edildi. Neden böyle bir açıklama yaptınız?

Aslında bu 3 sene önce verdiğim bir demecin içinden cımbızlanıp çıkarılmış bir bölüm. Yeni değil. Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki barış görüşmeleri sürerken verdiğim bir röportajdı. Ben o dönem Cittaslow (yavaş şehir) ağının koordinatörüydüm. Kıbrıs’tan 5 şehri Cittaslow networküne eklemiştik. O dönem KKTC’nin uluslararası alanda tanınması için çok mücadele etmiştim. Ve aslında diğer garantör ülkelerin özellikle İngiltere’nin buna müdahalesine karşı bir açıklamam olmuştu. Sonuçta o dönem  KKTC’yi tanımayan ülkeler bir biçimde tanımış oldular. Bu vesileyle KKTC bayrağını oralarda dalgalandırdık. Kıbrıs’la ilgili söyleyecek çok şey var ama bu benim işim değil. 3 yıl sonra yeniden gündeme getirilince bambaşka anlamlar atfedildi.

Neden 3 yıl sonra ısıtıldı bu açıklamanız?

Çünkü Türkiye’de siyaset paçadan çekiştirmeci ve fazla oryantalist. Açıklamamın içinden bir bölümün cımbızlanmasından ve farklı bir konjonktürde ortaya çıkarılmasından büyük üzüntü duyuyorum. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıyım ve İzmir’le ilgiliyim. Ulusal yahut uluslararası siyaset gündemimde yok. Bütün enerjimi İzmir’e vermek istiyorum.

'AKADEMİSYEN OLMAK İSTEDİM AMA ÜNİVERSİTELER BABAM YÜZÜNDEN KABUL ETMEDİ'

Siyasette yeni dönem biraz da ittifaklar dönemi. Belediye seçimlerinde de bu çokça tartışılmıştı. Adaylık sürecinde sizin isminiz konuşulurken babanız Nurettin Soyer’den dolayı İYİ Parti’nin size sıcak bakmadığı konuşulmuştu. Sonuçta ne oldu? İYİ Parti’li seçmen Tunç Soyer’e oy verdi mi? Bunun analizini yaptınız mı?

Bunun analizini yaptık ama zaten tek başına rakam da kendini gösteriyor. Yüzde 58’le İzmir tarihindeki en yüksek oyu alarak seçildik. Sadece Cumhuriyet Halk Parti’lilerin oyu olmadığı bu rakamdan da anlaşılıyor. Bunlar geride kalıyor. Artık bu tür bel altı saldırılar, paçadan çekiştiren siyaset halk nezdinde karşılık bulmuyor.

O günlerde babanızın siyasi geçmişi üzerinden yargılanmak sizi üzmüş müydü?

Elbette, üzmez mi, biz de etten kemikteniz.  Her insan gibi bizim de ailemizle, atamızla ilgili hassasiyetlerimiz var. Tabii ki üzülüyor insan ama bunun gerekçelerini anlayınca o üzüntü yerini başka bir şeye bırakıyor.

“Gerekçelerini anlamak”tan kastınız tam olarak nedir?

Bu saldırının niye yapılabileceğini düşünüyorsunuz ve anlıyorsunuz ki sizinle ilgili bir açık bulamamışlar. Sizi üzecek, sizi yalnızlaştıracak, oy verecek seçmeni sizden uzaklaştıracak bir çare arıyorlar ve bunu bulmuşlar. Üzücü bir şey ama gerekçesinin bu olduğunu anlayınca prim vermiyorsunuz.

Peki siz 12 Eylül günlerini nasıl hatırlıyorsunuz? Evde neler yaşanıyordu?

Babam Türkiye’nin belki de en iyi hukukçularından biriydi. İnanılmaz hukuk aşkı olan bir insandı, kendisini hukukçu olarak tarif etmekten gurur duyardı. O dönemin koşullarında bile hukuka sımsıkı sarıldı ve hukukun üstünlüğünü korumaya çalıştı. Genç bir hukuk öğrencisi olarak bunun ayrımını yapabilecek yaştaydım.

