CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV'de katıldığı televizyon programında Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Oteli faciasına ilişkin soru üzerine, "Bu mahkemede yargılanması gerekenler burada yok. Olmamalarının sebebi de bakanın izin vermiyor oluşu. İdare Mahkemesi'ne başvurulacak, ümit ediyorum mahkeme bakanın idari kararını bozacak. Kapıda yazıyor, Turizm Bakanlığının denetimine tabidir diye. Turizm Bakanı, geçen hafta 50 metrelik yatıyla misafir ağırlıyordu. Olacak iş değil. Aileler çok tepkili. Kızını ve torununu kaybetmiş bir Manisalı hemşehrimle beraber oturduk. İnsan gerçekten yaşananlardan sonra insanlığından utanıyor. Yargılanması gereken herkesin yargılanması için verilen mücdaleye destek vereceğiz. Sonunun Soma gibi olmaması için mücadele edeceğiz" ifadesini kullandı.
Pençe Kilit Harekatı bölgesinde yaşamını yitiren Nuri Melih Bozkurt'un naaşının aranma çalışmasında 19 askerin metan gazından zehirlenmesi ve 12'sinin yaşamını yitirmesine yönelik değerlendirme yapan Özel, şunları kaydetti:
Meclis zemininde bu işin soruşturulması için girişimlerde bulunacağız
"Terörsüz Türkiye mi dersiniz bir sürecin içinde Türkiye. PKK'ya operasyon yapılmıyor. İki sene önce bir üsteğmenimiz şehit olmuş, hastane olarak kullanılan bir mağarada bulunduğu ve orada defnedildiği düşünülüyor. Onu bulmak için gidiyorlar. Şehidin naaşına erişmek çok önemli bir şey. Bu işi en iyi bilenlerin orada olması lazım. Bir kişinin maskelerle, ölçüm cihazlarıyla girmesi gerekirdi. 19 kişi birden hep beraber girmişler. Devlete emanet 19 civciv ölse hesabını sorarsın. Koskoca devletsin. 19 aslan parçası gidiyor, 12'si şehit oldu. Kahredici bir şey. Tahkikat yapılması önemli. Böyle bir devirde bu kadar tecrübeli bir ordu nasıl böyle bir hata yaptı. Boşu boşuna... Bir sürü başka ihtimal söyleniyor. Biz devletin yaptığı resmi açıklama ile bağlıyız. Meclis zemininde bu işin soruşturulması için girişimlerde bulunacağız cenazeler kalktıktan sonra. Bana raporlanan çok büyük bir ihmal olduğu. Kimse nasıl olduğuna anlam veremiyor. Bunun enine boyuna soruşturulup sorumluların cezalandırılması lazım.”
Yeni faza geçtiler, bizim de yeni faza geçmemiz lazım
Perşembe günü belediye başkanlarımızla toplanacağız. Partinin yetkili organlarında, il başkanlarımızla, milletvekili grubumuzla ne yapmalıyızı konuşuyoruz. En sonunda bir MYK yaparak bir yol haritası belirleyeceğiz. Yeni faza geçtiler, bizim de yeni faza geçmemiz lazım. Stratejik kararlar, yeni tavırlar, biraz vadeli ama etkili kararlar olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi kararlı mücadelesinden geri adım atmayacak. Söz alan herkes, 'Millet bizden razı, üyeler bizden razı. Verilen mücadeleden herkes memnun, millet bizi anlıyor' diyor. Ben partinin hem tabanının bu kadar konsolide olduğu hem de seçmeninin oyunu bu kadar helal ettiği bir dönemi hiç yaşamadım. CHP'nin ortaya koyduğu bu mücadele hattı milletten takdir görüyor. Ocak ayına kadar il başkanlarının talepleriyle mitingler doldu. İl başkanları kendi ilinde miting yapılması için birbirleriyle mücadele ediyor. Üye ve şehir, CHP'nin 19 Mart darbesine direnen eylemlerini çağırıyor. Bu bir eylemlilik ve o eyleme dahil olmak istiyor. Tarihte o eylemin bir yerinde yer almak istiyor.
