POLİTİKA

Özgür Özel Adana’dan seslendi: Görüyor musun Adana'nın başkanlarına sahip çıkışını!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın tutuklanmasını protesto için 'Başkanlarımıza Özgürlük' sloganıyla bir miting düzenliyor.

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın tutuklanmasını protesto için 'Başkanlarımıza Özgürlük' sloganıyla bir miting düzenliyor.

Özgür Özel'in konuşmaları şu şekilde:

Darbeciler mi üstün, millet mi üstün?

“Dediler ki bir günde o meydan dolmaz. Görüyor musun Zeydan Başkan. 250 bin hemşehrin sana sahip çıkıyor bu meydanda. Adana evlatlarına, iradesine sahip çıkıyor. Kumpaslara itiraz ediyor. Helal olsun Adana’ya… 19 Mart günü sabahın erken saatlerinde diplomasını iptal edenler Ekrem İmamoğlu'nun kapısına dayanıp darbe yapmaya çalıştılar. Darbe yönetene yapılır. Milletimizin takdiri ile bir sonraki Cumhurbaşkanına darbeye kalktılar. Biz de önce yüz binlerle sonra milyonlarla Saraçhane'ye gittik. Onlar vapurları bağladılar, metroları kapattılar. Biz 1 milyon 200 bin kişi olduk, darbeyi geri püskürttük. O darbenin üzerinden 118 gün geçtikten sonra İstanbul'la yetinmediler. Artık Adıyaman'ın, Antalya'nın, Adana'nın ve İzmir'in de iradesine göz diktiler. Darbeciler mi üstün, millet mi üstün? İşte Adana'nın iradesi. Adanalıyık, Allah'ın adamıyık diyenler burada!

Birileri Cumhurbaşkanını kandırmış

Birileri Cumhurbaşkanını kandırmış. 3 savcımız var, 3 tane de yalancı şahidim var demiş. Televizyonlardan yayınları ve iftiraları basarız demişler. Ey Erdoğan görüyor musun Adana'yı? Biz bu darbeye teslim olmayız. Sabah güneş doğunca kalkan gece yarısı eve varan bir abiniz. İki dönemdir Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar. 250 bin buraya nasıl geldi, dedim. Bütün kooperatifler karar almış. Otobüslerin üzerinde yazıyor. 'Pandemide sen vardın, depremde sen vardın yanımızda, kim gelecekse senin yanına bedava!' Bir şehir ayağa kalkmış. Adana ayağa kalkmış. STK'lar meslek örgütleri zorlamadan, çağırmadan, mitingi duydular geldiler. Hepsine teşekkür ediyoruz.

Ödemeler ne eksik ne de fazla yapıldı

Adanalılar, bütün Türkiye bu meydana bakıyor. Diyor ki, 'Acaba ne oluyor? Oralarda neler oluyor?' Bakın önce Zeydan Başkan niye Silivri’de? Zeydan Başkanı bin kilometre öteye neden götürdüler? Bu dönem değil, geçen dönem değil, bundan 11 yıl önce Zeydan Başkan Seyhan Belediye Başkanı oldu. Zeydan Başkan'ın geldiği belediye, AK Parti'den alınmıştı. AK Partili belediye, çöp ihalesini bir şirkete vermişti. Zeydan Başkan, onun döneminde, önceki dönemde yapılmış ihaleden çöp toplayanların, fatura kestirilenlerin ödemelerini yaptı. Ne eksik, ne fazla. Hak ettikleri gün, hak ettikleri kadar ve ne zaman sözleşme bitti, bir daha yenilenmedi. Ancak bu savcı saldıracak ya, kişiye bakıyor. 11 yıl önce Seyhan’da çalışmış. Geliyorlar, başkana iftira attırıyorlar. Başkanın 11 yıl önceki mevzudan, AK Parti’nin verdiği ihalenin parasını ödüyor. O ihaleyi yapan AK Partiliye ne verilmiş? Bilmiyoruz. Buraya onları niye bela etmiş? Bilmiyoruz. Paralarını ödemiş, günü gelince de göndermiş. Zaten Zeydan Başkan, sonra bir daha da onlarla çalışmamış.

Bu kadının kocası mı yapmış yolsuzluk?