Babanızla ilgili tartışmalı o süreç okul hayatınızı negatif etkiledi mi?

O dönemde askeri yargıda sosyal demokrat olarak bilindiği için hep böyle bir tepkiyle karşılaşırdık. Mesela ben akademisyen olmak istedim ama üniversiteler kabul etmedi. Doğrusu onun oğlu olmak da kolay değildi.

"İŞKENCE İDDİALARINDAN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM"

Babanızın hakkında çok iddia var. İşkence yaptığına dair iddialar da çok yazıldı. Buna dair bir şey konuşuldu mu?

Böyle bir şey söz konusu değil, çünkü babam cezaevi müdürü değildi. Bunları konuşurken de artık üzülüyorum, çünkü bu kadar dezenformasyonla başa çıkmak mümkün değil. Babam cezaevi müdürü değildi, gardiyan değildi, polis değildi; babam başsavcıydı. Ankara Sıkıyönetimi’nde yaklaşık 40 civarında savcı vardı ve babam onların koordinasyonunu yapan insandı. DİSK, MHP, DEV-YOL davalarının savcılığını yaptı. Bütün bunların yakıştırılmasından sadece üzüntü duyuyorum.

'SİYASETTE YENİ BİR DİP DALGA VAR'

Cumhurbaşkanı’nın büyükşehir belediye başkanlarıyla yaptığı toplantı da çok konuşuldu. O günlerde söylenenlerden başka bilmediğimiz şeyler yaşandı mı?

Ezber bozan, şaşırtıcı bir toplantıydı. Bir tarafta belediye başkanları olarak biz oturuyorduk, karşımızda da bütün kabine üyeleri oturuyordu. Bakanlar ile belediye başkanlarını buluşturma fikri güzel bir fikir. Özellikle de bizlerin bakanlıklarda bekleyen çok dosyası var. Bu dosyaların neden beklediğini, nasıl çözeceğimizi, onların ne istediğini, bütün bunları konuştuk.

O günden size ait bir fotoğraf karesi yansıdı. “Cumhurbaşkanı’na ne kadar tatlı tatlı bakıyor?” diye konuşuldu. Hatta eşinizin de, “Bana bile o kadar güzel bakmamıştı” dediği iddia edildi, bu doğru mu?

Yok artık! Öyle bir şey yok. Ben hayata güler yüzle bakmaya devam eden bir insanım. Orada yüzümü asacak bir durum yoktu.

'DANS ETMEMİN ELEŞTİRİLMESİ ESKİ SİYASET KÜLTÜRÜNÜN ALIŞKANLIĞI'

Bir resepsiyondaki dansınız çok konuşuldu. O gün spontane mi gelişmişti? Dans etmeyi sever misiniz?

Dans etmeyi severim. İzmir’in kurtuluş günü münasebetiyle verilen bir resepsiyondu. Çok da güzel bir orkestra vardı. Resepsiyonun resmi kısmı bittikten sonra biraz gevşedik.

Biri kaldırdı mı, yoksa siz mi dans etmeye başladınız?

O öncülüğü genellikle ben yaparım! (Gülüyor)

"Kültürümüzde yeri yok, Batı özentiliği” gibi eleştiriler de oldu. Canınızı sıktı mı?

Bu tür eleştirileri o kadar çok duydum ki, hiç sıkmadı. Ben halay çekmeyi de, zeybek oynamayı da, dans etmeyi de severim. Bir taraflara çekiliyor olması eski siyaset kültürünün alışkanlığı. Bence bunlar geride kalıyor. Bunların halk nezdinde karşılığı yok. Vatandaş bunlara gülüp geçiyor.

KAYNAK: HABERTÜRK

Yorumlar (0)
banner96
banner178
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?