Partiyi bölmeye, İmamoğlu ile beni ayırmaya, partinin önceki genel başkanıyla beni karşı karşıya getirecek cümleler kuruyor
Erdoğan bana diyor ki, 'Ekrem'i bırak, sokaklardan çekil, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.' Bir yanda tehdit var, gezersen partinin başında kalamazsın diyor. Bırak dediği adamın arkasında 15,5 milyon insanın 23 Mart Pazar günü kullanılmış oyu var. 15,5 milyon insan bir darbeye karşı irade koymuş. Türkiye'nin bütün sokaklarında bir şey oluyordu. Bu vakitten sonra kim bırakıyor Ekrem'i. Böyle bir şey mümkün değil. Bugün Ekrem İmamoğlu'na sırtını dönen millete sırtını döner. Artık milletin adayı. Tayyip Bey'in yaklaşımı şantaj ve tehdit içeriyor. Bu yaptığı çağrı, siyasi ahlaklı bir çağrı değil. Partiyi bölmeye, İmamoğlu ile beni ayırmaya, partinin önceki genel başkanıyla beni karşı karşıya getirecek cümleler kuruyor. Yüzde 30'ların altına, yüzde 29'lara düşmüş, kendi partisini bir yere getiremiyor, bizim partinin içini karıştırmaya çalışıyor. Ben o oyuna gelir miyim. O oyuna geldiğin anda Tayyip Erdoğan o dakika kazanır. Son seçimin galibi biziz, şimdi ben seçildim kardeş, ne olacak. Saygı duyacaksın. Saygı duymuyor, saldırıya geçiyor, sorun burada.
Kurultay davası sonuç değil süreç odaklı bir davadır
Kurultay davası sonuç değil süreç odaklı bir davadır. 4-9 Eylül kuruluş haftamız. 4-9 Eylül arası bu sene belki Program Kurultayımız olur. 4-9 Eylül arası önceki genel başkanlarımızla, önceki milletvekillerimizle, partinin seçilmişleriyle hem geleceği hem geçmişi konuştuğumuz kuruluş haftası planlıyoruz. 8 Eylül'e alınan dava bir hafta öne de alınabilir, bir hafta ileri de alınabilir. O hafta olmasın, ayıp bir şey yani. Yüksek Seçim Kurulu'nun kararı kesindir seçim hukukunda. Bundan sonra bir partinin YSK'nın kesinleştirdiği seçimine başka bir şey yapıp, kayyım, butlan yapmaya kalkarsan hiçbir seçim kesinleşmez. Bir meczubu bulursun, bir ifadeyi verirsin, bir mahkemeye davayı açtırırsın her seçim tartışmalı hale gelir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YSK'nın temyiz mercii gibi çalışması doğru değil. Mümkün olduğu kadar o işi uzatmaya ve partiyi tartıştırmaya bakacaklar.
Cezalandırılan Adıyaman'dır
Abdurrahman her siyasiye nasip olmayacak bir güven kazanmış Adıyaman'da. Abdurrahman bu iftiracıyla çalışmamış. İspatlanamıyor. 24 bin TL benden para istediler diyor, verdiğinin kanıtı da yok. Bununla Abdurrahman'ı gözaltına alıyorlar. Benim demek istediğim şu: Zulmediyorlar. Her biri pırlanta gibi arkadaşım. Yarın tutuklasınlar Abdurrahman Tutdere'yi, AK Partili bir siyasetçi gezsin Adıyaman'ı, bakalım ne diyecekler. Adana'yı cezalandırıyorsun, Adıyaman'ı cezalandırıyorsun. Cezalandırılan Adıyaman'dır."
