Cengiz Aldemir/ANKARA- Dışişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda konuşan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, "4 Kasım 2016’da halklarımızın emeği ve oylarıyla seçilen değerli arkadaşlarımız, milletvekilleri, belediye eş başkanları gözaltına alındılar ve rehin alındılar, kaçırılarak rehin alındılar. Beş yıldır siyasi darbeye zindanda direniyorlar, biz de HDP olarak direnişimizi sürdürüyoruz" dedi. 

TÜRKİYE DEMOKRASİ YERLERDE SÜRÜNÜYOR

Demokratik cumhuriyeti inşa etmek için mücadelelerinin bütün gücüyle sürdüğünü ve en geniş ittifaklarla birlikte demokratik bir Türkiye yaratmak için adım atmaya devam edeceklerini vurgulayan HDP'li Kemalbay, "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi adı altında yaratılan mevcut saray rejimi Türkiye 

Büyük Millet Meclisini birçok konuda baypas etti biliyorsunuz. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri onaylayan ve yürürlüğe girmesini sağlayan yetkili makam Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu hâlde İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasından tutalım da, Kavala ve Demirtaş kararlarında olduğu gibi AiHM kararlarının çiğnenmesi vahim bir durumdur. Türkiye demokrasisinin yerlerde süründüğünü gösterir, saray vesayetine işaret eder" eleştirisinde bulundu. 

ÇAVUŞOĞLU'NA TALİBAN SORULARI

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na, "Türkiye’ye bu antidemokratik tablonun verdiği zararı Batı’ya bir değil bin tane kule dikseniz de gideremezsiniz" diye seslenen Kemalbay,  Erdoğan'ın Taliban için “Türkiye'nin inancıyla ters bir yanı yoktur.” sözlerini anımsatarak, "Ankara'ya gelen ve VIP kapısında karşılanan, oradan geçirilerek karşılanan Taliban üyesi 31 kişilik heyetten 18 kişinin Birleşmiş Milletler terör listesinde yer aldığını biliyor musunuz? Bu örgüt, Afganistan'da 55 yaşındaki bir adamın 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlilik adı altında satılmasına onay veriyor. Afgan kadınlar sanattan, spordan, eğitimden, kamusal yaşamdan bu örgüt, bu Taliban tarafından izole ediliyor ve şiddete maruz kalıyorlar. Bunları nasıl görüyorsunuz yani Afganistan'dan başarılı bir üniversite öğrencisini Türkiye'ye getirerek, destek vererek bütün bu suçların üstünü örtebilir miyiz? Biz Sergey İsmaülhil’in Türkiye'ye getirilmesinden büyük bir mutluluk duyduk evet ama peki diğer Afgan kadınlar ne olacak? Türkiye'nin izlediği bu politikanın anlamı nedir diye size sormak istiyorum" diye konuştu.

DIŞİŞLERİ MAĞDUR İŞÇİLERİ GÖRMÜYOR

Türkiye'nin dış, savaş ve  yandaşlara rant politikalarının doludizgin sürdüğünü yurtdışında kaçak olarak çalıştırılan, Sembol ve BBR firması işçilerinin mağduriyetlerini Bakan Çavuşoğlu'na soran Kemalbay, "Örneğin, bütçeden inşaat işçilerine neden pay ayrılmıyor? İnşaat işçileri “Gurbetçiliğe mecburuz.” diyorlar ve vizesiz, kaçak olarak çalıştırılıyorlar. Örneğin, Kazakistan'da Sembol İnşaat ve BBR firması işçileri kırk gün boyunca Türkiye'ye dönemedi, oralarda büyük bir sefalet yaşadılar. Dışişleri Bakanlığı bu sorunu ülkeler arasında diplomasi ile çözebilirdi ama işçiler için parmağını bile kıpırdatmadı. Ben burada Sayın Yavuz Selim Kıran’ın hakkını da vermek istiyorum. Bizimle bu konuda pek çok kez görüştü fakat onun da gücü yetmedi herhâlde bu konuya. Bu işçiler ortada bırakıldılar, hâlâ haklarını alabilmiş değiller. Bu zombi hâline dönüşen şirketler işçilerin haklarını gasbediyor, ortada bırakıyor ve işçilerin hakkını koruyan hiçbir sistem geliştirilmiyor" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

İŞÇİLER İÇİN FON ÖNERİSİ

İşverenlerin verdikleriyle oluşturulan, sendikaların, devletin ve bakanlığın denetiminde olan bir fon sistemi kurulması önerisinde bulunan Kemalbay, "Bu fonun kuruluşuyla işçilerin haklarının korunabilmesi için çaba harcanması ve yurt dışındaki işçilere de sahip çıkılması gerekiyor. Bakanlığınızın bu konudaki pratiği ne yazık ki yeterli değildir" ifadelerini kullandı.