O dönem denetlenmiş, aklanmış. Sonra Adana Büyükşehir’e gelmiş. Seçmişsiniz, görev yapmış. 5 yıl denetlenmiş, aklanmış. Bu sefer rekor oyla seçmişsiniz. 2 senedir de bunu yapmış. 11 yıl geriye gidip iftira attırıyorlar ve diyorlar ki, 'Seni aldık, burada hapse koyduk'. O Zeydan Başkan, 11 yıl boyunca bir çöp bulamadıkları, bir iftiracıyla tutukladıkları Zeydan Başkan'ın eşi burada, eşi. Nuray ablam. Öğretmen. Nuray Hanım Adana'da devlet okulunda 32 yıldır maaşla çalışıyor. Hala devlet memuru, her sabah derse gidiyor. Bu kadının kocası mı yapmış yolsuzluk? Karşımızda bir organize suç yapısı, ellerinde bulundurdukları bütün yetkilerle acımasızca saldırıyorlar. 19 Mart'tan beri hatta geçen sene 9 Ekim'de Ankara'dan İstanbul'a yollandığından beri, Ahmet Özer Başkanımızı aldığından beri saldırıyorlar, iftira ediyorlar. Biz de onlara karşı yüreğimizle bileğimizle, bu otobüsle, mikrofonla meydan meydan geziyoruz ve derdimizi millete anlatıyoruz.

Ama yine de millet onlara inanıyor

Anketlerde milletin yüzde 25'i bilemedin yüzde 30'u ona, yüzde 70'i bize inanıyor. Böyle olunca dün akşam İletişim Başkanını değiştirdiler. Eğer bir siyasi yapıda, bir partide işler kötü gidiyorsa faturayı iletişimcilere keserler. Fahrettin Altun gitti, TRT'yi değiştirecek, Anadolu Ajansı'nı değiştirecek, RTÜK'ü değiştirecek çünkü diyorlar ki 'Bütün televizyonlar bizde, gazeteler bizde, çarşaf çarşaf manşet bizde, gece yarısı 12'ye kadar bizim ekranlarda iftira atanlar... Onların altında bir otobüs, onlarla birlikte 2,5 kanal, biri kapalı, biri açık. Ama yine de millet onlara inanıyor.' Ben bu milletin ferasetine, yüreğine ve bu iftiracılara karşı evlatlarına sahip çıkacağına hep inandım, görüyorum ki millet arkamızda. Erdoğan'ın arkasında gizli tanıklar, Amerikan Devleti Trump, İsrail, bizim arkamızda millet var, Adana var, Türkiye var

Zeydan Karalar yenecek seni

Adanalı Ali Dayı'yı anlatacağım. Ali Dayı demiş ki, 'Ben Ramazanoğullarının torunlarından Ali. Çok kuşaktır Çukurova'da tarım yaparız. Zeydan'ı 45 derece sıcakta asfaltın başında gördüm, sel basan yerde çizmesiyle çamurun içinde gördüm. Şimdi Zeydan'a iftira etmişler, mahpus etmişler. Biz Adana'da güneşe dayanırız, sıcağa dayanırız, iftirayı gölge etseler geçip de altında durmayız, Zeydan'ın arkasında dururuz.' Tayyip Erdoğan, Trump'a güvenme, Netanyahu'ya güvenme, Ali Dayı var ya Ali Dayı. Ali Dayı yenecek seni, Zeydan Karalar yenecek seni. Ekrem İmamoğlu yenecek seni.

Ekrem Başkan'ın diplomasını geri alacağız

Ekrem Başkan üniversite arkadaşlarıyla 11'e 11 maç yapabilir. 100 tanesini çağırıp iftar verebilir, sabahleyin 70'iyle kahvaltı yapabilir ama Erdoğan, bir üniversite arkadaşıyla bir sabah kahve içip fotoğraf atabilir mi? Oturup tavla oynayacak bir üniversite arkadaşı var mı? Çıkmadı. Milletin diplomasını sorgulayan Erdoğan'ın diplomasını sorguluyorlar. Her yola başvuruyoruz, davalar açıyoruz, Ekrem Başkan'ın helal yollarla aldığı diplomasını geri alacağız, bu diplomasızı da evine yollayacağız.

Meclis milletin kanayan yarasını kapatmak için var, yaraya tuz basmak için değil

Bu ülkede her şeyi TÜİK belirliyor. Enflasyon yüzde 80, 40 diyor. Tayyip Erdoğan zamları buna göre veriyor hatta beklenti enflasyona göre veriyor, milletin cebine girmesi gereken paranın pek azı giriyor. 80 yaşında kıymetli bir amcam demiş ki, 'Bu TÜİK, kul hakkı yiyor'. TÜİK, kul hakkı yiyor, ona emir veren Tayyip Erdoğan. Bütün emeklilerin, bütün emekçilerin, bütün memurların hakkını yiyor. O hakkın hesabını ondan hep birlikte soracağız. Asgari ücret 22 bin TL. Geçim olmuyor. 30 bin 250 TL istiyoruz, kanun teklifini verdik bekliyoruz. Emekliye seyyanen zam verildi geçen sene, tutmadılar. Seyyanen zam için kanun teklifini verdik, bekliyoruz. Emeklileri açlık sınırının altında süründürüyorlar. Her emekliye bir asgari ücret verilmesi gerekir, kanun teklifini verdik, bekliyoruz. AK Partililer ise tatile gitmeyi bekliyorlarmış. Meclis, milletin kanayan yarasını kapatmak için var. Yaraya merhem olmak için var. Yaraya tuz basmak için değil. Milletin yarasına tuz basan AK Parti, tatile girip kendini tuzlu sulara gömecekmiş. Yazıklar olsun size. Bu meclis kapanmadan derhal emekliye sahip çıkmalıdır.