Gel seçimleri yenileyelim, kararı millet versin
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Kasım Pazar gününe yaptığı seçim çağrısına ilişkin olarak, "9 Kasım olabilirdi, ertesi gün sevinilecek bir gün değil 10 Kasım olduğu için. Çok kış olmadan yapılsın istiyoruz. Erdoğan'ın seçilmesinin iki buçuğuncu yılıdır kasım ayı. İki buçuk yıldır yapıyor, iki buçuk yıl daha yapmaya hakkı var. Eğer Meclis 360 kişiyle toplanıp da seçimleri yenilemezse, iki buçuk yıl daha duracak. Biz diyoruz ki bıçak kemiğe dayanmış, gel seçimleri yenileyelim, kararı millet versin. Toplumun tüm kesimleri yoksulluktan şikayet ediyor. Korkmuyorsan gel kararı millet versin diyoruz. 31 Mart'ta kaybetti, kötü adaylara bağladı. 31 Mart'tan sonra hemen her ay CHP birinci parti. Madem birinci partisin, gel seçime. Gelecek sene Nisan'a karar alırsa ona da itiraz etmeyiz. Biz erken seçimi istiyoruz, erken seçimi zorlamak için ne imkan varsa zorlayacağız" ifadesini kullandı.
Bir çürük elmanın bütün sepeti berbat etmesine izin vermeyiz
Özel,"Manavgat aslında turnusol kağıdı. Görüntüleri gördüm, kaynar sular başımdan döküldü. O görüntüler montaj falan çıkarsa arkadaşın arkasında dururuz. O görüntüler gerçekse Allah onun bin kere cezasını versin. Bu parti, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, tarihin en kritik seçimlerinden bir tanesine giderken, bütün belediyeleri kazanmış ve belediyeleri iyi yönetirsek bize ülkenin anahtarını verecekler, bu dönemde böyle bir işe kalkışıp da kendisinin, ailesinin namusunu düşünmeyip de partinin geleceğiyle oynayacak bir hareket yapan birini affetmek mümkün değil. İki muhakkik görevlendirdim. Birtakım bilgiler var, iç açıcı değil ama çok erken bir şey söylemek doğru değil. Para alma iddiası var gibi duruyor. Öyle bir şey olduysa, CHP ile bir saniye ilgisini bırakmayız. Bir yerde yolsuzluk, hırsızlık varsa karşısında en başta bizim durmamız lazım. Biz temiz, namuslu siyaseti savunan bir partiyiz. Biz bu işlerden uzak dururuz. Belediye başkanlarımızın çok büyük bir kısmının bu konuda son derece titiz olduğunu da görüyorum. Bir tane çürük elmanın bütün sepeti berbat etmesine izin veremeyiz. Senin hırsızın kötüdür, benim hırsızım iyidir diyecek bir parti değiliz. Hırsızlık varsa sonuna kadar karşısındayız. İmamoğlu'na atılan iftiranın tarihin en büyük kara çalması olduğunu bildiğimiz için onun namusuna kefil oluyoruz, arkasında duruyoruz.
Sokağa çağrı yapacaksam o günü ben bilirim
AK Parti'nin siyaseti muhalefete alan tarif etme üzerine... Tarzı siyasetimizde AK Parti'nin bize tarif ettiği alan içinde kalmak yok. Onların sıkıştırdığı yerde ben siyaset yapmam, yapamam. 19 Mart gecesi sokaksa sokak dedim. 115 bin kişi geldi tarihi yarımadaya. Bir sonraki gece daha çok, daha çok en son 1 milyon 200 bin kişi geldi. Mısır'da iki ayrı meydan vardı. Bir meydanda rejim aleyhtarları, bir meydanda onları protesto edenler. Tayyip Erdoğan şimdi darbeyi yapan Sisi ile beraber. Mursi'ye darbe yapan Sisi ile beraber oldun mu olmadın mı. Bana martaval okuyorlar. 19 Mart'ta lüzum gördüm sokağa çağırdım. Sokağa çağrı yapacaksam, o günü ben bilirim. Senin beslediğin, semirttiğin FETÖ'cüler sana darbe yapıyordu, Özgür Özel sana ilk sahip çıkan oldu. Tayyip Erdoğan'a darbe yapacak yapı yine karşısında ilk beni bulur. Ben darbe fikrinin adamı değilim, demokrasi fikrinin adamıyım. Onların bana gösterdiği alana mahkum kalmayacağım. Sokak çağrısı gerektiğinde yapılır, 19 Mart'ta yaptım, sonuç aldım. İcap ederse yine yaparım. Yapıp yapmayacağıma ben karar veririm. Diyalog geliştirmek istiyorsan bu başka bir şey. Gittikleri yolun yol olmadığını anlayıp demokrasi zeminine döneceklerse...
