Kılıç: CHP beceremez dediler, ellerindeki kozu aldık!

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İz Web TV’de yayınlanan 23 Nisan Özel Yayını’nda, İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal’ın sorularını yanıtladı

POLİTİKA 24.04.2020, 17:19 24.04.2020, 17:43

İZ Web Tv’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel düzenlediği canlı yayının konuğu CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yayına bağlanan Kılıç, Tam bağımsız Türkiye için, milli egemenlik için ve güçlendirilmiş parlamenter sistem için sonuna kadar da mücadele edeceğiz” diye konuştu. Kılıç ayrıca iktidar tarafından dillendirilen CHP yerel yönetimlerde başarılı olamaz, beceremez algısının da CHP'li belediyelerin başarılarıyla ortadan kalktığını ve bu şekilde iktidarın elinden en büyük kozlarını aldıklarını vurguladı. 

‘ONUR DUYUYORUM’

Güçlendirilmiş parlamenter sistem için sonuna kadar da mücadele edeceklerini söyleyen Kılıç, “Aslında biz Meclis’in içinde de bunu tartışıyoruz. Her konuşmamızda güçlü Meclis vurgusu yapıyoruz ve her konuşmamızda bu ülkenin ve bu Meclis’in yeniden parlamenter sisteme dönmesi gerektiğini yoksa bu ülkenin uçuruma doğru sürüklendiğini ısrarla bütün konuşmalarımızda vurguluyoruz. Son yapılan sistem değişikliğinden sonra tek adam rejimi oluştu. Aslında bütün kararlar oradan veriliyor. Hele ki salgın döneminde tüm dünyada yaşanıyor bu ve ilgili bakanlar var bir bilim kurulu var. Yine dönüp dönüp verilecek her karar tek adama dönülüyor. Teşekkürler ona yağıyor, son kararlar onun tarafından veriliyor. Biz de maalesef tek adam rejiminde milletvekilliği yapıyoruz. Ama bu da kıymetli. Belkide mücadelemizi artıyor. Çünkü daha çok parlamenter rejime bu ülkenin ihtiyacı olduğunu içeride daha fazla hissediyorsunuz. Her yapılan yasalara gerekli doğrulukta mı, çağdaş, uygarlık seviyesine eriştirmeyecek nitelikteyse yasalar biz itirazlarımızı sunuyoruz, konuşmalarımızı yapıyoruz. Ama sonunda bir parmak hesabına dönüyor iş. Tabii ki oradaki söylemde şu şu milletvekillerinin yasa teklifi deniyor ama aslında dönüp baktığımızda bir tek adamın yasa teklifi geliyor meclise. Ben de keşke meclisin daha aktif olabildiği, sorunların çözülebildiği bir dönemde milletvekili olabilseydim diyordum bir yandan ama bu mücadelede çok kıymetli. Bu mücadelenin içinde olmaktan da çok büyük onur duyuyorum. Aslında daha da cumhuriyete ne kadar ihtiyacımız olduğunu, cumhuriyet değerlerine, demokrasiye ne kadar ihtiyacımız olduğunu daha çok içselleştiriyoruz ve o anlamda da mücadele ediyoruz. O anlamda üzgün değilim. Mücadele etmeyi de seviyorum. Zaten ben bir cumhuriyet kızıyım. Bu ilkelerle, bu doğrultuda büyütüldüm, öğrenim hayatımda da böyleydim ve bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapıyorum. O yüzden bu tür mücadeleler bize vız gelir tırıs gider aslında. Tam bağımsız Türkiye için, milli egemenlik için ve güçlendirilmiş parlamenter sistem için sonuna kadar da mücadele edeceğiz” diye konuştu.

UMUT OLMAZSA MÜCADELE OLMAZ

İktidar değişikliğinin mümkün olduğunu ifade eden Kılıç, “Nasıl mümkün olmasın? Eğer umudunuz yoksa mücadele edemezsiniz zaten. Hiçbir platformda edemezsiniz. Tabii ki umudumuz var. Umudumuzun dışında tabii ki tespitlerimiz var. Bu yerel seçime gelen süreçte o 17 yılda yaşananlar zaten üst üste bindi. Biz olabildiğince vatandaşa anlatmaya çalıştık. Bunlar yanlış, b yasalar yanlı, bu tutum yanlış, millete bu kadar eziyet yanlış diye. Ekonomik anlamda, dış politikalar anlamda anlattık. Seçimdönenimdede anlattık, seçimden sonrada anlattık. Yerel seçimlere geldiğimizde biz o illeri nasıl yöneteceğimizi anlatmaya çalıştık. Gördük evet başarılı olabiliyoruz. Topyekûn Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri bir araya geldiğinde ya da diğer partilerden bir araya geldiğinde aynı pencereden bakabilen, bu tek adam rejimine karşı ve önceliği halk olan, halkın çıkarları olan bakış açısı bir araya geldiğinde başarılı olabileceğimizi gördük aslında. Biz orada hep şunu söyledik. İşte bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz dediklerinde, İstanbul gibi, Ankara gibi, İzmir gibi yöneteceğiz dedik. Bu salgın dönemi de gösterdi ki böyle bir krizi dünyada yaşanan pandemi lan edilmiş, dünyada yaşanan virüs salgınında evet Cumhuriyet Halk Partisi konuya hâkim, liyakatli insanlar, öncelikleri hep halk ve halkın çıkarları. Hele şu anda da halkın sağlığı. Bunu da göstermiş olduk ve bunun karşılığı da sokakta alanda gezerken anlıyoruz. Hiç bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermemiş, sempati duymamış birçok insanın takdirini kazandık ve bize de bunu yansıtıyorlar. O yüzden umudumuz hep var” dedi.