Terörsüz ve demokratik Türkiye, tutuksuz yargılanma, TRT’den canlı yayın

Bir yandan etrafımıza ateş çemberi diyeceksin, iç cephe güçlü olmalı diyeceksin, iç cepheyi güçlendirelim diyeceksin, diğer yandan elinden gelen kötülüğü muhalefet partilerine, onların başkanlarına yapacaksın. Biz bu haksız tutuklamalardan, uzun süren tutukluluktan, bir türlü yazılmayan iddianameden, atılan iftiralardan şikayet ediyorduk. Aylardır söylüyoruz. Osmaniye'nin evladı Devlet Bahçeli nihayet dün çıktı dedi ki, 'Bu kadar uzun tutukluluk olmaz, iddianameler yazılmalı, Özgür Özel'in dediği yapılmalı'. Ne diyor Özgür Özel? Biz evlatlarımıza, başkanlarımıza güveniyoruz. Siz de iftiracı savcınıza güveniyorsanız, yayını açın, yargılamaları TRT'den canlı yayınlayın. Devlet Bey böyle deyince ayrı düşmemek için Tayyip Bey de yarım ağızla, 'İyi olur' demiş. Mecliste kanun teklifimiz var. Meclis kapanmadan kanunu çıkartalım. Çünkü iftiradan yıldık, yalandan bıktık. Namusumuza, şerefimize, haysiyetimize yapılan bu saldırıyı geri püskürteceğiz. Hodri meydan. İşte o zaman herkes beyazı da siyahı da görecek. Biz 3 T’nin arkasındayız. Terörsüz ve demokratik Türkiye, tutuksuz yargılanma, TRT’den canlı yayın.

AK Parti'nin üyeleri korkmasın

Adana’dan bütün Türkiye’deki AK Parti üyelerine sesleniyorum. Bir partiye oy veren, üye olan korkmasın. Ne zaman pişman oldun, bizim yanımızdasın, başımızın tacısın. Erdoğan’ı yolladığımızda, emekli maaşı bir asgari ücret olduğunda, CHP’liye de öyle AKP’liye de öyle. Asgari ücret 30 bin lira olsa CHP’li de doyacak, MHP’li de doyacak. Hal böyle olunca kimse korkmasın. Bunların zulmedenleri korksun, hırsızları korksun, yolsuzları korksun. Hepsinden hesap soracağız. Ama AK Parti’nin üyelerini bağrımıza basacağız. Onlar korkmasın. Onlar oy versinler, hep birlikte kurtulacağız. Ama bu yoksulluğu, bu zulmü, bu yalnızlığı, bu işsizliği hep beraber bitireceğiz.

Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum

Buradan sonra artık nereye çağrılırsak koşmanın, yan yana durmanın, kol kola girmenin, omuz omuza mücadele etmenin, bu iktidarı değiştirmenin, iktidara gelmenin zamanıdır. Hazır mısınız? Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi. Güya yenilmez Erdoğan. Girdiği her seçimi kazanan Erdoğan, girdiği son seçimi kaybetti. Ama ona karşı kaybetmeyen birisi var. Beylikdüzü’nü AK Parti’den alan, 31 Mart 2019’da Binali Yıldırım’ı yenen, seçim elinden alınınca, çalınınca ceketi çıkaran, gömleği sıvayan, Haziran’da bir daha kazanan, 800 bin farkla kazanan, beş yıl hizmet edip şimdi 1 milyon 100 bin farkla kazanan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu geliyor. Ve bunun için ona engel olmak için her şeyi yapan Erdoğan’ın oyları yüzde 30’un da altına düştü. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Yüzde 29’la seni orada oturtmam, seni orada oturtmam. Yüzde 29’la orada oturamazsın. O yüzden 2 Kasım Pazar günü sandığı istiyoruz ve sesleniyoruz hep birlikte. Ey Erdoğan; ben milletim, ben milli iradeyim. Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.”