Başımıza nahoş bir durum geldi. Pazar günü sabahleyin Zafer Partisi, öğleden sonra DEM Partisi geldi CHP'ye. Bu, önemli bir iş. Biz mitinglerde de hem Zafer Partisi'nin sayın Genel Başkanının hukukuna sahip çıkarken, Sayın Demirtaş'ın ve Sayın Yüksekdağ'ın hukukuna sahip çıktık. Orada, çok sert siyasi rekabet, uzlaşmaz karşıtlıklar olsa bile, muhalefetin birbiriyle uğraşmak yerine kendisine bunu yapanlara karşı kendini savunması önemli. Pazar günü bize her iki partinin de geliyor olması, muhalefette kurulan ilişkilerin samimi olduğunu gösteriyor. Türkiye'de muhalefetin bir eşiği aştığını gösteriyor.
Silah bırakma töreninde büyük ihtimalle olmayacağız
100 yıl sonra bu meseleyi aşıp, Türkiye'de terör sorunundan kurtulur, Kürt'ü Türk'ü kolkola bir fırsatı değerlendirirse, 21'inci yüzyılın ikinci çeyreği başlıyor. Yapay zekası, bilmem nesi, bu tren kaçtı mı bir daha yakalanmayacak. Buradan sonra bu üç yılı, beş yılı kaçırırsak, bundan sonra bir daha şöyle olacak: Dünyayı yöneten ülkeler ve yönetilen, onlara hizmet eden ülkeler. 3'üncü sınıf bir ülke, dünyayı yöneten ülkelere hizmet üreten, gıda üreten, penye üreten gariban ülkeler arasında kalabiliriz. Bu fırsatı değerlendirirsek zaten AB, CHP'nin vizyonuna destek veriyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni AB'ye tam üye yapıp, kaçırdıklarımızı yaparsak, hepimizin çocuğunun geleceği kurtulur. Ben buradan heyecan duyuyorum. Keşke Meclis Komisyonu oluşmuş olsa, komisyon da silah bırakma törenine gözlemci heyet yollardı, iyi olurdu. Partilere davetler yapılıyor, bize DEM'den geldi. Devletin organizasyonun içinde olması ve net olarak bütün partilerle konuşuyor olması gerekiyor. O süreçte büyük ihtimalle biz orada olmayacağız ama bu süreci desteklemeyeceğimiz anlamına gelmez. O tören neye gebe bilemiyorsun. Meclis Komisyonu oluşsaydı, iyi olurdu. Süreci baltalamayız, silah bırakılmasını destekliyoruz. Sürecin karşısında değiliz.
Türkiye'nin yarınlarında bu yorgun iktidar yok
CHP, birlik ve beraberlik içinde tarihin partinin kurumsal kimliğine yapılmış en büyük saldırısına karşı dimdik ayakta duruyor, bu darbeyi püskürtmeye kararlıyız. Türkiye'nin yarınlarında bu yorgun iktidar, yaşlı iktidar yok. Gençlerin geleceğinin önünü açacak, Türkiye'yi AB'nin bir üyesi yapacak, vizesiz ve yasaksız Türkiye'yi gençlere kazandıracak CHP var."