ÖNEMLİ OLAN HALKIN BİLMESİ

Siyasetin şeffaf bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Biz bunu daha çok basın bültenleriyle bunları anlattık olabildiğince. Verdiğimiz soru önergeleriyle. Birçok konuda soru önergesi verdik. Ama hiçbirine yanıt alamadık. Birebirde karşılıklı konuşma fırsatlarımız olmuyor. Zaten hele şimdi pandemi süreci, sosyal mesafe de var. O yüzden birebir de değil ama önemli olan birebirde sormak çözmek değil. Önemli olan halkın her şeyi bilmesi. Öncelik şeffaf olmak bence siyasette. Samimiyet ve şeffaflık olmazsa siyasette bir başarı gelmez. Önemli olan halkın önünde sormak ve onların halka cevap vermesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘EN ÖNEMLİ KOZU ALDIK’

İktidarın elindeki kozu yok ettiklerini söyleyen Kılıç, “Biz onların yerel seçim boyunca ve daha önceki genel seçimlerde en önemli tezlerini çürüttük biz bu dönemde. Hep, ‘ Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir şey olmaz, bunlar koyun güdemezler, Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları geldiğinde sizlere yardım etmeyecek, yardımları kesecek, CHP beceremez’ hep bunların üzerinden gittiler. Bu ellerinde ki en önemli kozdu bence. Ama biz bunu kırdık. Vatandaşta gördü ki Cumhuriyet Halk Partisi yardımları engellemiyor, hatta üstüne yardımları artırıyor. İhtiyacı olanlara yandaşı değil. Cumhuriyet Halk Partisi milyonluk şehirleri yönetebiliyor mu? Evet. Hele de böyle bir kriz döneminde dâhil yönetebiliyor bunu gösterdik. Bu yüzden o kadar çırpınışın sebebi ellerinde ki en önemli kozu aldığımızı düşünüyorum ben” dedi.

BU ÜLKEYİ TARİHİYLE SEVİN

Annelikten öte 23 Nisan ruhunu doyasıya yaşamış, çocuk ruhlu vekil olduğunu söyleyen Kılıç sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü her bayram ya bayrak taşıdım, ya bando takımındaydım ya sahada ki gösteri ekibindeydim. Hep 23 Nisan kutlamalarında, 19 Mayıs kutlamalarında birebir içinde aynı coşkuyu hisseden bir çocukluk geçirdim. O yüzden çok kıymetli benim için 23 Nisan. Çocuk ruhum için çok önemli. Bir anne olarak gözlemliyorum oğlumu, yeğenlerimi, sosyal medyada onlara söyledim. Partimiz de 23 Nisan için bir kampanya başlattı. Camlarınızı süsleyin, resimler atın ve o resimleri bize gönderin diye. Ben de yeğenlerime söyledim ve onları da büyük bir gurular sosyal medya da paylaşıyorum. Çünkü bende ki bu 23 Nisan ya da milli bayram duygusunu çocukların kaybetmesini istemiyorum. Hem oğlumun hem de diğer bütün çocukların. Çünkü bunlar bizi bu ülkeye bağlayan, tam bağımsızlığa bağlayan, milli egemenliğe bağlayan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlayan şeyler. O yüzden bu bağların hiç kopmaması hiç zedelenmemesi adına ben çok önemsiyorum. Oğlumu da bunu aşılıyorum. Bu vurgu çok önemli bence milli bayramlar adına. Çünkü bu ülkeyi severseniz, tarihiyle seveceksiniz, kazanımlarıyla seveceksiniz. Eğer bu ruhunuza işlemezse bu kazanımların da değerini bilemezsiniz ve bunlar için de mücadele etmeyen bir nesil gelir. Zaten eğitim sistemi ortada, okulların durumu ortada. Hal böyleyken maalesef iş velilere düşüyor. Bende bir anne olarak, bir veli olarak ya da bir teyze olarak ben bu ruhu kaybetmemeleri adına elimden geleni yapıyorum. Umarımda kaybetmezler. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’te boşuna çocuklara bırakmamış, boşuna armağan etmemiş bu bayramı. Bu ülkeyi bu çocuklara armağan etmiş, gençlere armağan etmiş, Atatürk bu ülkeyi geleceğe emanet etmiş. O yüzden çocuklar bizim geleceğimiz, en kıymetlilerimiz. Elimizden gelen desteği de onlara vermemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer okul böyleyse eğitim sistemleri böyleyse iş velilere düşüyor.”

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
17°
açık
banner177
banner178
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?